Bu yazı 1533. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
12 haziran 2011 seçimlerine şunun sırasında sayılı günler kaldı.13 haziran sabahı ak koyun kara koyun belli olacak.
Karaman halkı 15 siyasi parti ile seçime giriyor.Bakalım kimler ipi göğüsleyecek.
Bu 15 partinin adaylarına baktığımızda 4 tane kadın vekil adayı olduğunu görüyoruz.Bunların kimler olduğuna bakacak olursak.
Doğru Yol Partisinin 1.sıra adayı Sevim Nazenin, Emek Partisinin 1.sıra adayı Esme Uyan ve 2.sıra adayı Şerife Karataş ve Hak ve Eşitlik Partisinin 2.sıra adayı Saniye Kangooğlu olduğunu görüyoruz.
Ya düşük vizyonlu yahut adı sanı pek duyulmamış partiler tarafından kadın vekil adayı gösterilmiş.
İpi göğüsleyecek veya anketlerde favori olarak gösterilen partiler kadın adaylardan uzak durmamaya adeta özen göstermiş sanki.
Keşke Ak Parti, Mhp ve Chp kadın adaylar gösterseydi bu 12 haziran 2011 seçimlerinde.
Maalesef her seçimde olduğu gibi Karamanlı kadınlar yine erkeklerin oyununa geldiler galiba.
En azından bir Karamanlı vatandaş olarak gönlüm Mecliste Karaman’ın hem erkek hem de kadın vekil tarafından temsil edilmesinden yana.
Ancak bu içimdeki uhde başka bahara diyor sanki.
En azından Ak Partisi başörtülü vekil adayı olmasa da bir başı açık kadın vekil adayı gösterebilirdi. Ben burada suçu merkezden daha çok il teşkilatında görüyorum.
Sanırım Ak Parti İl teşkilatı Chp'nin vekil adayı olan Fikret Ünlü nedeniyle Ermenek faktörünü düşünürken gözden kaçırmış olabilir.
Gelelim Ak Partinin başörtülü aday gösterip göstermeme meselesine.Ben Ak Partinin ve Saadet Partisinin başörtülü aday göstermesini sakıncalı buluyorum.
Nedenine gelince 2008 yılında Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü hakkında almış olduğu bir karar var zaten.Başörtüsü bir siyasi partiyi kapatabilir.
Yani Anayasa Mahkemesi başörtüsü meselesini doğrudan doğruya anayasanın değiştirilemez 2.3.4 .maddelerine dayandırılarak yapıldığı için doğrundan doğruya bir kapatma söz konusu olabilir.
Bu nedenle bu konuda sicili pek iyi olmayan hem Ak Partinin hem de Saadet Partisi'nin başörtülü vekil adayları göstermesi konusunda temkinli yaklaşıyorum.
Nedenine gelince daha henüz 1982 anayasası tam anlamıyla değişmiş değil.12 eylül 2010 seçiminde gerekli halkın desteği çıktı ancak,henüz ortada hazırlanış bir anayasa yok.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesi mevcut yasayı gerekçe göstererek başta Ak Partiyi ve Saadet Partisini kapatabilir.
Bu konuda gerek meclis gerekse Cumhurbaşkanlığı yetersiz kalmakta.Ancak yeni bir anayasanın kabulünden sonra bu rüya gerçekleşebilir.
Başörtüsü konusunda Chp her fırsatta Ak partiye karşı tuzak kurmakta.Bilindiği gibi Chp'nin gerek başörtüsü konusunda gerekse İmam Hatipler hakkında inandırıcılığı yok.
Hala eski fikirlerinden tam anlamıyla kurtulduğu konusunda inandırıcılığının olduğunu söyleyemeyiz.Her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu eski muhalefet tarzını benimsemeyiz falan dese de.
Seçim öncesi kuzu gibi görünen muhalefet seçim sonrası canavarlaşmaya soyunacağını aklımızdan çıkartmayalım.Bunu Deniz Baykal ve Bülent Ecevit dönemlerinde bolca gördük çünkü.
Ortalıkta bir yakın seçim var .O yüzden Ana Muhalefet Partisi Chp bir yandan Midyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemezken, bir yanda da seçime giderken fincancı katırları ürkütmemeye özen gösterecek ve diğer yandan da dereyi geçinceye kadar paçaları sıvayıp ayıya dayı demek zorunda.
Şunu iyi bilelim ki gerçek Chp'yi ve gerçek Kemal Kılıçdaroğlu'nu seçim sonrası göreceğiz.
Ne kadar samimi ,ne kadar dürüst ve ne kadar sözüne sadık olduğunu göreceğiz.
Şimdiden bilemeyiz ya emanetçi genel başkan olacak ya da gerçekten sözünün eri Kemal olacak.
Yinede iyimserliğimizi kaybetmemek adına,bu seçimin gerek muhalefet açısından gerekse iktidar açısından çok farklı olacağı aşikar.
Çünkü partilerden ve kişilerden daha çok partilerin ortaya koyduğu seçim beyannameleri önem kazanacağını umuyorum.
İnandırıcı olsa da olmasa da 12 haziran 2011 den önce seçime gitmeden önce ilk olarak seçim beyannamelerini okuyun.
Hangi parti ne vaat ediyor? Hangi parti seçmenine ne veriyor yada neyi geri almak istiyor onu bir görün derim.
Artık kimin ne kadar sesinin çıktığına değil,kimin neyi ortaya koyduğuna bakın lütfen.
Biz seçmenler olarak yıllardır şunu göremiyoruz.
Kimin ne kadar bayrak afiş taktığına değil,seçim konvoylarına göre değerlendirmek yerine,bu partilerin seçim propagandalarının seçim sonrası halkımıza ödetileceğini bilerek seçim yapalım diyorum.
İşinizi gücünüzü bırakıp da seçim meydanlarına gitmek yerine,okulumuzu ve eğitimizi bırakıp propagandalarına katılmak yerine.adaylar halkımızın ayağına gelsin.
Artık o eski seçim alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp bu ülkenin ve bu halkın problemlerini düşünerek oy sandığına öyle gidelim derim.
Siyasi partileri bir musluk gibi görmeyi de bırakalım artık.Belki bugün kendi cebimizi doldurmak işimize gelebilir ancak evlatlarımızın torunlarımızın hakkını da yediğimizi bu arada unutmayalım.
Ayrıca da siyasi ve politik fikir farklılığından dolayı birbirimizi düşman gibi görmeyi de bırakalım.
Hepimiz birimiz birimiz hepimiz için olalım.
Selam ve Dua ile...