Reklam

Kurban Bayramı Üzerine

Bu yazı 2444.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Kurban Bayramı ÜzerineKurban, mana olarak Allah-ü Teala'yla yakınlık kurmaktır.

Cenabı Allah kurbanı maddi durumu yerinde olanlara kesmeyi emretmiştir. Bu durumu kendisinde bulamayanlar kesmeyebilirler.

Maddi durumu yerinde olup ta kurban kesiyorum diyerek böbürlenenlerin, pay verirken karşısındaki fakiri üzüp incitenlerin yaptıkları hareketin hem insanlar tarafından, hem de Allah tarafından beğenilmediğini bilmemiz gerekmektedir.

Fakir olup ta kurban kesemeyenlerin ise hiç üzülmemeleri, isyan etmemeleri var olan hallerine şükretmeleri en doğru olanıdır. Geçmiş senelerde fakir olan bir çok insanın zengin olduklarını, zengin olup ta sonradan fakir olan çevremizde pek çok insanların olduğunu hatırlamamız yeterlidir.

Kurban, bize Hz. İbrahim'in itaatini, Hz. İsmail'in teslimiyetini, Hz. Hacer'in rızasını hatırlatan kutsal bir ibadettir.

Kurbanın ana teması et ve kan değil, takva ve hakka teslimiyettir. Allah, cc "Kurbanın etleri ve kanları değil, sadece takvanız benim katıma ulaşır." (Hacc 22/37) diye buyurarak kurban ibadetinde amacın et kesmek ya da kan akıtmak olmadığını, esas maksadın takvaya ulaşmak olduğunu bildirmektedir.

Bir hayvanın kesilmesinin ötesinde, Allah'a kurban sunmanın çok derin manevi ve ulvi anlamları bulunmaktadır. Müminler, kurban kesmekle, Yüce Allah'ın kendisine lütfedip bahşettiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmenin hazzını yaşamalıdır. Böylece kişi fıtraten insan nefsinde bulunan mal ve dünyalık sevgisinin muhasebesini yapma fırsatını da bulur.

Yüce dinimizde,bütün ibadetlerin hepsinin bir şekli, bir de amacı vardır. Peygamber efendimiz (s.a.v), hicretin ikinci senesinde, Sevik Gazvesi'nden sonra Medine'ye geldiğinin ertesi günü, (Zilhicce'nin onuncu günü) müminlerle birlikte mescitte ezansız ve kametsiz iki rekât namaz kıldırdı ve hutbe okudu. Bu hutbede müminlere kurban kesmelerini emretti.

Kurban ibadeti aslında, Hz. Adem'in çocuklarıyla birlikte başlamıştır. Adem (a.s), oğulları Kabil ve Habil'in arasındaki meselenin çözülmesi için, Allah-ü Teala'ya birer kurban kesmelerini teklif etti. Kabil, kurban niyetine bir demet buğday getirdi. Habil ise sürüsünün içinden sevdiği en güzel olan koçu getirerek Allah için kurban etti.

Kabil katı tabiatlı, Habil ise takva sahibi bir kimseydi. Habil'in kurbanı kabul olmuş, Kabil'in kurbanı ise reddedilmişti. Allah onların bu hikayesini Kur'an-ı Kerim'de şöyle zikreder; "Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat. Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti" (Maide 5/27) Tarihte ilk kurban hadisesinin başlangıcı böyledir.

Kurban, kişinin kendisine bahşedilen her şeyi, asıl sahibine ait kılmanın hal dili ile anlatılmasıdır. Kurban, kulun Rabbine teslimiyetini ifade eder. Bu teslimiyet, Hz. İbrahim (a.s) ve İsmail (a.s) ile zirveleşerek sembolleşmiştir. İslam "teslim olmak" demektir; yani Kur'an ve Sünnet'in belirlediği istikametten sapmadan hak yolda ihlâsla yürümek, Allah ve Resulü'nün bizden istediklerini Hz. İsmail (a.s) teslimiyetiyle yerine getirmektir.

-Kurban kesmeye giderken yollarda kaza kurbanı olmayalım.
-Kurbanlar keskinletilmiş iyi bıçaklarla, ehil kişiler tarafından kesilmelidir.
-Kurban etinin dağıtılmasında kişi kendini fakirin yerine koymalıdır.
-Çocuklarımıza kurbanın manası iyi anlatılmalı, onları korkutmamalıyız.
-Kurbanın sosyal bir yardımlaşma olduğunu bir an bile unutmamalıyız.
-Büyükler mutlaka ziyaret edilmeli, çocuklarımızda ziyaretlerde hep yanımızda olmalıdır.
-Kesilen kurban etleri kıyma yapılıp dolaba konmamalı, gelen bütün misafirlere ikram edilmelidir.
-Çevreye ve insan sağlığına dikkat edilmelidir.
-Bayramı bir vesile kılarak küs ve kırgın olduğumuz insanlarla bayramlaşılıp barışılmalıdır.

Bizler belki eski bayramları yaşatamayız. Ama eski bayram keyfini yaşayabilmek için hâlâ vaktimiz var: Çünkü hâlâ hayattayız.

Unutmayalım: şartlar ne olursa olsun, her bayram bir muştudur, taze bir umuttur...

Dünyanın pek çok yerinde savaş, pek çok yerinde zulüm, pek çok yerinde baskı, pek çok yerinde açlık, afet ve felaketler var, gelecekte de olacak.

Ama bayramlarımızı kutlamak için her şeyin düzelmesini bekleyemeyiz. Beklersek kıyamete kadar bayramsız beklememiz gerekir. Çünkü dünya "mutlak adalet"in ve "mutlak saadet"in hâkim olacağı bir yer değil. Dünya aynı zamanda adaletsizliklerin, haksızlıkların kol gezdiği bir yerdir. Bu da aslında "imtihan sırrı"nın bir parçasıdır. Adaletsizliklerin içinde adaleti, haksızlıkların ortasında hakkı, yanlışların arasında doğruyu, yoklukların merkezinde varlığı bilebilmektir.

Rabbim, kesilen kurbanları kabul etsin, kesemeyecek durumda olan kullarına da bir sonraki yıla daha iyilerini kesmeyi nasip etsin.

Tüm Türk İslam Aleminin Kurban Bayramlarını tebrik ederim.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Bu sayfayı Ekle
| Başka...