Reklam

Röportaj

Bu yazı 2301.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Röportaj Yayınlanan ve yayına hazırlanan kitaplarının yoğunluğu nedeniyle bir süre yazılarına ara veren yazarımız Ahmet Küçükkerniç, hakkında merak edilen soruları cevaplandırdı. KaramanHaber.Com : Kitabı elime aldığımda ilk dikkatimi çeken şey özgeçmişinizi yazmamış olmanız. Öncelikle sizi tanıyalım, daha sonra neden kendinizle ilgili herhangi bir bilgi vermediğinizi öğrenelim?

Ahmet Küçükkerniç : Önce sorunuzun ikinci kısmını cevaplayayım. Kendimle ilgili bilgi vermeyişimin ilk ya da asıl sebebi, okuyucunun ilk anda benimle ilgili yanlış bir fikre kapılmamasıydı. Şöyle ki; ben lise tahsilini bitirdikten sonra eğitimime devam etmedim. Herhangi bir üniversiteyi kazanamadım yani. İnsanımız, ülkemizde etikete ya da ambalaja içerikten daha fazla değer verdiğinden ilk etapta hakkımda tahsilimle ya da eğitimimle ilgili yanlış bir fikre kapılmasınlar diye bu tip bir özgeçmiş yazmayı gerekli görmedim.

1972 yılında Konya'da doğdum. Karaman'a çok küçük yaşlarda, babamın işleri sebebiyle gelmişiz. İlk, orta ve lise tahsilimi Karaman'da yaptım. Dediğim gibi, ondan sonrasını da üniversite sınavlarını kazanamadığım için devam ettiremedim. Şimdi, bir kamu kuruluşunda memur olarak devletime hizmet ediyorum. Hayattaki en iyi arkadaşım diyebileceğim bir kızım var. Devlet memurluğu, yazarlık, babalık ve vatandaşlık ekseninde gidip gelen bekar bir yaşantıya sahibim.

KaramanHaber.Com : Yazar olmak nereden aklınıza geldi. Durup dururken değildir herhalde? Sonuçta okur sayısının çok da yüksek olmadığı bir yer burası.

Ahmet Küçükkerniç : Kesinlikle durup dururken olacak bir şey değil. Bir kere çok uzunca bir zamanınızı yazılan eserleri okumaya, görsel nitelikteki eserleri de takip etmeye ayırmanız lazım. Bu öyle birkaç yılın birikimiyle olacak bir şey değil. Hele de benim gibi, sadece kurgu yazan bir dala eğilecekseniz, bilgi birikiminizin yanında çok geniş bir hayal gücüne de sahip olmanız lazım. Aklınızda tasarladığınız bir olayı anı anına yaşamanız lazım. Kesinlikle nefret ettiğim bir atasözüne inat başladım bu işe aslında. "Hayalle yaşayan simitle ölür" diye son derece gereksiz bir laf vardır. Bana göre bu söz, Tanrının insan aklına verdiği meziyeti küçümseyen bir ifade. Biraz da buna inat başladım diyebiliriz. Hayallerimin peşinden koşmak istedim. Çok doğru bir iş yaptığıma inanıyorum. Çünkü, hayal diye başlayan bir süreçte, başlangıcından bitimine kadar o kadar çok insandan destek gördüm ki, bu da bir nevi çalışma azmimi kamçıladı diyebiliriz.

Okur sayısına gelince, son yıllarda Karaman'da kitap okuma konusunda gözle görülür bir artış var. Bunu, bu işlerle ticari anlamda uğraşan arkadaşlarım aktarıyorlar. Karaman'dan bir yazar çıkması bu şehrin tanıtımı için de bir fırsat diye düşünüyorum. İnsanlar, edebiyatın sadece İstanbul'un tekelinde olduğunu düşünüyorlar. Öncelikle bu tabuyu yıkmak lazım. Yazmak kimsenin ya da hiç bir şehrin tekelinde olmamalı. Neden olmasın? Neden Karaman'dan bir yazar çıkmasın. Karaman, sadece usta şairimiz Bekir Sıtkı Erdoğan'ın toprakları olarak kalmamalı. Yaşayan değerlerimizin yanına edebiyat, müzik, spor ve daha bir çok dallarda değerler katmamız lazım. Olimpik havuzumuz var ama kaç tane milli yüzücüye sahibiz. Kırkpınar Güreşleri'nde altın kemeri kazanan sporcu burada okuyor diye övünüyoruz. Ağlanacak halimize gülmek gibi bir şey. Sayın Başbakanımızın, Karaman'ı ziyaretlerinde kendisine Karamanspor kaşkolu hediye edilmişti hatırlarsanız. Karamanspor'un yok olduğu ya da elbirliğiyle yok ettiğimizden Karamanlının haberi yokmuş gibi. Bunlar üzücü şeyler. Onun için her şeye rağmen bu ovada kulaç atmaya devam edeceğim. Buradan başka gidecek yerim yok şimdilik.

KaramanHaber.Com : Nasıl bir destekten söz ediyorsunuz?

Ahmet Küçükkerniç : Öncelikle ailem çok destek oldu. Gerek yazma fikri ilk doğduğunda, gerek yazarken sürekli bu alanda başarılı olacağıma beni inandırdılar. Kitabın ham hali bittikten sonra da destekler devam etti. Yapılan iş her ne kadar sanatsal bir işse de, bir de bunun maddi boyutu da bulunmakta. İşte tam burada Danış Kitabevi sahibi Mustafa Danış beyefendi devreye girdi. Tanıdığı bütün bağlantıları son raddesine kadar kullanarak "Kan Sıcağı"nı ortaya çıkarmama yardımı oldu. İnanın hakkını ödeyemeyeceğim insanların başındadır kendisi. Redakte sürecinde ise Konya'da edebiyat öğretmeni olan akrabam Ali Özdinasti hep yanımda olan bir isimdi. Sonrasında tanıtım ilgili detaylar var tabii. Mustafa Kurşun billboard tanıtımında hiçbir menfaat gözetmeksizin destek verdi. Ali Güley ve KaramanHaber.Com ailesinin buradaki yardımlarını asla unutmam mümkün değil. Ve en önemlisi ise arkadaşlarım oldu. Eleştirileriyle bana bundan sonraki çalışmalarımda yol gösteren arkadaşlarım. Yani tam bir ekip işi oldu diyebiliriz. Hepsine buradan sonsuz teşekkürler ediyorum.

KaramanHaber.Com : Kapak tasarımı çok ilginç.

Ahmet Küçükkerniç : Evet. Kitabın kapağı, kardeşim Bülent Küçükkerniç tarafından tasarlandı. 12 tasarımın arasından bunu seçtik. Aslında konuyla alakalı olsun diye kırmızı ve siyah renk ağırlıklı bir çalışma oldu. Bir tek isim turkuaz renk. Onun sebebini de, kontrast oluştursun diye uygun gördüğünü belirtti. Ben de itiraz edemedim. Sonuçta kendisi resim ve heykel sanatçısı olduğu için, renklere bizden daha fazla aşina olduğu muhakkak. O kontrastlık için de eleştiriler gelmedi değil, ama dediğim gibi sanatına saygı duymak lazım.

KaramanHaber.Com : Yazmak nasıl bir süreç?

Ahmet Küçükkerniç : Her şey konuyu bulmakla bitmiyor. Kişileri canlandırmanız önemli. Romanı var eden konusu olduğu kadar, içinde barındırdığı karakterler. Karakterler her ne kadar hayal bile olsalar, hepsi aynı kafadan çıkıyor. Konuşmaları, hareketleri, yaşam tarzları hatta cinsel tercihlerini bile yazar belirliyor. Hayalinizdekileri, canlandırmanız önemli. Ardından olayların kurgulanması geliyor ki, bu da zahmetli bir durum. İlk yazdığınız cümleyle takip eden cümlelerin birbiriyle tam olarak uyuşması lazım. Yazılan her cümle, kurulan her bölüm hikayenin daha da derinleşmesini gerektiriyor. Büyük bir özenle kazdığınız çukuru, hiç toprak artırmadan tam anlamıyla kapatmanız gibi. İnanın, oturup yazmak işin en kolay kısmı. Konuyu bulmak, araştırmak, karakterleri canlandırmak, sonra kurgulamak. Daha sonrası baskı süreci. O da başka bir alem. Tanıtımı, pazarlaması cabası. Arada sadece klavye başına geçip, yazmak kalıyor.

KaramanHaber.Com : Neden polisiye türü?

Ahmet Küçükkerniç : Bizim insanımızın doğasında var maceracılık. Gizemli şeyleri kurcalamak, onlar hakkında bilgi sahibi olmak. Aynı düşünceler bende de olduğun mıdır nedir, böyle bir konsepte yazmayı kendime daha yakın hissettim. Bir ara başladığım duygusal konulu bir çalışmam vardı. Devam ettiremedim. Yürümedi yani.

KaramanHaber.Com : Bu romanın bir köşesinde herhangi bir yaşanmışlık var mı?

Ahmet Küçükkerniç : Hayır. Tamamen kurgu olduğu için, gerek de yok. Mekanlar var bir tek. Hepsi gördüğüm ve tam olarak bildiğim yerler. Bunu dışında gerçek hayatla bağlantısı yok. Olması da büyük sorumluluk isteyen bir durum. Kişilere karşı yani. Birini sırf anılarınızda yer alıyor diye okuyucunun önüne koyamazsınız.

KaramanHaber.Com : Bir çok şehirden bahsetmişsiniz, Fakat bu mekanlar arasında Karaman yok. Neden?

Ahmet Küçükkerniç : Kitabı yazmaya başladığımda, tecrübeli birkaç yazarla konuştuğumda, bunun çok gerekli olmadığını söylediler. İlk kitabında hayatından kesitler vermenin uygun olmayacağını tavsiye ettiklerinde bu fikirden vazgeçtim. Şu an kendimi profesyonel olarak görmesem de bunun acemice bir düşünce olacağı ve yaşadığım şehrin insanlarına karşı dolaylı bir sorumluluk alacağımı belirttiler. Bundan sonraki çalışmalarımda mutlaka Karaman’a yer vereceğim.

KaramanHaber.Com : Kitabınızda ara ara çok sert ifadeler var. Bunları açıkça yazmaktan çekinmediniz mi?

Ahmet Küçükkerniç : Aslına bakarsanız o ifadelerin tamamı hayattan ifadeler. Doğal diyaloglar yani. Her ne kadar Türk Dilinin Başkenti'nde yaşıyor olsak da hemen hemen hepimizin hayatında argo kelimeler normal kelimeler kadar mevcut. "Gibicesinden" gibi ne olduğunu ya da tam olarak ne ifade ettiğini anlamakta zorluk çektiğim birçok kelimeyi ben Karaman’da duydum. Argoları ve küfürlü konuşmaları saymıyorum bile. Ben yine çok yumuşak bir dil kullandığıma inanıyorum. Dışarıda konuşulanlar kimsenin farkında değil o zaman.

KaramanHaber.Com : Bundan sonraki çalışmalarım dediğinize göre, ilerleyen zamanlarda yeni bir çalışma daha okuyucularla buluşacak gibi görünüyor.

Ahmet Küçükkerniç : Evet, şu anda yazmakta olduğu bir çalışmam var. Konu yine aynı. Polisiye. Şimdilik detay vermemem daha doğru olur. Yalnız şunu söyleyebilirim, "Kan Sıcağı"na gelen eleştiriler doğrultusunda, biraz daha sıkı bir hikaye ve bir tarafında Karaman da var.

KaramanHaber.Com : Edebiyatın başka dallarında çalışmalarınız var mı?

Ahmet Küçükkerniç : Ara sıra şiir yazarım. Serbest nazımda. Ama şiir öyle kafiyeyi tutturmakla olacak kadar kolay bir durum değil. Öyle ki, sayfalar tutan bir metni iki mısrada anlatabilmeniz lazım. Haydi, bana bir şiir yaz demekle olmayacak kadar ciddi bir konu. Usta bir şairin dizelerinden, sayfalar dolusu kitap çıkar. Şiir yazmak ayrı şey, şair olmak ayrı şey. Aklıma gelen birkaç mısra, bir araya gelince ortaya kendimce bir şeyler çıkıyor. Asla kendimi şair olarak görmem mümkün değil.

KaramanHaber.Com : Kitabınız çıkalı bir hafta kadar oluyor. Satışlar ne durumda? Tanıtım için düşündüğünüz bir çalışma var mı?

Ahmet Küçükkerniç : Çok kısa bir zaman oldu daha. Beni tanıyanlar daha çok ilgi gösteriyor. İleriki günlerde imza günü de düzenlemek gayretindeyiz ama insanların öncelikle "Kan Sıcağı"na ilgi göstermesi de lazım. Sonuçta bu karşılıklı etkileşim meselesi.

KaramanHaber.Com : Son olarak, yazarlığa adım atmak isteyenlere bir tavsiyeniz var mı?

Ahmet Küçükkerniç : Bir kere ben hâlâ kendimi bir yazar olarak görmüyorum. Yumurtadan yeni çıkan bir yavrunun, etrafındaki kuşları seyrederek onlardan bir şeyler öğrenmesi durumundayım. Yani, etrafımda o kadar çok kuş var ki, yuvam, şimdilik o gökyüzünden daha güvenli görünüyor. İlla ki kanat çırpmaya başlayacağım. Bu zamanla olacak şeyler.

Madem sordunuz, kitabı yayınlanmış birisi olarak acizane tavsiyede bulunayım.

Babamın bir sözü vardır. "Görülmüş iş, kazanılmış paradan daha değerlidir." diye. Üşenmesinler. Kim ne derse desin, anlatsınlar, yazsınlar. Konu gerçekten para kazanmak değil. Bunu bütün samimiyetimle ifade ediyorum. "Kan Sıcağı" gerçekten maliyetine ortaya çıkarılmış bir eser. İlk etapta maddi kazanç elde etmek mümkün değil zaten. Bütün mesele ortaya bir iş çıkarmak. Değeri bir gün bilinir nasılsa.
Hayal etmekten korkmasınlar.

Geçenlerde bir grup ilköğretim öğrencisiyle aramızda bir konuşma geçti. İlkin yazar olduğuma inanmadılar. Kitabı görünce, nüfus cüzdanımı da istediler. İsmimi karşılaştırınca bu kez, bir yazarı tanımak, popüler birini tanımak gibi gelmiş olacak sanki çok önemli biriymişim gibi davrandılar. İçlerinden birisi, "Bir gün kitabınızı imzalatacağım" dedi. "Bir gün ben de senin kitabını, sana imzalatmak isterim" dediğimde yüzündeki mutluluk, ortaya iyi bir iş çıkardığımın göstergesiydi.



Bu sayfayı Ekle
| Başka...