Tekgıda-İş Sendikası Karaman İl Temsilcisi Orhan Soydan, sendikal yetki davalarının uzun sürmesinin işçilerin örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını olumsuz etkilediğini belirterek çalışma hayatında adaletin sağlanması gerektiğini vurguladı. Soydan, yargı süreçleri devam ederken emekçilerin haklarının yıllarca askıda kalmaması gerektiğini ifade etti.
“Bazı Davalar Altı Yılı Buluyor”
Çalışma hayatında yaşanan hukuki süreçlere dikkat çeken Soydan, iş mahkemelerinde yargılamaların seri şekilde yürütülmesi ve davaların altı ay içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini, ancak uygulamada bazı davaların altı yılı bulan süreçlere dönüştüğünü belirtti.
Uzun süren davaların en ağır yükünü işçilerin taşıdığını kaydeden Soydan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen sendikal yetki belgelerinin işverenler tarafından mahkemeye taşınmasının örgütlenme sürecinde belirsizlik oluşturduğunu dile getirdi.
Soydan, devletin bir kurumu tarafından verilen sendikal yetkinin yıllarca mahkemelerde tartışılmasının çalışma hayatındaki hukuki belirsizliği artırdığını savundu.
“İşçinin Sendikal Hakkı Fiilen Etkisiz Hâle Geliyor”
Sendikalaşmak için çeşitli zorluklara göğüs geren işçilerin, uzun süren yargı süreçleri nedeniyle mağduriyet yaşayabildiğini belirten Soydan, davalar devam ederken işyerlerindeki sendikal örgütlenmenin zayıflayabildiğine dikkat çekti.
İşçilerin işlerini ve güvencelerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalabildiğini ifade eden Soydan, mahkeme kararı çıktığında işyerinde sendikalı işçi kalmaması ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.
Soydan, yıllar sonra kazanılan bir hakkın, o hakkı kullanabilecek işçiler kalmadığında amacına ulaşamayacağını belirterek sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının etkin biçimde korunmasını istedi.
“Yetki Belgesini Alan Sendika Toplu Sözleşme Masasına Oturmalı”
Sendikal yetki davalarının devam etmesine karşı olmadıklarını belirten Soydan, hukuki süreçlerin işçilerin toplu sözleşme hakkını yıllarca kullanamamasına neden olmaması gerektiğini vurguladı.
Soydan, taleplerini şu sözlerle dile getirdi:
“Yetki belgesini alan sendika ile işveren toplu sözleşme masasına oturmalıdır. Mahkeme süreci elbette devam etsin. Yargı kararını versin, taraflar da çıkan karara saygı duysun. Karar sonucunda kimin hukuken haklı olduğu ortaya konulsun; doğan maddi ve manevi zararlar da hukuk çerçevesinde karşılanabilsin.”
Hukuki mücadelenin sendikal örgütlenmeyi ortadan kaldıran bir araca dönüşmemesi gerektiğini ifade eden Soydan, işçilerin toplu sözleşme hakkının güvence altına alınması çağrısında bulundu.
“Devlet, Emeğin de Devletidir”
Çalışma hayatında adaletin sağlanması için işçi ve işveren arasında gerçek bir dengenin kurulması gerektiğini belirten Soydan, devletin emekçilerin haklarını ve sendikal örgütlenme özgürlüğünü korumakla yükümlü olduğunu kaydetti.
Sendikanın sermayeye, üretime, yatırıma veya işverenlere karşı olmadığını vurgulayan Soydan, üretimin yükünü omuzlayan işçilerin haklarının korunmasını istediklerini belirtti.
Sendikasız ve güvencesiz bir çalışma ortamının sürdürülebilir üretimi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Soydan, çalışma barışının korunmasının hem emekçiler hem de işletmeler ve ülke ekonomisi açısından önem taşıdığını ifade etti.
“Talebimiz Ayrıcalık Değil, Adalet”
İşçilerin haklarına zamanında kavuşmasını sağlayan bir hukuk düzeni istediklerini belirten Soydan, sendikal yetki belgelerinin yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması ve toplu sözleşme özgürlüğünün etkin biçimde korunması gerektiğini dile getirdi.
Adaletin gecikmesinin yalnızca zaman kaybına yol açmadığını, emekçilerin umutlarını, örgütlenme haklarını ve geleceklerini de etkilediğini ifade eden Soydan, güçlü olan karşısında güçsüzün yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Açıklamasının sonunda sendikal haklar konusunda çağrısını yineleyen Tekgıda-İş Sendikası Karaman İl Temsilcisi Orhan Soydan, şu ifadeleri kullandı:
“Adalet istiyoruz! Emekçiye adalet istiyoruz! Sendikal örgütlenmeye adalet istiyoruz! Toplu sözleşme hakkının etkin şekilde korunmasını istiyoruz!”
Soydan, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını, hak sahiplerinin kararlar doğrultusunda haklarına zamanında kavuşmasıyla anlam kazandığını belirterek sözlerini “Yaşasın emek, yaşasın örgütlü mücadele! Adalet istiyoruz; bugün, şimdi ve herkes için!” ifadeleriyle tamamladı.
Next





