Bir ülkenin yarınını şekillendiren en temel güç, fabrikalardan veya ekonomik kaynaklardan önce sınıflarda yetişen genç zihinlerdir. Okullar, sadece akademik bilginin aktarıldığı binalar değil; demokrasinin, üretkenliğin ve toplumsal huzurun harcının karıldığı birer gelecek laboratuvarıdır.

Bir toplumun dünya ölçeğindeki yarışta nerede duracağını belirleyen ana unsur, insan gücüdür. Bir ülkenin küresel yarışmadaki yerini, bir ülkenin insanını öylesine yetiştirme veya nitelikli insan yetiştirme çabası, gücü, kabiliyeti belirler. Okullar; milli manevi değerlere bağlı kalmanın yanında; eleştirel düşünebilen, teknoloji üreten ve sorunlara yenilikçi çözümler getiren bireyler yetiştirerek, ülkenin milli ve manevi değerlere bağlı bireyleriyle , ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını geleceğe dair sağlar. Eğitimsiz kalmış bir toplumun ekonomik refaha ulaşması ya da sürdürülebilir bir kalkınma yakalaması mümkün değildir.

​​Bunun da ötesinde okullar, ülke toplumunu yetiştirme ve fırsat eşitliğinin en güçlü teminatı olmalıdır.. Anadolu'nun en uzak köyündeki bir çocuk ile metropoldeki bir çocuk aynı potansiyeli taşıyabilir; bu potansiyeli cevhere dönüştürecek yegâne yer ise nitelikli bir okul çatısıdır. Sınıflar, farklı sosyal kesimlerden gelen gençleri ülkenin ortak değerlerietrafında kenetleyerek toplumsal barışı ve vizyonu besler. Bir ülkenin geleceğe bıraktığı en büyük miras okullarına yaptığı yatırımdır. Okul sıralarında yetişen her bilinçli birey, sağlık bilimleri ,mühendislik ve fen, sosyal ve beşeri bilimler, iktisadi ve idari bilimler, eğitim bilimleri alanlarından aldığı nitelikli eğitimle, ülke insanına liderlik yapacak ülkenin kaderini yön verecektir. Ülke genelinde oluşturulan nitelikli meslek okulları ile üretime katkı yapan insanlar, ustalar sayesinde de gelecek zemini daha bir sağlamlaşacaktır.

Buraya kadar yazdıklarımız olması gerekenler ,bir ülke için hayatın gerçekleri ; güçlü, etki alanı yüksek, lider ülke vs. için olmazsa olmazlar fakat; geleceği sadece okul zili tek başına belirlemez. Okullara yardımcı olması gereken başka başka etkenler ülke geleceğinin belirlenmesinde büyük rol oynar.

​​Bir toplumun kaderi, sınıfların dört duvarı arasında yazılmaya çalışılırken aynı zamanda ; ailenin sofrasında, mahallenin sokağında, esnafın tezgâhında, evlerin salonunda, yolun kaldırımında, trafiğin ışığında, her türlü meclisin sohbet biçiminde, stadyumların tezahüratında, şehrin meydanında, dijital mecraların her köşesinde, ülke insanlarının sevgi, saygı, hoşgörü anlayışında, dilinin üslubunda şekillenir. Bütün bu etkenler ortada ve gerçekler bilinirken çocukları ve gençleri yarınlara hazırlama sorumluluğunu yalnızca öğretmenlerin ve okulların omuzlarına yüklemek, toplumun kendi geleceğine karşı sorumluluktan kaçması mıdır acaba?

​​Afrika’daki "Bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekir" atasözü, günümüz karmaşık dünyasında her zamankinden daha geçerli. Okul, bilgi ve akademik disiplini sunar; ancak bir gencin karakteri, karşılaştığı her yetişkinin duruşuyla yoğrulur. Otobüste yaşlıya yer veren bir büyüğün nezaketi, sokaktaki esnafın dürüstlüğü, bir komşunun gösterdiği samimiyet veya internetteki bir içerik üreticisinin üslubu, genç zihinlerde ders kitaplarından daha derin izler bırakır.

​​Toplumun her ferdi, farkında olsun ya da olmasın, yürüyen bir müfredattır. Ülkede sorumluluk sahibi insanlardan sanatçılara, ebeveynlerden mahalle muhtarına ,esnafın ticaretanlayışından müşteri davranışına, büyüklerin devlet anlayışından devletin halkı anlama kabiliyetine, kişilerin doğru kişilik ve karakterinden yanlış tavır davranışlara varıncaya kadar herke duruşuyla gençliğe bir değer rehberi sunar. Kendi içimizde adaleti, nezaketi, iş ahlakını ve dürüstlüğü yaşatmadığımız sürece, okullardan mucizeler beklemek hayalcilik olur. Toplumsal iyileşme; okuldaki tahtanın başında başlar etkisi hepimizin sergilediği ortak ahlak ve sorumluluk bilincinde başlar.

Okullarda öğretmenler tarafından ortaya konan değerlerin ve rehberliğin kalıcı bir toplumsal dönüşüme dönüşebilmesi, tüm yetişkinlerin toplum gençliğine sunacakları doğru ilkeleri günlük yaşamda tutarlı şekilde desteklemesine bağlıdır.

​​Okullarda öğretilen bilgi ile harmanlanmış değerler eğitimindeki kavramlar, ailede ve sokakta karşılık bulduğu sürece gençlerin karakterinde sağlam bir yer edinir.

Gençleri ve çocukları yetiştirmede en etkili yaklaşım; ülke içindeki tüm yetişkin bireylerin gençlere ve çocuklara doğru bir rol model olmasından geçmektedir. Bütün bu etkenleri görmeden, bilmeden, hatta bilmezden gelerek “Ah şu çocuklar ve gençler” diyerek ; çocukları , gençleri ve eğitimcileri mi suçlasak?

Ne yapsak ki, suçluyu bulmada hepimiz kolayı mı seçsek?

Durmuş SAYASLAN

Eğitimci -Yazar