Bu yazı 3973. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
Bir önceki yazımda gerçek TÜRKİYE'yi altı başlık altında ana hatları ile vermiştim. Bugün bu ana hatları ayrı ayrı işlemek istiyorum.
Size bu satırları yazmaktaki amacım,borç batağında olan bir ülkenin sıkıntılarını, işsizlik sıralamasında dünyada ilk 5'in içerisinde olan bu güzel vatanın evlatlarının sıkıntılarını, yolsuzluk ve usulsüzlük bağlamında yine karnesi epeyce bozuk olan çok güzel vatanın biçare duruma düşmüş evlatlarının beklentilerini anlatmaktır. Ben bu vatanın sakin huzurlu bir hayat yaşamak isteyen,emekli, belirli kültür düzeyinde olan bir ferdi olarak,gördüğüm gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu konuları sizlerde biliyorsunuz. Bugüne kadar bu konu üzerinde gazeteler zaman zaman birinci sayfalarında konuyu dile getirseler de bir sonuç alınamamıştır. Yalnız bu konunun bu şekle dönüşmesinde 1991 yılında seçime gidilmeden önce çıkan gazetelerde de milletvekillerine kıyak emeklilik olarak işlenen kanun ile başlaması daha sonra Yasamanın tek taraflı olarak bu konuları devamlı istediği şekilde değiştirmesi ile bugünkü hale gelmiştir. Bunu birkaç başlık ile bilgilerinize arz edeyim.
Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız ve Başbakanımız, makam ve makam emekli maaşı olmak üzere iki maaş almaktadır.
Başbakanımızın milletvekillerinden danışman olarak atadıkları bu ücreti alıp almadıklarını TBMM'nin 20 Kasım 2009 tarih A.01.0.GNS.0.12.00.02/30072 sayılı yazıları ile bilgi edinme yasası dışında olduğunun belirtilmesinden dolayı bilmiyorum. Yalnız bunla ilgili maaş verildiği kanaatim var. Mesela siyasi danışman Suat Kılıç veya danışman Hüseyin Çelik yada Türkiye AB-Karma Parlamento Komisyonu Başkanı sayın Lütfi Elvan gibi.
Bu şekilde Milletvekili emekli maaşı ve Milletvekili maaşı almakta olan 300'ün üzerinde milletvekilimiz vardır. Milletvekilimizin Türkiye AB-Karma Parlamento Komisyonu Başkanlığı ve buna benzer üyeliklerin maaşının verildiğini de bilgi edinme yasası dışında olması nedeniyle bilmiyorum. Yalnız bunla ilgilide maaş verildiği mecliste konuşmalar ve duyumum nedeniyle kanaatim var.
Yine aynı şekilde makam maaşı ile yönetim kurulu ve üst kurul üyelik maaşı almakta olan yani iki ve daha fazla maaş alan (on maaşa kadar) aşağı yukarı 2000’nin üzerinde bürokratın olduğunu tespit etmiş durumdayım.
Yine 3210 civarında belediye başkanlarımızın 2000'in üzerinde emekli maaşı ve makam maaşı alanlar olduğu bir gerçektir. Çünkü Karaman il sınırları içerisinde 14 tane Belediyemizden ikisini kesin olarak bilmiyorum 12 tanesi hem emekli maaşı hem de Belediye Başkan maaşı almaktadır. Bunun yanında 2004 yılına kadar Büyük Şehirler hariç diğer illerin Belediye Başkanlarının danışmanları yoktu. Bugün büyük şehirler hariç diğerlerinin de iki üç tane danışmanı olduğunu 21/01/2010 tarih 21 sayı ile Karman Belediye Başkanlığının göndermiş olduğu resmi yazıdan anlamış durumdayım. Ayrıca bu danışmanların emekli artı sözleşmeli işçi statüsünde oldukları da gönderilen resmi yazı içerisinde belirtilmektedir. Sözleşme miktarlarını istediğim halde kesinlikle belirtilmeyip bunun yerine belirli özellikler sıralanmıştır acaba sözleşme 1000 TL'den mi yoksa 7500 TL'den mi yapılmıştır açıklanmadığı için bilemiyorum. Böyle 120.000 nüfuslu illerde iki veya üç danışman var ise büyük şehir belediyesinde kaç tane olur söylemek istemiyorum. Belediyeler çiftlik olmalı. Bu danışmanların yanında en az üç tane Belediye Başkan yardımcısı olmak üzere emek vermeyenlerde yada üretmeyenlerde o kadar israf var ki, israfı toplu olarak yakın rakamlarla söylemek gerekir. Bilgi edinme yasası ile tespiti mümkün değildir.
Yine muhtarlar; hem muhtar maaşı alırken, hem emekli maaşı ile bir de muhtar olmasından, iktisadi devlet kurumu olan ve DSİ ile iş birliği içindeki kurumların başında olmaları nedeniyle (sulama birliği gibi) üçüncü maaşı da almaları,üçüncü maaşında iktisadi kamu teşekkülü görevini yapan kuruluşlardan yüksekçe almaları gerçekten dikkat çekicidir. Alınan ücretin miktarını tam olarak vermek istemiyorum. Yaklaşık 2000 TL civarında. Bu şekilde olan Türkiye de yaklaşık 2000 civarında muhtarın olduğu sanılmaktadır.
Hanımefendi kardeşlerimiz; kendi maaşı, eşi ölmüş ise dul maaşı ve babası ölmüş ise babasından kalan emekli maaşı olmak üzere üç tane emekli maaşı almaktadır. Beyefendi kardeşlerimiz; kendi emekli maaşı, eşi ölmüş ise eşinden kalan dulluk maaşı olmak üzere iki tane maaş almaktadır. Bunlar da 8.000.000 civarında emeklisi olan ülkemizde yaklaşık % 10'a tekabül etmektedir. Buda sosyal güvenlik kurumumuzu sıkıntıya sokmaktadır.
Yine odalarda ve sendikalarda bu şekilde ikiden fazla maaş ile bulunduğu tüzel kişiliğin ağalığını yapan 100'lerce insanında olduğunu göz ardı etmemek lazım.
Bu konular yıllık ortalama bütçeden üç milyar TL'ye yakın kaynak israfına sebep olmaktadır. Bilgi edinme yasası dışında konuyla ilgili gazetelere dayalı bazı duyumları aktarmak istiyorum. 26 Şubat 2007 tarihli Akşam gazetesinin manşet haberi MEMURLAR KRALI şekliyle verilmiş olup Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü görevini yapan beyefendinin beş ayrı kurumdan toplam 16.750 TL maaş aldığı ifade edilmekteydi. TRT Genel Müdürünün 7 Mayıs 2008 tarihli Hürriyet gazetesinin haberinde üç maaş aldığı ifade edilmektedir. (Bir devlet memuru aynı zamanda özel sektörün yönetim kurulunda üye olabilmesi mümkün müdür?) 2 Haziran 2008 tarihli Milli Gazete de Cumhurbaşkanından daha fazla maaş alıyorlar ÖZERK SALTANAT başlığıyla verilen yazıda "Türkiye de özel yasalarla kurulmuş idari ve mali özerkliği bulunan ÜST KURULLAR ve KAMU KURUMLARININ BAŞKANLARI, maaş - ücret ve yan ödemelerle birlikte ele geçen aylık ortalama gelir düzeyinde, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve Milletvekilleri de dahil tüm kamu yöneticilerini açık ara geride bıraktılar. (MB Başkanı 31.831 TL diğer giderleri 381.977 TL, Türk Patent Enstitüsü Başkanı yıllık 258.409 TL. diğer giderler aylık 21.534 TL, Ziraat Bankası Müdürü 250.000 TL. yıllık diğer giderler için aylık 20.852 TL. ve bu şekilde olan devlet memuru yüzlerle ifade edilmektedir.)" 17 Ekim 2007 tarihli Yeniçağ gazetesinde "Fehmi Koru'nun Dünü Bugünü" başlıklı yazıda Bilderberg toplantısına katıldıktan sonra "Bu adam şimdi TMSF dahil olmak üzere beş ayrı medya gurubundan maaş alıyor ve ülkede büyük gazeteci itibarını görüyor iyi mi?" denilerek gazetecilerin de maaşla ödüllendirildikleri dikkat çekicidir.
Bunları üst üste koyduğumuz zaman ülkemizde bir ahbap çavuş ilişkisi gerçekten süre gelmekte çavuşlar ahbaplarını ihya ederken, ahbaplar da çavuşların o rolde kalmalarını sağladıkları anlaşılmaktadır. Bunun bedeli de usulsüzlük ve yolsuzlukların bir araya gelmesi ile 10 milyar TL'leri yıllık bazda geçmekte olup yıllık ortalama ahbap çavuş ilişkisine millet çok büyük bedel ödemektedir.
Küçük bir anekdot ile yukarıda belirttiğim üzerine 120.000 bin nüfuslu bir İl Belediye Başkanının 3 tane emekli danışman çalıştırması gibi ya da Hatay'ın Ali Dibo'su, Karaman'ın 11 Mayıs 2006 tarihli Ali Şenol'u , Siirt’in Mervan Gül'ü, Çorumun İftar yemeği hadisesi, Kütahya Tavşanlı ve Tunçbilek kömür ocaklarında kömür ocaktan çıktığı anda 25 kg. yerine 19 ile 21 kg. arasında gelmesi, 2007-2008 kış sezonunda gazete verilerine göre 8.500.000 ton kömür dağıtımında yukarıdaki kilo eksikliği 1.700.000 tona tekabül eder, parasal karşılığı da beş yüz milyon TL'dir. Kütahya Milletvekili arkadaşımızın 22 Mart 2010 tarihli Ruhat Mengi’nin yazısındaki hadise gibi usulsüzlüğün yolsuzluğa dönüştüğü gerçekler bunlardan bazıları.
22. Dönem Milletvekillerimizin çıkardığı 5510 sayılı sosyal güvenlik yasasının ilgili maddesinde emekli olan kişi dükkan açtığı zaman %15 kesinti yapılmaktadır. Birden fazla devletten maaş alan kişilerden aynı kesinti neden yapılmıyor?
Yukarıda belirttiğim maaşlar konusunda çözüm olarak "SOSYAL GÜVENLİK YASASINA (5510 SAYILI YASA) BİR MADDE EKLENEREK BİR İNSAN DEVLETTEN BİR VE EN YÜKSEK OLAN MAAŞI ALIR." ilkesinde birleşmektir.
Bu meselenin çözümü meclistedir. Milletvekilleri ya SGK'da gerekli değişikliği yaparak milletin menfaatini kendi menfaatlerinin üzerinde tutarlar, yada halk arasında tabirle milletvekili değil kadılık görevine devam ederler.