Reklam

Bir Sevda Masalı

Bu yazı 4501.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Esselamün Aleyküm !

Bir aşk masalının garip figüranlarıyız aslında bizler.

Bir gülün yapraklarına tutunmaya çalışan şebnemler gibiyiz...

Bir gül ki,eşi ve benzeri yok..

Öyle bir gül ki hiç bir gülün o gülün kokusuna denk değil...

Bir sevda masalı ki....

Bizler bu sevda masalının neresindeyiz diye düşünelim bu arada...

Gül tutan gül kokar.....

Buz çölüne dönmüş gönüllerimize bir kardelen gibi beliriverdi...

Sıcak çöllerinin serapları arasında susuzluğumuzu giderdiğimiz zemzem gibi...

Anlatmaya çalıştığım bu sevda masalı ne Mecnun'ların, ne Kerem'lerin, ne Ferhat'ların sevdasına benzer...

Leyla'yı Mecnun'undan, Şirin'i Ferhat'ından, Aslı'yı Kerem'inden vazgeçirecek bir sevda masalı bu.

Bu sevda masalı Yunus'un,Mevlana'nın yüreğinde ateşler yakar...

Yıl 571 aylardan 20 nisan Pazartesi günü....

Hicri takvime göre Rebiul Evvel ayının 12.ci gecesi...

Nur yüzlü annelerin annesi, içindeki nur yüzlü cananın doğumunun sancıları arasında....

Bir yanda tüm Kureyş Abdulmuttalib'in çevresine toplanmış tam bir bayram havasında..

Oysa Abdulmuttalib'in gözlerinde sevinçler okunurken,yüreğinde hafiften bir burukluk var.

Gül Sultanın boynu bükük doğacak olması ister istemez içerisinde hüznünü de artırıyordu...

Belki de oğlu Abdullah'ın cemali belirecekti o gül sultanla birlikte karşısında...

O yüzden olmalıydı belki de telaşı...

Ve aynı zamanda oğlunun emanetiydi....

Hem baba hem dedelik yapacaktı ona....

Belki bu yüzdendi korkusu...

Abdulmuttalib'in evinin önünde develer o gül sultan için kurban edilmek için sabırsızlanıyordu ...

Tüm Mekke sokakları sanki küllerini üzerinden atarcasına bir bayram havasına bürünmüştü...

Gelmek üzere olan canana yar olma telaşında tüm ahali.....

Nihayet hüzün dolu Mekke sokaklarına müjdeli haber geldi...

"Kabe'nin koruyucusu Kureyş'li Abdulmuttalib'in torunu Abdullah'ın oğlu oldu" diye Mekke sokakları çalkalanmaya başladı.

Bir yanda develer teker teker kurban ederken Abdulmuttalib bir yandan da yüksek sesle torunumun adını yer gök onu övsün diye Muhammed ismini verdim diye bağırıyordu.

Diğer yandaysa Haşimioğullarında Hz Amine'nin sağ salim doğum yapmış olması içlerindeki korkuyu müjdeli haberle sevince dönüştürüverdi..

O Güllerin Efendisinin Hz. Amine'ye bakışları anneler annesinin gözünden yaşlar getirmesine sebep oluverdi..

Çünkü hep bir tarafı yarım kalacaktı...

Mekke sokaklarında dolaşırken hep babasının yokluğunu hissedeceği düşüncesine kapılıvermişti...

İster istemez Hz.Amine'yi de endişelendiriyordu.

Oysa Güllerin Efendisi fiziksel boyutta öksüzdü ancak Allah kendine onu canan yaptı...

Güller Efendisini ergenliğine kadar bir bulutu görevlendirdi.

Daha sonra onu Hz. Hatice'ye yar kıldı...

Ve Gülllerin Efendisi’ne Allah Kur'an-ı Kerim'de Habibullah dedi...

Kim Habibullah'ı kendi annesinden ve babasından daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz dedi.

O Habibullah'tı...

O Kainatın Efendisiydi...

O Allah'a canan oldu...

Her aşk, her sevda ondan ilham alır...

O sevdanın dışında her aşk, sevgi sönük kalır,

Her sevda yanında bir yalancı bahar gibi kalır....

Evet Kainatın Efendisi'nin doğum günü münasebetiyle o mübarek Hz. Amine adına, Hz. Hatice adına Hz. Fatıma adına gelin kadınlarımıza kırmızı güller sunalım...

Sözde Hıristiyan adetinden olan 14 şubat sevgililer gününü kutlayacağımıza Mevlid Kandilinde mübarek kadınlarımız anısına kadınlarımızı güllere boğalım.

Sözde anneler gününde değil gelin, Hz. Amine peygamberimizi doğurdu diye gelin annelerimize güller sunalım..

Kadınlarımız bu özel gün adına evlerde güzel yemekler yapsın,biz erkekler olarak başta annemizi, eşlerimizi, bacılarımızı, halalarımızı, teyzelerimizi, ninenlerimizi, kızlarımızı sevindirelim.

Gelin bu defa Mevlid Kandilini layığı ile ihya edelim...

Buradan kadınlarımıza sesleniyorum.

14 şubat gününde bekleyeceğinize hediyeyi, gülü ...

Mevlid Kandillerinde veya diğer kandillerde hediye ve güller bekleyin.

En azından eşlerimize bir yemeğe çıkartabiliriz bu gecelerde...

Kendimden örnek veriyim....

En azından ben Mevlid Kandili Gecesinde yemeğe çıkartıyorum.

Çünkü ben Mevlid Kandili gecesi evlendiğim için benim evde bir gelenek halini aldı gibi.

Darısı sizlerin basına...

Ramazan ayında eşlerimize dışarıda bir yemek verebiliriz.

Çünkü kadınlar bu tür şeyleri çok sever.

Güller efendisinin bizlere demiyor mu sizin en hayırlınız kadınlarınıza iyi davrananızdır diye.

Hem sevap işlemiş oluruz hem de kadınlarımızın gönlünü almış oluruz hiç olmazsa...

Bu günü ihya adına her cilve her gönül alma bir ibadet hükmündedir.

25 şubat 2010 Perşembe gecesi Mevlid Kandilidir.

Şimdiden Herkesin Kandillerini Kutluyorum...

Selam ve Dua ile...

 



Bu sayfayı Ekle
| Başka...