Bu yazı 3942. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
O, öyle bir koltuktur ki!Ama madalyonun öbür yüzü senin düşündüğün gibi hiç değil.
Seninle ilgili köyde, şehirde, sokakta, kahve köşelerinde hiç de öyle konuşmazlar.
Neler yapıp, neler yapmadığın millet terazisinde tartıya çıkar.
Neler, neler söylenmez ki.
Kimi ayırır
Kimi kayırır.
Yalnız bu yazımdan; ülkemizin çeşitli kurum ve kuruluşlarında, sivil toplum örgütlerinin başında hakkıyla görev yapan, her türlü zorluklara göğüs geren, doğruluktan adaletten zerre kadar taviz vermeyen, öksüzün, yetimin hakkını koruyan, koltuk sahiplerini burada elbette tenzih ederim.
Amma !!!!!
Oturduğu makamın ve koltuğun hakkını vermeyen, şahsi menfaatlerini toplumun haklarının üzerinde gören, her türlü hile ve adam kayırmacılığa açık olan, leş kargalarının bir türlü terk edemedikleri tek sevdaları makam ve koltuklarıdır.
Bu konuyla alakalı son günlerde değişik düşünmeye başladım.
Haksızlık yapma, suç koltuğa oturanlarda değil,
Koltuklarda.
En büyük suç: koltukların ve koltuk imalatçılarının.
Adamlar öyle rahat koltuklar imal ediyorlar ki !!!
Oturanlar bir türlü bırakmak yada kalkmak istemiyorlar.
Neden mi ?
Koltuklar ya ceylan derilerinden, yada kuzu postlarından.
Bazıları masaj bile yapıyormuş,
Sağa, sola, öne, arkaya hareket kabiliyetli.
Hem öyle güzel oturumu varki,
Ortopedik, rahat mı rahat.
Acaba böyle rahat bir koltuk bana verilseydi?
Ben nasıl birisi olurdum?
Sizlere nasip olsaydı ne yapardınız?
Celal ARSLAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Gurbetten Sılaya
Sıladan Gurbete