Reklam

Karaman'ın Elmas'ı

Bu yazı 5081.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Senenin belirli zamanlarında, hep beraber koro halinde rüzgara karşı söylediğimiz bir şarkıdır ''Karaman Elma'nın Başkentidir'' türküsü. Peki doğru mudur bu hüküm derseniz, evet son kelimesine kadar da doğrudur.

Bu hükmümüzü biraz daha açarsak: 1950'li yıllarda o zamanki dar imkanlar nispetinde birkaç iyi niyetli girişimci sayesinde yapılan ilk Kapama Bahçeler ilimizde yeni bir tarım kolunun artarak gelişmesine sebep oldu. Avrupaya giden hemşehrilerimizin de anavatana geri dönüşlerinde, bize Avrupa'dan bedava getirdiği bilgi akışı ile özellikle 1980'li yıllardan itibaren ilimiz, elma fidan sayısı - çeşidi ve seneler itibari ile artan elma rekoltesi ile ülkemizde ilk sıralara yerleşti. 2000'li yılların başlaması ile de ilimiz hem meyve veren elma ağaç sayısı hem de yıllık ortalama elma rekoltesi ile ülkemizde bir numaradır. Yıllık ortalama 3 milyon ton Elma üretimi olan ülkemizde ( ki bu üretim miktarı ile ülke olarak dünyanın 3. büyük Elma üreticisiyiz ) ilimiz Karaman yıllık ortalama 500 bin ton elma üretimi ile ülkemizde ilk sıradadır.

Elma'nın ilimize ülke içerisinde kattığı "Elma'nın Başkenti" marka değeri bir tarafa, il gayrisafi hasılasının yarısından fazlasını taşıyan tarım sektörü içerisinde Elma, önemli bir gelir kalemidir. Arada, atanmış ve seçilmişlerimizin gururlandıkları" Karaman'da işsizlik yok ''lafının arkasında da, il içi işsizliği önleyen 3-5 dönümlük küçük elma bahçelerinin katkısı, hepsi bir araya gelince, organize sanayi bölgesindeki fabrikaların issizliğe katkısından az değildir inanın. Yani bir noktada Elma, Karaman için sadece Elma değil "Elmas" değeri taşımaktadır.

Peki bu kadar artı değerleri ile üreticisine geçim sağlayan ve ilimize de marka değer olarak ülke içinde ciddi bir karizma sağlayan "Elmas" kadar değerli Elma'nın ve onun cefakar üreticilerinin hiç mi problemleri yok? Elbette var. Hem de yıllar itibari ile artan üretimimizle beraber büyüyen nitelikte problemlerimiz var.

En başta devletimizin genel çözüm noktasında çoğunlukla Eylül-Ekim-Kasım aylarında hasat edilen Elma'nın piyasa şartlarının oluşturulmasında etkin rol oynanamaması büyük bir handikap. Biz, bunu çeşitli platformlarda sıklıkla gündeme getirince "Devlet Elma alıp, tüccarlık mı yapsın, depo kurup Elma mı saklasın kardeşim ?" cevaplarını duyuyoruz. Bu cevap, tamamen bölgesel politikalara dayanan ve gerçeklerle alakası olmayan ve söyleyenini dahi inandıran bir cevap değil. Halbuki, bu işleri bizden daha iyi bilmesi gereken en tepedekiler, kendi seçim bölgeleri de dahil olmak üzere Elma'nın ülkemizdeki 81 vilayetten 70'inden fazlasında yetiştiğini dahi bilmiyorlar. Biz, ne Tütün ne de Fındık gibi Elma'nın devlet tarafından alınıp sonrasında depolarda çürütülmesi, yakılması ya da derelere dökülmesi taraftarı değiliz. Bizim, bu konuda devletimizden hem ilimiz hem de diğer üretici iller adına isteğimiz, bir sene tavan fiyatlarda gezip mutlu azınlık niteliğinde birilerini zengin eden, bir sene de umutla kendine çokça para yatıran kalabalık grubu zarar ettiren Elma'nın fiyat oluşumlarının devlet tarafından nispi olarak kontrol edilmesi. Sosyal devlet ilkesi bunun için gerekli değil mi?

İşin ülke genelindeki en göze batan sıkıntısını anlattıktan sonra, bizi yani Karaman Elmacılığını ilgilendiren ve hala çözülemeyen özel sıkıntımızı size anlatmak istiyorum. Hoş, bu sıkıntının çözümü için çalmadık kapı bırakmadık, her seferinde de pışpışlanarak avutulduk ama yine de bir sefer daha bu satırlardan siz değerli okuyucularımla bu sıkıntıları paylaşmak isterim.

Eminim ki, bir çoğunuz ilk olarak 16 Nisan 2004 tarihinde meydana gelen erken bahar donu neticesinde, Karaman ve bağlı ilçelerinde gece hava sıcaklığının -11 derece civarına düştüğünü, neticesinde Elma ağaçlarındaki çiçeklerin tamamına yakın ( % 99 ) soğuktan zarar gördüğünü duymuşsunuzdur. Bir gecede meydana gelen bu don felaketi sonucunda, Türkiye Elma üretiminin yaklaşık %20'sini sağlayan ilimizde 500.000 Tona yakın bir Elma rekoltesi kaybı meydana geldi. Bu tonajdaki Elmanın o yıldaki değeri, ( Elma piyasa değeri ve Elma ile ilgili direk sektörlerin ekonomik kaybı ) Karaman ve Milli Ekonomi içerisinde bir değerleme yaparsak yaklaşık 500 Trilyon lira ( 500 Milyon YTL ) rakamına ulaştı.

Akabinde, 2 yıl sonra, 24 ve 25 Nisan 2006 yılında iki gün üst üste meydana gelen erken bahar donu neticesinde ( 24 Nisan -5, 25 Nisan -6 ) Karaman ve bağlı ilçelerde Elma ağaçlarındaki çiçeklerin büyük oranı ( % 85 ) soğuktan zarar gördü. İki gece olan bu don neticesinde oluşan ekonomik kaybın rakamsal değeri, o yıldaki Elma değeri ile yaklaşık, 400 Trilyon lira ( 400 Milyon TL ) civarındaydı.

2004 ve 2006 yılında iki yıl üst üste meydana gelen ve ülke genelinde en çok Karaman ilinin etkilendiği bu Erken Bahar Donları neticesinde Karaman'ın ekonomik kayıp miktarı 900 Trilyon lira ( 900 Milyon TL ) civarındadır. Bu rakamlar, ilgili resmi kurumlar tarafından da onaylanmıştır.

Ülke genelinde diğer meyvelerde de (Fındık, Kayısı, Üzüm) bu gelişmeler sonucu kayıplar meydana gelmiş, devletimiz bu konuda bütün mağduriyetleri giderebilmek için "Genel Tarım Sigortası"nı hayata geçirmiştir. Fakat, bölgelerarası güç dengesizliği ve siyaset kurumunun kendi içindeki döngüsü bazı bölgelerin bu konuda mağduriyetinin büyük miktarda giderilmesini sağlamıştır. Aynı tarihlerde Karaman ile beraber Erken Bahar Donlarından etkilenen Manisa ( Üzüm ), Malatya ( Kayısı ), Doğu Karadeniz ( Fındık ), Kayseri ( Elma ) bir şekilde etkin siyaset sonucu mağduriyetlerini giderebilmişlerdir. Şöyle ki; Manisa ilinde don sonucu soğuktan üzüm bağları yanan çiftçilere devlet yeniden bağ tesis edilmesi için destek vermiştir. Doğu Karadeniz bölgesinde Fındık üreticilerine 2004 yılında devlet tarafından 190 Trilyona yakın karşılıksız destek dağıtılmıştır. Malatya bölgesinde, dondan sonra ellerinde kalan Kayısıların daha değerli şekilde satılabilmesi için ihracat teşviki verilmiştir. Karaman ile beraber Elma üretiminde söz sahibi olan Kayseri ( Yahyalı,Yeşilhisar ve beldeleri ) bu bahar donlarından etkilenmiş, o bölgedeki müstahsillerin 2004 ve 2006 yıllarındaki mağduriyetleri 2007 ve 2008 yıllarında peyderpey Ziraat Bankası eliyle ödenerek büyük oranda kapatılmıştır. 2004 yılında Elmasını don vuran müstahsilin zararı, ilgili kişinin beyanı baz alınarak kg'da 550 bin lira ( 0,55 Krş. ), 2006 yılında Elmasını don vuran müstahsilin zararı da yine kişinin beyanı baz alınarak 700 bin lira ( 0,70 Krş. ) fiyatı baz alınarak Ziraat Bankası eliyle ödenmiştir.

Gelelim haklı isyan noktamıza...

Sosyal Devlet ilkesi içerisinde, büyük devlet olarak, devletimiz, ülkemiz sınırları içerisinde mağdur olan bütün vatandaşlarımıza yardım etmeli. Devlet vatandaşını kucaklamalı. Devlet, doğusunda, güneydoğusunda bütün vatandaşlarını kucaklarken Anadolu'nun göbeğindeki bizleri de unutmamalı bu arada. Karaman içerisinde mağdur olan benim hemşehrim bu haksızlığa isyan etmediyse, aldığı toplum terbiyesinden ve devlete olan itaatindendir. Karaman havalisinde bu konuda mağdur olan Elma müstahsilleri, geçimlerini ek kaynak bularak sağlamışlar, aile içerinde çalışma yaşı gelen çocuklarını bisküvi fabrikalarında çalıştırmışlar, yapacakları zaruri harcamalarını yapmamışlar, tasarrufa yönelmişler ve bir şekilde geçimlerini devletten bir şey beklemeden sağlamışlardır.

Gayrı safi hasılası büyük oranda tarıma dayalı olan ilimiz Karaman'da halen, 2004 ve 2006 yıllarında meydana gelen Erken Bahar Donlarının ekonomik etkileri gözlenmektedir. Elma müstahsilleri ve elma işi ile uğraşan Elma tüccarları büyük oranda bankalara borçludurlar.

Biz, deveden deve istemiyoruz. Sadece, emsal olarak, mağduriyet olarak, bize aşağı yukarı benzeyen Kayseri ilinde yapılan destek uygulamaların aynısının bize de verilmesini istiyoruz.

İstiyoruz istemesine de.. İnanın bu kadar mücadeleden sonra geçen kayıp yılların telafisi noktasında ilimize bir katkı olacağını sanmıyorum. Ama şuna eminim, bizim o yıllarda iki kere Karaman olarak yaşadığımız sıkıntıları, bir başka il bizim yaşadığımız derecede yaşasaydı "Milli Afet" ilan edilirdi inanın. Biz, hani derler ya, geçmişimizi unutmayalım diye bunları arada bir gündeme getiriyoruz. Ama bunu gündeme taşımaktaki asıl amacımız gelecek yıllarda muhtemelen tekrar olacak sıkıntılarda aynı mağduriyetleri yeniden yaşamamak. Yeri gelmişken, Karaman ilinde yaşanan bu sıkıntıların çözümü noktasında hükümet nezdinde girişimlerini esirgemeyen Karaman Milletvekilimiz Lütfi ELVAN beye ve yine bu konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisinde sıkça gündeme taşıyan Karaman Milletvekilimiz Dr. Hasan ÇALIŞ beye teşekkür etmek isterim.

İnşallah bundan sonrası için hayırlısı olur.

Allah'a emanet olun.

Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Bu sayfayı Ekle
| Başka...