Reklam

5. Büyük Melek

Bu yazı 6153.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

5. Büyük Melek 'E-Posta Melekleri'

       Bilgisayarın hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte, sabahları yaptığımız başlıca işler arasında ilk sıralara yerleşen e-posta kutusu kontrolünün bu sabahki tekrarında, gelen bütün iletileri incelemiş, çok önemli bu görevi yerine getirmenin verdiği rahatlıkla günlük işlere başlamayı düşündüğüm sırada, gelen kutusunda bir tane koyu renkli iletinin olduğunu farkettim. Bu okunmamış iletinin muhasebecimden geldiğini görünce okuma isteğim azalmışsa da orada öylece koyu renkli bir ileti başlığı görünmesi rahatsız edeceğinden en azından okunanlara geçmesi için tıklamak ihtiyacı duydum.

       Bilgisayar ve internetin inanılmaz bir hızla yaşantımızın ta dibine kadar ulaşmasının getirileri ve götürüleri bir yana, uhrevi yanımızın da bu teknolojiye ayak uydurma çabaları beni gerçekten şaşırtmaya devam ediyor.

       Böbrek, ilik, kan nakli  bekleyen hastalar, tekerlekli sandalye dağıtan üniversite öğretim görevlileri, gelen iletiyi bilmem kaç kişiye aynen göndermen durumunda size çuval dolusu parayı babasının hayrına verecek olan Microsoft!!!, falanca ülkenin Türkiye aleyhinde yaptığı envai çeşit anketlere oy verince dikkate alınacağını zanneden ezikler, yine bilmem kaç kişiye gelen iletiyi göndermeniz halinde msn programındaki adam siluetinin mavi renge dönüşeceği, mail iletisini kayıtlı tüm adreslerine gönderecek olan bizlerin, eğer erkeksek msn'i ifade eden yeşil insan resminin dansöze, bayan ise yakışıklı bir jöne dönüşeceği hayaliyle yanıp tutuşan biçareler, hemen her gün gelen kutusunu rahatsız eden davetsiz göndericiler olmaya devam ederken, bunlara ilaveten, 7, 9, 19 kişiye gönderilmeyen elektronik postaların, depreme, yangına ve türlü doğa afetine yol açacağını kan ter içinde haber eden dostlarımız!!! var. Mutlaka gelmiştir size de. Mekke'de ikamet eden, nur yüzlü, pak alınlı, ak sakallı ermişlerimiz, bizler için pek değişik ve hayırlı görüntüler izledikleri rüyalar alemine hemen her gün ziyarette bulunurlar. Gördükleri manzaraları ve Peygamber Efendimizden!!! bizatihi aldıkları mesajları, malum telefon ücretleri pahalı olacağından E-posta Melekleri ile gönderirler.

       Bu ak sakallı, nur yüzlü evliyalarımız, rüyalarının tamamlanmasına müteakip, Türk Milletinin bekası ve hayrı için hiç vakit kaybetmeksizin laptoplarının başına oturur, AhiretCell üzerinden internet bağlantısı kurup, Türkiye'deki Evliyalık Bayilerine İvedi etiketli elektronik postalar gönderirler. Derler ki; "Aman ha bu mesajı şu kadar kişiye gönderin. Peygamberimiz!! söyledi, eğer göndermezseniz başınıza taş yağar, evinize gemi düşer, iş yerinize tren çarpar, fay hatlarınız 8.9 şiddetinde kırılır. Ayağınız kayar üzerinizden tank geçer, yanarsınız, yıkılırsınız, kahr ile gazaba uğrarsınız. Ama gönderirseniz; kimbilir belki yarından da yakın üstünüze banknot yağar, banka hesaplarınız dolar patlaması yaşar, yastığınızın altından altın külçeleri çıkar, yüzünüze nur gelir, kapınızın önünde müşteriler izdiham yaşar vs. vs.

       İşte gelen mesaja tıklama süresince aklımdan geçiveren bu düşüncelerle iyice karamsarlığa kapılmışken, sevgili muhasibimin iletisini okumaya başladım. Ancak gelen e-postanın bahsettiklerimin dışında kalan bir başka kategoride olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hani bu türleri de gelmiştir bilirsiniz, işte bu mesajı sevdiklerine yolla bak bakalım sana kaç tanesi geri dönecek. Geri dönenler seni gerçekten seviyor, göndermeyenler de playback yapıyor diye biten sevgi ve muhabbet nameleri dolu iletiler...

       Tam muhasibime "Sana olan sevgim, çıkaracağın vergi matrahı ile ters orantılıdır. E-postalardan medet umma!" demeye hazırlanırken, birden fikir değiştirdim. Çünki gerçekten bir şey yapmamı istemiyordu gelen ileti. Hatta şu kadar kişiye, bu kadar kişiye, listen yetersiz ise konu komşudan alacağın bir fincan e-posta adresine gönderilmesi istenen postalardan da, sevgi ve muhabbeti ölçen özelliklerle bezenmiş elektronik kodlar topluluğu da değildi. Hatta iletiyi okudukça, belki de günümüz insanının nadiren kullandığı da olsa iyi dilek ve temennilerini ifade etme özelliğinin aksettiği bir ileti olduğunu gördüm. Hatta güzel bir de hikaye eklenmişti iletiye.

       Yer yer kullandığımız "Halil İbrahim Bereketi" ifadesinin nerden çıktığını da bilmediğimi farkedince, gelen iletiyi sizinle de paylaşmak istedim. Buyurun bakalım birlikte okuyalım...

"Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.
Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim...
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış...
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş...
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki, abi demiş İbrahim...
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... .
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Böyle demiş ve
Kendi payından bir miktar atmış onunkine...
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim. De miş, önce sen doldur da taşı ambara.
Peki abi.
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.
O gidince, Halil düşünür bu defa:
Der ki:
Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
Ama kardeşim bekâr.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur.
Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki...
Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.
Şaşarlar bu işe...
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: Halil İbrahim  Bereketidir.

KAİNATIN SAHİBİNİN EVİNİZE VE HAYATINIZA HALİL İBRAHİM BEREKETİ GETİRMESİNİ DİLERİM."

       İletinin açılmasına değin aldığım günahlarını sevgili muhasibime iade ederken, muhasibim de dahil olmak üzere tüm okurlarımıza Halil İbrahim Bereketi diliyorum...

Bereketle kalın...



Bu sayfayı Ekle
| Başka...