Reklam

Mahremiyetimiz mi Bozulmuş ?

Bu yazı 4297.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Mahremiyetimiz mi Bozulmuş ?

Bozulmanın başladığı yerden kokular gelir.
Bu koku çevreye hızlıca yayılır.
Sonra o kokuları algılamalar başlar
Herkesin bir koku alma duygusu vardır
Kimine hoş gelen koku kimine pek hoş gelmez.

Türkiye, içine düştüğü sisli, puslu siyasi ortamın gerilim ve gerginliklerini alabildiğince yaşamaktadır.

Ardı ardına meydana gelen son derece üzücü olaylar dizisi yüce milletimizi tam anlamıyla endişeye sevk etmiştir.

Kutuplaşma ve çatışmaların zirve yaptığı, kurumların birbiriyle çarpıştığı, çekişmelerin hat safhaya ulaştığı, insanların birbirinden kuşku duyduğu tam bir kaos ve çöküntü ortamına çok hızlı gidiliyor sanki.

Milli ve manevi değerlerde olduğu kadar, siyasette de ahlaki ve vicdani bütün değerler kaybolmuş, çok ciddi sosyal çözülme, yozlaşma üst düzey siyasetçileri de etkisi altına maalesef almıştır.

Hani kusurları örtmede gece gibi olacaktık
Hani kendine yapılmasını istemediğin bir kötülüğü başkasına yapmayacaktın.
Hani aile en kutsal kurumdu.
Bu gün bana yapılanlar yarın sana yapılırsa.
Türk aile yapısında mahremiyet diye bir şey kalmaz.

Kesin delillerle ispatlanamamış bir olayı kaldırıp başka bir siyasi partiye veya kişilere peşin hükümle, önyargıyla itham etmeninde doğru olmadığını belirtmek lazım.

Kişisel ilişkilerin ve özel hayatın mahremiyetinin sınırlarını tayin etmek elbette ki şahısların belirleyeceği bir alandır. Ama bunu yapıp yapmamakta insanların kendi elinde olacağından, sonuçlarına da katlanacaktır.

Tarihte yaşanmış bir olayla bunu anlatmaya çalışalım.

İran şahı tarafından Yavuz Sultan Selime içi mücevherat, ipek dolu bir sandık gönderilir.
Huzurda sandık açılır, çeşitli hediyeler arasından pis de bir koku gelmektedir.
Herkes burnunu tıkar, en alttan insan pisliği çıkar.
Bu koca Osmanlıya yapılmış büyük bir hakarettir.
Cihan padişahı emir buyurur
Derhal bu hakarete bir misilleme yapılmalı.
Meşveret heyetinden çeşitli öneriler gelir
Yavuz üstün zekasıyla, Osmanlının bu hakaretin altında kalamayacağı bir çözüm üretir.
O zamanlar İstanbul da yeni üretilmeye başlanan gül kokulu lokumlardan bir küçük sandık getirtir.
Sandığın en altına bir yazı ile birlikte değerli hediyeler koydurur.
Özel bir heyetle İran şahına, huzuru meydanda açılması şartı ile gönderilir.
Hediye Şaha ulaşır ve huzurda açılmaya başlanır.
Hediyeler açıldıkça alttan çok güzel kokular gelmektedir.
Çevreye öyle tatlı bir koku yayılmıştır ki, herkes ne olduğunu merak etmeye başlamıştır.
En altta gül kokulu lokum görünür.
Üzerine herkese ikram edilmesi yazılmıştır.
Lokum bitince, sandığın altından şu mübarek yazı çıkar.
Herkes yediğinden ikram eder.
Herkes yediğinden gönderir.

Mahremiyetlerimizin ortalıkta ayyuka çıktığı değil, hep güzelliklerin yaşandığı, huzur ve güven içinde yaşanılan bir Türkiye temennilerimle.



Bu sayfayı Ekle
| Başka...