Bu yazı 4697. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
Kağıt üzerinde tüm dünya üzerinde 1,5 milyara yakın Müslüman bulunmakta.Yine bu 1.5 Müslümanın hakimiyet sahası da, ekonomik ve siyasi olarak tüm dünyanın aşağı yukarı dörtte birine tekabül ediyor.Peki, kağıt üzerinde dünyada siyasi ve idari olarak her şeyin dörtte birine sahip olması gereken Müslümanlar bu gücü yeterince kullanabilmektedirler mi? Yakın zamanda terörist devlet İsrail'in orantısız güç kullanımıyla ve sivil, kadın, çocuk demeden tüm Filistinlilere yaptığı katliam ile tüm dünya kamuoyunca fazlasıyla bilinen ama 60 kusur yıldır kanayan Gazze ( Filistin ) Sorunu, Müslüman Dünyasının kendi içerisinde şapkayı önüne koyup düşünmesi gereken büyük bir sorundur.
Kapitalist sömürge devletlerinin belirli aralıklarla, kendi ali menfaatleri için biz Müslümanların arasına soktukları fitneler, tüm dünya üzerindeki 1,5 milyar Müslümanın hala bir amaç üzerinde bir araya gelmesine engel açıkçası.Bu durum düzelir mi? Elbette düzelir. Malum, insanı ileriye taşıyan bir umut misali. Devletleri ve milletleri de ileriye taşıyan, gelecek güzel günlerin hayali değil mi?
Peki tüm Müslüman dünyasının, gelecekteki güçlü ve mutlu bir Müslüman dünyası için neler yapması gerek? Tabi en başta güçlü olması gerek. Boş çuval ayakta durmaz bilirsiniz. Bunun sağlanabilmesi için petrol denizinin ve dolayısıyla dünyaya yön veren bir ekonomik gücün üzerinde duran Arap kardeşlerimizin bu gücü etkin bir şekilde kullanması, bu güne kadar onlara efendilik yapmış olan batılı baronlara karşı dik durmaları gerek. Krallıkta ve petrolde ortaklık esasına dayanarak, tarihi bir hafıza kaybı ile halklarını ve sözde devletlerini yöneten Arap liderlerinin beraberce silkinişi, dünyada birçok dengenin kısa bir zaman içerisinde değişeceğini gösteriyor. Hoş, çokça zamandır birbirlerine selam veremez duruma düşen ya da batının ayak oyunları ile bu duruma düşürülmüş Arap dünyası, bugünlerde ufak ufak da olsa bir silkinişi gösterir durumdalar. Geçen hafta içerisinde Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın Davos'da İsrail Cumhurbaşkanı ile yaşadığı -ki bizce son derece haklı olduğumuz- polemik, Türkü, Arapı, Farsı, Filistinlisi bütün Müslüman dünyasını ufak da olsa bir araya getirmedi mi sizce? Ufak da olsa bir silkinme hareketini görmediniz mi? Türkler olarak, devamı olduğuna inandığımız Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşında yaşadığı mağlubiyetinin -haklı olarak- müsebbiplerinden gördüğümüz ve batının ayak oyunu ile Osmanlıyı arkadan vurduğuna inandığımız Araplara kaç zamandır bu kadar yakın olmamıştık sanki...
Müslüman dünyasının son yüzyılda yaşadığı liderlik sıkıntısının Davos'da yaşanan gelişmelerden sonra bittiği inancındayım. Artık ülkemiz, batılı büyük yayın organlarının da bahsettiği gibi, Müslüman dünyasının fiili yeni lideridir. Türkiye'nin liderliğinde yeniden organize olmuş Müslüman dünyasının eskisinden daha güçlü olacağı da aşikardır. Eğer, ülkemiz tarihten gelen liderlik vasfını etkin kullanırsa tüm dünyaya adaletin tekrar geleceğine inananlardanım. Türkiye'nin Müslüman dünyasının lideri olduğu dünyada ne Amerika 10.000 km'den demokrasi adına gelip Irak'ı işgal edebilir ne de İsrail canı istediğinde Gazze'yi işgal edebilir...
Artık umut zamanı. Artık silkinme zamanı Hani, şair Sezai KARAKOÇ'un dediği gibi...
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır,
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır,
Sakın kader deme, kaderin üstünde bir Kader vardır,
Ne yapsalar boş, Göklerden gelen bir karar vardır.
Gün batsa ne olur,geceyi onaran bir Mimar vardır,
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır,
Yenilgi yenilgi büyüyen bir Zafer vardır..
İnşallah hayırlısı olur.
Allah'a emanet olun.
Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir