Reklam

Evet, Bir Daha Bana Ne Zaman Soracaklar?

Bu yazı 3732.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Evet, Bir Daha Bana Ne Zaman Soracaklar?1979 yılında Ortaokulun son sınıfındayım. Liseler zaten karışıktı ama Karaman Anafartalar ortaokulunda neredeyse hergün kavga yapan, çoğunun neden kavga yaptığını bilmediği birilerinin dolduruşuna geldiği ergenliğe yeni girmiş çocuklar vardı.

       Bu yüzden o dönemde her sabah okula girişte "Okula bıçak silah getiriyorlar mı? Yabancı madde sokuyorlar mı? diye, en büyüğünün yaşı 15 olan çocukların üzerleri polis tarafından aranıyordu kapıda. Ben de 13 yaşındaydım. Issız sokaklarda gençler önüme geçip; "sağcımısın, solcu mu?" soruları yöneltiyorlardı. Her iki halde de dayak yeme oranım yüzde elliydi ve "tarafsızım, parti tutmuyorum ben" derdim. Şimdi bu yazımı da taraf tutmadan yazıyorum.

       Ramazan Bayramının 4. Günü olan 12 Eylül günü oy vermeye giderken ortaokulu yeni bitirmiş edasıyla en güzel kıyafetlerimi giyeceğim, tıraş olacağım, bayrama giden çocuk sevincinde olacağım. O gün çocuklarımı karşıma alıp bir başka bakacağım. Evden bir başka çıkacağım. 'Evet' mührünü bir başka basacağım.

       Ancak niçin "EVET" ve niçin "HAYIR" diyeceğiz? Veya hangi meseleye evet, hangi meseleye hayır damgası basacağız? Şöyle de söyleyebiliriz; referandumda evet dediğimiz zaman ne değişecek? Hayır dediğimiz zaman ne değişecek? Bu anayasa değişikliğine kimler hayır, kimler evet diyecek? Hayır diyenler mi vatansever, evet diyenler mi?

       Geçtiğimiz hafta Kılıçdaroğlu Aktekke Meydanında beni ikna edemedi maalesef. CHP, "nasıl ki 12 Eylül 1980 anayasasına hayır demişsek, bu yıl yapılacak olan 12 eylül 2010 anayasa değişikliği referandumuna da hayır diyeceğiz, hayırda hayır var" diyor. Diyor da tezata giriyor. Çünkü 1980 referandumuna hayır diyenlerin otomatikman bu anayasaya evet demesi kaçınılmazdır.

       MHP'nin, Vuvuzela ile yaptığı basın toplantısı bir espriden öte geçmemiş, ciddiyetten uzak kalmıştır. Devlet yönetimine talip olan bir partinin her meseleyi ciddiyetle ele alması, muhalefetini ciddiyetle yürütmesi gerekir.

       BDP 'Hayır' oyu vereceğini söylemedi. "Boykot" kararı aldığını duyurarak sadece pazarlık sürecinde elini güçlendirmeye çalışmaktadır. Onlar şimdilik "Sandığa gitmeye 'Hayır' diyoruz." diyorlar.

       DSP Parti Meclisinden iki yönetici geçen hafta Karaman'daydı. 26 maddelik değişikliğin 24 maddesine direk onay verdiğini gelip Karaman'da açıkladılar. Ben DSP'nin beğenmediği diğer iki maddeyle birlikte referandumun diğer maddelerini 26 maddenin tamamını teker teker inceledim. Bizim aleyhimize olan bir şey yok.

       12 Eylül 2010 günü geldiğinde sandığa gideceğim ve "evet" diyeceğim. Fazla değil, iki nedenden dolayı "evet" diyeceğim. Doğrudur, 12 Eylül 1980'den bu yana Anayasa'nın birçok maddesi değişti. İlk değil yani.

       Bu seferki, halkın bizatihi yapacağı bir değişiklik. Başka bir deyişle, benim hür irademle gerçekleştireceğim bir değişiklik. 40 yılda bir elime fırsat geçmiş; bırakır mıyım? Bu bir. İkincisi ise, referandum meselesi. Boykot eder, yahut da "hayır" oyu kullanırsam; kimse bir daha benim oyuma müracaat etmeyebilir. Çekinir! Bunun da önüne geçmiş olacağım, "evet" demekle.

       Yıllardır demokrasiye susamış bir halk için bu paket tam demokrasi hareketi olmasa bile o yolun kapısını açacak, Karaman'da en az %60 evet çıkacak, Karaman ülke genelinde belirleyici olsa da Türkiye genelindeki yüzde daha fazla bile olabilir.

       Vatandaşlarımız bunun bir siyasi parti meselesi haline getirilmesi yönündeki tuzaklara düşmemeli. Çünkü bu olay partiler üstü bir meseledir bence de...

       1971 yılında muhtıra ile millet disiplin altına alınmaya çalışıldı. 1980 öncesinde ise pırıl pırıl gençlerin sağcı ve solcu diyerek birbirlerine kırdırıldı. Ben, bu ülkenin bir genciyim, bu ülkenin toprağını ve insanını seviyorum onlara güveniyorum. Özgürlüğün, hürriyetin, demokrasinin ve ülkede bu ülkenin yarınlarının millete ve milli iradeyle beraber ayağa kalkacağına sonuna kadar inanıyorum. Bu ülkenin genç bir evladı olarak demokratikleşmenin, sivilleşmenin, özgürleşmenin, bu ülkeyi zenginleştireceğine inanıyor ve bu ülkede postal devrinin bitmesinin, milli iradenin hakim olmasının lazım geldiğine inandığım için göğsümü gere gere evet diyeceğim.

       Olaya siyasi gözle kesinlikle bakmıyorum. Bu değişikliği MHP de yapsa, CHP de yapsa, DSP de yapsa AK Parti de yapsa ben milyon kere evet diyeceğim.

       Bu Anayasa'nın bir tek maddesi bile değişse 'evet' derim. 82 Anayasası Türkiye'nin ayıbıdır. Ülke olarak bu ayıptan bir an önce kurtulmamız lazım.

       Ben böyle düşünürken Hayır diyenleri düşündüğümde neredeyse 12 Eylül Anayasası'nı savunur hale geliyoruz. Burada bir terslik var. Bu tersliğin ortadan kalkması lazım. İşte ben bu tersliği ortadan kaldırıyorum. Ve darbenin gölgesinde hazırlanmış 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilmesine açık açık evet diyorum!

       Sonuç olarak, yeterli bulmamama rağmen, geçmişte yaşanan tüm yanlışlıkların bir daha kesinlikle yaşanmaması için, referandumda Anayasa Değişiklik Paketi'ne "EVET" oyumla destek vereceğim.

       "Evet" diyeceğim, çünkü seçimlerin artık bir anlamı olacak, TBMM bütün kurumların en üst çatısı ve yasama kurumu olarak sivil bir anayasa yapabileceğini ispat edecek, halk sivil bir anayasa istediğini haykıracak.

       "Evet" diyeceğim, çünkü anayasa yapmak sadece askerlerin tekelinde olmayacak, darbecilerin uhdesinde kalmayacak.

       "Evet" diyeceğim, çünkü 12 Eylül zulmünü yapanların ilk defa kulağını çekeceğim.

       Çünkü ben Türkiye'yi düşünüyorum. Çünkü ben Türkiye'nin gerçek demokrasiye bir an evvel geçiş yapmasını istiyorum...

İkram ALKAN



Bu sayfayı Ekle
| Başka...

Yorumlar  

 
+2 #11 Bravoo 21-08-2010 20:25
geçmişe sünger çekerek AK bir sayfa açan yazara bravo:( neyi pekiştirme yolunda???
Alıntı
 
 
0 #10 hayirda hayir mi var? 19-08-2010 19:02
yahu bu hayirda hayir vardir diyenler argumaniniz ne kardesim. boyle sacma bir sey mi olur hayirda hayir var he o zaman evetde de evet var oldumu simdi?
Alıntı
 
 
+1 #9 Ravza Çelikk Yorumcuya; 19-08-2010 09:03
Öncelikle bütün yorumculara teşekkür ederim. Ancak bir yorum var ki Sayın Ravza Çelik rumuzlu yorumcuya sadece yazık diyorum: Muhasebeciler odasıyla ne alakası var bu yazının. Israrla ilişkendirmek istemendeki kastınız nedir ? Şahsım ve yazar kimliğimle yazılmış bir yazı.
Alıntı
 
 
+2 #8 sivil darbe 18-08-2010 21:38
akp nin sivil darbesidir. hayir hayirda hayir vardir.
Alıntı
 
 
+3 #7 26 madde 18-08-2010 13:36
Sayın yazar, 26 maddenin hiç birinden bahsetmeden yüzbinkere evet diyecekmişsin bir yazara yakışmadı. seninki olsa olsa fanatik bir particilik olur.
Alıntı
 
 
+3 #6 RE: Evet, Bir Daha Bana Ne Zaman Soracaklar? 18-08-2010 13:01
muhasebecıler odasının ortak kararı mı bu acaba odaların bu tur olaylara karısması ne kadar uygun acaba
Alıntı
 
 
+6 #5 Evet demenin anlamı 18-08-2010 12:51
"Evet" oyu demek; Türk milletinin geleceğini, vatanın bütünlüğünü, milletin birliğini, bayrağın tekliğini tehlikeye sokacağını bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; teröre, bölücülüğe, şehitlerin gelmesine onay vermek demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; kul hakkını yemeye, kendi akrabalarını-çocuklarını, yandaşlarını zengin etmeye devam, "fakir fukaraya da bir sadaka paketi yeter" demek olduğunu bilmeliyiz.
Bir "Evet" oyu demek; ülkeyi bölmeye yönelik ırkçı "Kürtçülük" aracı terör örgütlerine, Doğu Anadolu'yu kapsayan "Batı Ermenistan"ın kurulması için Batılı emperyalistlere tavizler verenlere devam demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; Ermeni emellerine, teröre kurban vermeye devam demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; din ticaretine, tertemiz Müslümanları kandırmaya, onların inançlarıyla oynayarak zenginleşmeye devam demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; Türk milletini 36 etnik parçaya ayırmak, ayrıştırmak demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; Türkiye'yi emperyalist güçler olan ABD/AB/İsrail üçlemesine teslim etmeye devam demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; işsizliğe, haksızlığa, yolsuzluğa, soygunculuğa, devlet malını hortumlamaya devam demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; ciğerin olan evladını, sevdiğini, akrabanı teröre kurban vermek demek olduğunu bilmeliyiz.
"Evet" oyu demek; anaların gözyaşlarının akmaya devam etmesine onay vermek olduğunu bilmeliyiz.
Alıntı
 
 
+2 #4 Evet mi? 18-08-2010 12:32
Bu referandumun yapılış tarzı beni memnun etmiyor. Toplumsal mutabakat aranmadan bir oldu bitti yapılmaya çalışılıyor. Sonra referanduma sunulan kanun değişiklikleri içinden onayladıklarım olabilir onaylamadıkları m olabilir. Bunlar tek paket içinde bana oylatılmaya çalışıldığından ben bu işe karşı çıkarım. Sonra tarih olarak 12 eylül kasıtlı olarak seçildiği belli 12 eylülde her kesimden mağdur insanlar var ve bu gün seçilerek bilinç altındaki bu acılar kullanılarak evet oylarının çoğalacağı umuluyor. Sonra bu değişiklikler ile yeni bir anayasaya kavuşmuyoruz. bunu bu şekilde lanse etmeye çalışmayın. o değiştirilmeye çalıştıklarını iddia ettikleri anayasa zaten yıllarca didik didik edildi ve sadece değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddeleri dışında pek bir maddesi kalmadı. Anayasa reformu denilen ve Türk yargı sistemini altüst eden çalışmalar, uzun süreden beri Adalet Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından sürdürülüyor. Sonuçta yabancı gözlemcilerin gözetiminde onların isteği ile hazırlanmış bu anayasa değişikliklerin i ben onaylamıyorum. Ortada yeni anayasa yok sadece devletin erklerini kontrol altına almak için ince ayarlama var o kadar.
Alıntı
 
 
+2 #3 neden? 18-08-2010 12:26
Halkımız ne diyeceğini biliyordur eminim. Sizler bir gazetede köşe yazıları yazan bir kişi olarak bana göre tarafsız olmanız gerekir. Taraflı olsanız bile yazılarınızda bunu halka belli etmemeniz gerekir. Siz referanduma EVET demekle neyin kimin propagandasını yapıyorsunuz. Sizlere YANDAŞ MEDYA denildiğinde biz tarafsızız dersiniz belli yandaş olup olmadığınız belli nasıl tarafsız olduğunuz. Bu arada ben halktan biri olarak gayet rahat biçimde söylüyorum referanduma H A Y I R
Alıntı
 
 
0 #2 Hümeti değil devleti zorlayıcı nitelikte 18-08-2010 12:18
Bir taraftan devlet elitlerinin hükümete karşı periodik çıkışlarını alkışlayan diğer taraftan ülkedeki tüm olumsuzlukların günahını hükümetin sırtına yüklemekten keyif duyan bu yazar-yorumcu tayfası çelişkilerini farkında değil. Ya da farkındalar ama hükümet karşıtlığı üzerinden kurdukları ideolojik pozisyonlarını sarsmamak için bu yola gidiyorlar. Yoksa nasıl görmezler belirtilen taleplerin hükümeti değil, devleti zorlayıcı nitelikte olduğunu. Talepler doğrultusunda bir adım atılacaksa, yalnızca hükümet etme gücünün değil, devlet olma niteliğinin sorgulanır hale geleceği açık değil mi? Devleti devlet yapan "hukuk" ve "güç kullanma tekeli" nasıl savunulabilir %10 barajı dışındaki talepler karşılanmaya kalkıldığında? Bu, eline silah alana suç işleme imtiyazı vermek değil midir? Hukuk devleti ilkesi yerie "gücün hukuku" olmaz mı ortaya çıkan? Yani söz konusu talepler, sadece hükümete değil, devlete de oldukça keskin biçimde dokunan taleplerdir. Cumhuriyet Osmanlı saltanatı değil ki eşkiyalara paşalık verildiğinde "yüce hakanımızın takdiridir" deyip gecelim. Birşeyler yapılamıyorsa, hükümetin yetersizliği ve isteksizliğinde n değil, modern devlet olmanın varlık nedenindendir. Bu nedenle, her fırsatta "vurun abalıya" demek ne gerçekliğe ne hakkaniyete sığıyor...
Alıntı