Bu yazı 4496. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
Önceki yazımda maaşları işledim. Bugün ise işsizlikle ilgili çarpıcı konuları paylaşmak istedim. Bu da gerçek Türkiye'nin içinde olup okuyucularımın konuyu iyi irdelemelerini önemle rica ediyorum.
Güzel Memleketimde işsizliğin 2000'li yılların başında %7 civarında iken bugün resmi rakamlar ile %14 tarım dışı, tarımda ise %16.6 olduğu ama gerçekte işsizliğin memleketimde %23-24'ler civarında olduğunu bilmeyen yoktur. Bu bağlamda güzel Karamanımızda yaşanan işçi çalıştırma olaylarından birkaç gerçeği sizlere arz etmek istiyorum.
a- 577 TL. asgari ücretle çalışan bir kişiye iş verenin maaşın 500 TL. bankaya yatan paranın 77 TL'sini aldıktan sonra geri getireceksin denilmesini duyduğum zaman,insanın neler düşünebileceğini kestirmek mümkün değil herhalde. 200-250 TL ev kirası veren bir kişinin bu 77 TL'yi geriye vermesi kadar acı ne olabilir. Kişinin iş garantisi olmak kaydıyla münferit yada değil ispatlamaya hazırım. Emeğin bu şekilde sömürüldüğünü bildiğin zaman akla sosyal devlet nerde sorusu geliyor. Ama bugün sosyal devlet yerine sadaka kültürünü öne çıkaran bir devlet idare yapısı ve bu yapılanma ile övünen yöneticilerimizi gördükçe üzülmemek mümkün mü?
b- 577 TL asgari ücretli bir kişi sabah 08:00 akşam 20:00 olmak kaydıyla, 12 saat çalıştığı halde bir lira dahi mesai ücreti almadığı sabah servise yetişememesi ve gecikmesi anında 2. gecikme olur ise kapının önüne koyarım lafını işitmek kadar acı bir şey var mı acaba. 12 saatlik bu çalışmanın önü açık iş bittiği zaman işyerinin kapanması ve gece 01:00’leri bulması kaçınılmaz olup yine sabah saat 08:00 da iş başı yapması gibi…
c- 577 TL asgari ücretlinin 12 saat çalıştırılmak kaydı ile 700-750 TL arasında ücret alması ve 12 saat çalışmaya karşılık 10.5 saat sigorta primi asgari ücret üzerinden yatırılması, böylece üç çalışan asgari ücretli yerine iki çalışan asgari ücretliye düşük para ve uzun süre çalıştırmak kaydı ile verim alınmak istemesi bunun yanında da Sosyal Güvenlik Kurumuna üç çalışan adına pirim ödenmesi gerekirken iki çalışan adına pirim ödenerek Kurumun zayıflatılması, Devletin bu çalışan işçiden alacağı verginin düşük seviyede ödenmesi ve buna benzer olaylar binler ile ifade edilir ise bundaki kayıp ve sosyal güvenlik prim kaybı Türkiye geneline orantılandığında ne olur hesap etmek istemiyorum. (İŞSİZLİK ORANI BUGÜNKÜ GERÇEK VERİSİNİN OTOMATİK OLARAK %5 ALTINA DÜŞECEĞİ KANAATİNDEYİM.)
d- İlerlemiş devletlerde çalışma saatleri 35 saat ile 40 saat arasında değiştiği halde bizde resmi rakam 45 saat olup ama iş veren bunu 84 saate kadar çıkarta biliyor. Bu köle işçilikten benim güzel vatanımın güzel insanları ne zaman kurtulacak. Hakkını ne zaman alacak düşündükçe insanın yüreği kan ağlıyor.
Bunlar benim memleketimde olağan hadiseler olmaktan kurtulması ve ülkemin sosyal devlet olabilmesini görecek miyiz bunu düşünmekten kendimi alamıyorum.
Bu bölümde belirttiğim konunun çözümü sosyal güvenlik yasasına "BİR İŞÇİ AYLIK MESAİ DAHİL EN FAZLA 60 SAAT ÇALIŞTIRILABİLİR." gibi bir madde ile köle işçilik sona erdirilebilir.
Gerçekten Türkiye de işsizliği sanal sayanlar memleketin gerçeklerini gözleri görmeyecek kadar kör, gerçekleri kulakları duymayacak kadar sağır, gerçekleri dilleri söylemeyecek kadar lal olmuş dil sahipleri olup memleketin problemini çözecek iradeden uzaktırlar. Zira bu konuda SGK'da değişiklik ile çözülebilecek bir konu olup çözümünü de yukarıda belirttim. Çözüm mercii bunda da meclis olup ya millete hizmet ederler, yada milletin gözünde kadı yakıştırmasıyla gerçek yerlerini alırlar.
Zira dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki beş yıl üst üste %7'nin üzerinde kalkınma olsun buna rağmen işsizlikte sürekli artsın. Bu da ya kalkınmanın sanal olduğunu gösterir ya da bir Türkiye klasiği olarak belleklerde düşünmeyi tetikler.