Reklam

Nereye Gidiyoruz?

Bu yazı 3626.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Farkında mısınız, bizim neslimiz tarihte yüzyıllarda bir yaşanabilen ve birçok insanın göremeyeceği iyi ve kötü olayları bir anda ve devamlı bir film izliyor gibi takip ediyor. Tarihin bizden önceki dönemlerine göre, hızlı değişimine ve gelişimine şahitlik ediyoruz. Bildigimiz tarih silsilesi içerisinde, Dünya tarihini değiştiren büyük tarih olaylarının bir fazlasını biz de canlı olarak yaşıyoruz. Hiç yıkılmayacak denen Saddam'ın, 10.000 km öteden demokrasi adına gelen modern dünya baronları tarafından ülkesinde hapsedilmesi ve akabinde asılması tarihin büyük olayları arasında değil mi sizce?

Önümüzdeki yıllar hatta aylar daha büyük olaylara gebe... Aslında kapitalist sisteminin kirli rafları arasında asılı duran ama son zamanlarda ortaya çıkmış gibi gösterilen ''Küresel Ekonomik Kriz''yakın zamanda biz de dahil olmak üzere birçok ülkeyi etkileyecek. Ve zannımca, bugün itibari ile, biz ülke ve Karaman olarak daha bu ekonomik krizin ayak seslerini bile tam duyamadık, sadece birilerinin yaptığı  ''Düşman geliyor,sipere girin..!!!'' uyarılarını duymuş durumdayız. Asıl gelecek olan şokları ülke ve Karaman olarak kaldırabilirmiyiz, meçhul. Ama,geçmişten ders çıkarmak adına, 1994, 1997, 2001 Dünya Ekonomik Krizlerinde ekonomik olarak hep sırtı yere gelen ülke ilk biz olduk. Bu güzel ülke Türkiye sınırları içerisinde, tarıma dayalı ekonomisi, sadece ham ve yarı mamulü işleyen, direkt üretim yapmayan ve sanayi alanında bir tane bile adamakıllı fabrikası olmayan ilimiz Karaman'ın o krizler itibariyle durumunu, Karamanlı olarak yaşadıklarımızı fazlaca anlatmaya gerek yok sanırım.

Olaylara makro çerçeveden bakarsak, dünya üzerinde ekonomik ve siyasal yönetim sistemleri sorgulanır duruma gelecek gibi gözüküyor. Bununla beraber, artık dünya kovboy Amerika'nın başını çektiği tek kutuplu değil. Dünya, birçok güçlü ülkenin tek başlarına veya işbirliklerinden oluşacak çok kutuplu bir siyasal ortama doğru yol alıyor. Bu durum, kapitalist sistemin, sistemin yaşaması için şişirdiği ekonomik balonların tek tek patlacağının göstergesi. En başta maliyeti 5 doları bulmayan bir varil petrolü, çok para kazanmak adına 140 dolarlara kadar çıkaran, başını Amerika'nın çektiği bu sanal bu sistem, artık taşıyamadığı bu rakam bolluğunun, olması gereken yere inmesine bir şey diyemeyecektir. En büyük küresel rakibini, izlediği ekonomik ve siyasal politikalarla köşeye sıkıştırmış olan Rusya,yanına Amerikan karşıtı Çin, Hindistan, İran gibi ülkeleri de alarak, Amerika'nın en büyük gelir kaynağı olan Petrol fiyatlarını hızla aşağılara çekecektir diye düşünüyorum. Yakın zamanda bir varil petrolün 50 Dolar seviyesine inmesi ve uzunca bir süre o seviyelerde kalması kimseyi şaşırtmasın. Tabi,artan petrol fiyatlarında, o fiyatlara en hızlı şekilde uyum sağlayan hükumetlerimiz, düşen petrol fiyatlarında aynı hassasiyeti vatandaşları için gösterir mi bilinmez...

Göründüğü kadarıyla kış aylarımız, beklenenin aksine, kriz etkisiyle daha bir sıcak geçecek gibi gözüküyor. (Küresel ısınmayı da unutmayalım bu arada.) Hızlı hareket etmesini ve yapısal reformlar oluşturmasını  beklediğimiz hükümet, '' Bu kriz bize bişeycik yapamaz..'' mantığı ile makus kaderine doğru yol alıyor. Israrla ve defaatle söyledikleri güçlü mali piyasa lafları, babalar gibi özelleştirdikleri bankalar ve stratejik kurumlar ile ülke ekonomimiz ve özel sektörümüz bu krize ne kadar dayanabilecek? Yabancılara satılan ve ipleri ülke dışından çekilen o bankalar, ülkemizde büyük firmalardan verdikleri kısa, orta ve uzun vadeli kredileri geri istemeye başladılar bile.. Şimdi size bir soru. Biz ülke olarak, kriz vesilesi ile ülkelerinde bulunan bankaları devletleştiren dünya  ülkelerinin gösterdigi siyasi ve ekonomik iradeyi gösterebilir miyiz miyiz, gösteremez miyiz? Benim bu konuda çok bir umudum yok. İnşallah yanılan ben olurum duasıyla yazıyorum bu satırları. Ülkemizde krizin ne boyutta yaşanacağının ve kırılma noktasının neresi olacağının göstergesi, hükumetin bu konuda yapacağı yapısal reformlar olacak bence. Aslında o bankaları tekrar millileştirsek ne güzel olur. Biraz şark kurnazlığı olur ama, milyar dolarlara sattığımız o bankalar, düşen değerleri ile tekrar millileştirilse ne iyi olur değil mi..??

Uluslararası siyaset ile beraber Mart 2009 Yerel Seçimlerini de düşünmek zorunda olan hükumetin acilen düğmeye basması gerekiyor. 22 Temmuz 2007 itibari ile %47 oy oranına ulaşmış olan Ak Parti, bu süreçte, acıların bir türlü dinmediği mevcut Güneydoğu ve yine mevcut bekle - gör ekonomik politikaları ile olacak ilk seçimde, seçmenden  aynı şansı tekrar alamayacak gibi. Yanlız, alternatifsizliklerin, 367 şekil şartı mağduriyetinin ve en önemlisi muhalefeletsizliğin devamında iki kere ve ezici çoğunlukla iktidar olan  Ak Parti, benzer durumların tekrarında bu sefer %50 üzerinde bir oy oranı ile yerel seçimlerde her ilde seçimi alıp tekrar iktidar olursa hiç şaşırmayın. Olur mu, vallahi bu muhalefet ile bal gibi olur.

Gelecek çok hızlı geliyor.

İnşallah hayırlısı olur.

Allah' a emanet olun.

Mehmet YILDIZBAŞ
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Bu sayfayı Ekle
| Başka...