Bu yazı 1256. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
Yaş kemale ermekle kalmayıp yaş haddinden tevellüde hayıflanırız.
Bir zamanlar hepimiz çocuktuk, şimdi koca koca adamlarız,yarınlara çok var derken, şimdi yarınlarımızdan bir gün daha çalmanın derdindeyiz.
Körpe beyinlerde fırtınalı bakışlar baş göstermiş, tüm sineler düşük, her biri toprağa bakar olmuş.
Eskilerin deyimiyle her birinin ayağı çukurda.
Derdimiz ne, neyin özlemindeyiz, neyin hayalini kurmuştuk bir zamanlar ?
Şimdi ne oldu da hayal kırıklığının enkazı altındayız ?
Meta sersemliği körpe beyinleri esir almış durumda.
İçmeden Leylalara hasret kalan gönüller şimdi ummanlarda gelgitlerin köpüğünde bir bir kaybolmakta.
Hani bir mahmur beste çalar ya tüm aşkı arayan gönüllerde, kimi zaman aslıya, kimi zaman Leyla'yadır tüm sitemi.
Devesini kaybetmiş bir çöl bedevisi gibi, önüme her gelenden kaybettiğim gençliğimi soruyorum.
Suya yazılan bir hayal gibi bak yoksun artık yanımda...
Dillere düştü gönül sersemliğim, içmeden meyin sarhoşluğu kaplamış tüm bedenimi.
Eksik bir şeyler var sanki geçmişimin yapbozlarında.
Söyle ey sersem yüreğim geçmişimin yapbozunda kimi görmek istersin.
Sen değil miydin ki bir zamanlar o yapboz parçalarını ateşlere atan.
Ne diye şimdi o parçaların peşindesin ?
Hayalimdeki resim gibi capcanlısın karşımda.
Kırklara karıştı bak haramiler....
Katranlar mürekkebim olmuş kalem gibi kaşların her bir gönül sayfama aşkını anlatır adeta.
Yüzerlikler süslemiş tüm odalarımı..
Cüccemler gibi benek benek geçmişimin bazı anları.
Sumak nahoşluğundadır onca geçen ömrüm.
Düne ait ne varsa mezata çıkarttım.
Kapitalist dünyada satılmayan neyimiz kaldı ki ?
Satılan vücutlar, satılan aşklar, satılan dostluklar, satılan arkadaşlıklar ve bakire hayatlar...