Bu yazı 2892. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
2004 yılında AB’ye tam üyelik için aday olan ülkemizde büyük tantanalar ile kutlamalar yapıldı.Yukarıda da belirttiğim gibi AB'nin çatısını oluşturan Devletler imtiyazlı ortaklık diyorlar. Gerçekten vatandaşı bu şekilde ucu açık nereye varacağı belli olmayan yapılandırmalarla aldatmak nedenli insaf ve izan ile izah edilebilir.Bugün AB’ye girme politikası bir fiyaskodan ileriye gitmedi.
Demokratik açılım ya da diğer adıyla Kürt açılımı olarak adlandırılan açılımların gerçekten vatandaş bağlamında faydası var mıydı? Kürt açılımı öyle ki Doğu Bölgemizde aşiret reisliğini sona erdirse, köy ağalığını sona erdirse, 80 yaşındaki doğulu erkek vatandaşımızın 18-20 yaşındaki kız çocuğu ile evlenmesini önlese, çok eşliliği önlese, gelir dağılımını düzeltse gerçekten katılmamak mümkün değildir. Bunlar düzelmediği gibi PKK açılımı olmaya dönüştüğü zaman,sınır kapısında PKK'nın şovunu izlemek bu milletin bir ferdi olarak beni de üzmüştür, milletimizi de üzmüştür. Bu millet ileride demokrasi ya da Kürt açılımının da bir fiyaskoyla sonuçlandığını görecektir. BU İNSANLARIN AÇILIMA DEĞİL AŞA VE İŞE İHTİYAÇLARI VARDIR.Ermeni açılımı yapılmış, protokoller imzalanmıştır. Bu şartlarda Ermenistan anayasa mahkemesi imzalanan protokolü önü açık bir şekilde tek taraflı olarak iptal etmiştir.Bu hadiseden sonra ilerlemiş Devletler protokollerde yer alan,Ermeni toplumuna imtiyazlı maddelerin yürürlüğe girmesini istemektedirler. Bu protokol imtiyaz protokolü mü idi yoksa yeni bir Sevr anlaşması mıdır anlamakta güçlük çekmekteyiz. Özellikle anlaşmanın yapıldığı coğrafi bölge dikkat çekicidir. Çünkü bu devlette Ermeni soykırımı yapılmadı denilir ise hapis ile cezalandırıldığı ve bu yönde karar alındığı bilinmektedir. Öyleyse bu bir açılım mıdır yoksa taviz operasyonu mudur anlamakta güçlük çekiyoruz. Bunun da fiyasko olduğu görülecektir. Sınırlarda sıfır sorun değil sınır içinde işsizliği önlemek hedefimiz olmalıdır.
Anayasa açılımı yapılmaktadır.Anayasanın değişmesi gerçekten vatandaşlar tarafından istenmektedir. Ama kata külleye getirilen ve vatandaşa yutturulmak istenen bir yamalı anayasa yerine gerçek anlamda %1 oy oranı ile bir temsilci seçebilen ve aldığı oy ile 100 temsilciden oluşan yapıcı ya da kurucu meclis üyeliği seçimlerle birlikte yapılsa ve bu 100 üye tamamen hukukçulardan oluşsa 2 yıllık ya da daha az bir süre ile görev yapsa daha sonra bu yapılan anayasa yüce millete sunulsa daha iyi olur kanaatimizdir. Bu şekilde bir oluşum ile bütün siyasi partilerde bu sivil anayasanın yapılmasına katkıda bulunamazlar mı?Davos'ta bir kahramanlık sergilendi perde arkasına girmek istemiyorum, ama Filistin'de toplam 1.000.000 üzerinde (Batı Şeria'da) insan yaşamaktadır. Bunların hakkının savunulması güzel, ama Irakta yedi yıldır ölen insan sayısı 1.500.000 aştı. Kadınlara yapılan tecavüzler neticesinde hamile kalan ya da gayri meşru çocuk doğuran bacıların sayısı 300.000 yaklaştı. Demokrasi getirmek adına bir memleketi yıkan ABD'nin de kınanması gerekmez mi? Bugün SADDAM'ın döneminden daha iyi günler yaşanıyor veya can güvenliği olan günler mi geldi? Bunlar niye gündeme gelmiyor. Yürütme erkinin bu konudaki görüşlerini de Davos misali Dünya kamuoyu ile paylaşması iyi olmaz mı? Son ABD'de Irak işgaline katılan askerlerin günlükleri bu gerçekleri ortaya koymaktadır.
Çözüm; açılımlar hep fiyasko ile sonuçlandı anayasa paketi açılımı içinde "%1 OY ORANI İLE BİR TEMSİLCİ SEÇEBİLEN VE ALDIĞI OYLAR İLE 100 TEMSİLCİDEN OLUŞAN GÖREV SÜRESİ 2 YILI GEÇMEYEN BİR KURUCU MECLİS" olmalı değil mi?