Bu yazı 4810. defa sizin tarafınızdan okunuyor.
22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri'nde ezici çoğunlukla oylarını artırarak iktidar olan Ak Parti'nin asıl ve daha önemli sınavı 29 Mart 2009'da yapılacak olan Yerel Seçimler'dir bana göre. Malumunuz, görünen resmi muhalefetle beraber bir de görünmeyen güçlerle uğraşan ve bir noktada da o görünmeyen güçlerin verdiği, mazlum ve ezilmiş edebiyatının üst üste zirveye taşıdığı Ak Parti için bu seçimler tam bir dönüm noktası olacak gibi görünüyor...Türk siyasi tarihinde geçmişe bakacak olursak, siyasal iktidarların takip eden iktidar dönemleri hep sıkıntılı olmuştur.Dolayısı ile bu gerçek, muhalefet partilerinden daha ziyade Ak Partiyi daha fazla ilgilendiriyor.Hoş, genel ülke şablonuna bakınca, bizim kahraman ana ve yavru muhalefetler, bulundukları yerlerden de çok memnun gibiler..Yerel ya da genel fark etmez, bir on sene boyunca hiçbir seçimde pek iktidar ya da iktidar ortağı olmaya niyetli de değiller gibi...
Bir türlü ayağa kalkamayan aslan muhalefete rağmen, bu Mart 2009 Yerel Seçimlerinin ülke genelinde iktidar partisi için çok da kolay geçeceğini zannetmiyorum. Genel Seçimlerde oy yüzdeniz düşse dahi bir şekilde iktidar ya da iktidar ortağı olarak siyasal hayatınıza devam edebilirsiniz ama özellikle kendiniz için kale diye nitelendirdiğiniz illerde seçim kaybetmek yıkım etkisi oluşturabilir. Hoş, bir de elinizde kalelerden daha ziyade rakip partinin elindeki kaleyi almaya giderken ezici bir kayba uğrarsanız durum tam bir trajediye dönüşür. ( Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak misali..) Bu arada, hala Anayasa Mahkemesi'nin '' Kapatırım ha..!! '' tehdidinin de devam ettiğini belirtmek gerek..
Ortalığı toz dumana boğan ve ne zaman başladığını ve neresinde olduğumuzu bir türlü bilemediğimiz Küresel Kriz'in reel sektöre olan etkisini - bir rivayete göre – halen göremedi ülkemiz."Hamdolsun teğet geçecek" denilen kriz, eğer bumerang etkisi ile ilk teğetini geçtikten sonra, Şubat – Mart 2009 gibi bizim için geri dönerse ve bu sefer tam ortasından bize vurursa ülke genelinde ne olabileceğini şu an hiçbir toplum bilimci, siyaset bilimci, ekonomist, vs, tahmin edemiyor. Ekonomik etkisini tam olarak bilemediğimiz bu krizin, toplumsal olarak kitlelerin siyasi tercihlerini nasıl etkiyeceğini zaman bize gösterecek. Ama, görünen bir gerçek, ekonomiden dolayı iktidara kızan ya da kızacak olan potansiyel yüzer – gezer oylar, siz muhalefet olarak kara çarşafa rozet taktınız diye size oy vermez.. Bizim ana muhalefete birilerinin acil olarak ''Muhalefet Yapma Teknikleri Dersi'' vermesi lazım.
Mart 2009'da, partilerin ve liderlerinin performanslarının doğal etkisi ile beraber, seçim bölgelerinde adayların niteliklerinin de bu seçimde önemli olacağını düşünüyorum. Artık eski dönemlerde olduğu gibi, "Odunu koysak seçtiririz" mantığı bu seçimde geçerliliğini kaybedecek gibi gözüküyor. Dolayısı ile sadece iktidar değil, muhalefet de ehliyetli, liyakatli ve orta seviyenin üzerinde kişileri bu makamlara aday göstermeli.Ve sadece, belediye başkanlığı makamı için değil, seçim sonucu seçilecek olan il genel meclisi üyelikleri için, belediye meclisi üyelikleri için, akil, mantıklı ve geleceğe hizmet eden kişileri aday göstermeliler. Yerel seçimler sonucunda halk için siyaset üretilecekse ve halka hizmet edilecekse, konusunun uzmanı ve toplumsal faydası üst düzeyde insanlar partiler tarafından öne çıkarılmalı.
1990'lı yıllardan itibaren, gelişen anket sektörünün de etkisi ile, yerel ve genel seçimler iktidar ve muhalefet performansı olarak, ortalama rakamlarla tahmin edilebiliyordu.Ama, önümüzdeki seçimlerin çok büyük sürprizlere gebe olduğunu söyleyebilirim.Devam eden ekonomik kriz ile beraber, lider, parti ve aday performanslarının da etkili olacağı bu seçimler, partilerin oy oranlarında alt-üst rakamlarının tahmin edilenden fazla ya da eksik çıkarabilir.18 Nisan 1999 seçimlerinde % 22 oy alarak iktidar olan DSP'nin 3 Kasım 2002'de %1 düşmesi,halkın tercihlerinin "Kafamı kessen şu partiden ya da şu adaydan başkasına oy vermem" repliğinden döndüğünü gösterir. 2001 Krizinin daha çok, ulusal ve hızlı diye tabir edilebildiği bir ortamda, damdan düşen iktidar partisi DSP'nin makus kaderine, daha tam tabir edilemeyen ve tanımlamayan Küresel Ekonomik Kriz'de iktidarı ve muhalefeti ile beraber bugünkü siyasal partiler niye düşmesin??
İktidar ve muhalefetin şunu iyi bilmesi gerekiyor. Seçmenin nikahı kimsenin cebinde değil ve hiçbir seçmen sırtında yumurta küfesi taşımıyor. Dolayısı ile herkes dersine iyi çalışacak ve seçmenin karşısına tam donanımlı olarak çıkacak. Ne kadar ekmek, o kadar köfte misali..
İnşallah hayırlısı olur.
Allah'a emanet olun.
Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir