Reklam

Muallimler, Muallimler

Bu yazı 1548.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Sözlerime başlarken yaklaşmakta olan öğretmenler günü dolayısıyla eğitim camiamızda görevli tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarım. Bütün öğretmenlerimiz karşısında ceketimi iliklerim.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk "Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" der. Bu yeni nesil Cumhuriyetin, vatan toprağının emanet edildiği nesildir. Çağdaş uygarlık yolunun ilk adımıdır. Belki de giriş kapısıdır. Ama zaman zaman bu söze takılıp kaldığım olmuştur.

40 yılını aştığım ömrümde, yirmi beş yıla yaklaşan bir edebi çalışmamda bir çok öğretmen tanıdım. Yine benimle aynı dünya görüşünde olan, aynı edebi konularda fikir mütealası yaptığımız öğretmenlerimle omuz omuza gönül gönüle oldum. Duruşuyla, konuşmasıyla hatta gerek dış görünüşü olsun gerekse yürek yapısıyla gıpta ile baktığım öğretmenler tanıdım. Bir çoğunu gerçekten takdir ettim. Kendi kendime işte ideal insan bu dediğim öğretmenler oldu.

Burada bir parantez açıp ilk okul öğretmenimden hiç bahsetmediğimi, bahsetmeyeceğimi belirtmek isterim. Çünkü benim ilk öğretmenim, ilkokul öğretmenim adam gibi adamdı. Ve benim kişilik yapımın şekillenmesinde büyük emekleri olmuştur. Bu konuya girersem içinden çıkamayacağımı da bilmenizi isterim.

Hiçbir öğretmenine önyargı ile bakmadım, önyargılı davranmadım. Hiç birine şu veya bu görüşte diye kaş çatmadım. Yani öğretmenlerimize her zaman büyük saygı ve muhabbet besledim, beslemekteyim de. Bu muhabbetten de bir karşılık beklemedim zaten. Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum sözünde olduğu gibi kölesi olmadım ama, şu şair yüreğimde bir çoğunun ayrı yeri oldu. Her biri şüphesiz çok önemli bir görev ifa ediyorlar. Hepsine başarılar diliyorum.

Bütün bu temennilerimden sonra geçtiğimiz ay bir edebiyat toplantısında yemek sonrası edebi sohbetimiz esnasında bir emekli öğretmen, bir şair ablamın bizlerle paylaştığı konuyu ben de sizlerle paylaşmak isterim.

İçanadoluda şirin bir ilde yapışıyor bu şair- eğitimci ablam. Kendisi ile edebi çalışmalardan tanışıyoruz. Yaşadığı ilin valisini ziyaret etmiş. Çay-Sohbet esnasında iş edebiyata gelince sayın vali önümüzdeki aylarda yapılacak kültürel etkinlik için birkaç şair çağırarak ilde ağırlamak istediğini belirtmiş. Dolayısıyla yapılacak etkinlikte bu şairleri misafir etme fikrinde olduğunu beyan ederek, şair ablamın da görüşlerini almak istemiş. Tabi öğretmen emeklisi de olan şairimiz bu konudaki fikirlerini beyan etmiş. Bunun üzerine sayın vali geçtiğimiz günlerde okullarımızda bir anket yaptırdık, diyerek anket sonuçlarını öğrenmek için dosyayı istemiş.

Ankette ildeki görev yapan öğretmenlere sorulmuş. Hangi şairi beğenirsiniz, ilimizde hangi şairi görmek istersiniz diye.

Sayın vali ildeki fen lisesinin anket sayfasını açarak sesli olarak incelemiş. Hangi şairi beğenirsiniz, ilimizde hangi şairi görmek istersiniz? sorusuna dokuz öğretmen İkbal Gürpınar cevabını vermiş, bir kaçı İbrahim Sadri, birkaçı da Bedirhan Gökçe diye cevap vermişler.

Şair ablam bu olayı anlatırken öyle şekilden şekile girdi ki…

Ve bizler kendisini dinleyen üç-beş kişi donduk kaldık.

Ey ülkemizin yeni nesil yetiştirecek öğretmeni, öğretmenlerim. Bu anket sağlık çalışanları arasında yapılsaydı, inşaat çalışanları arasında yapılsaydı yani öğretmenler dışında bir camiada yapılsaydı da bu sonuç çıksaydı yadırgamazdım. Hiç gam yemezdim. Ama bu sonuç siz saygıdeğer öğretmenlerimize hiç yakışmadı.

Günümüzde Türk şiirinde önemli yeri olan bir çok şairimiz var. Ahmet Oktay, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Bekir Sıtkı Erdoğan, Hilmi Yavuz, Gülten Akın, İsmet Özel, Nurullah Genç, Beşir Ayvazoğlu, Abdullah Satoğlu, Yavuz Bülent Bakiler,Yahya Akengin, Rıza Akdemir, Yılmaz Odabaşı, Cemal Safi, ve daha birçok şairimiz dururken siz birkaç şovmeni mi şair yaptınız. Sırası gelmişken yaşayan bütün şairlerimizi saygı ile anıyor, uzun ömürler diliyorum. Ve siz öğretmenlerimiz bu cevapla yıllarını Türk edebiyatına Türk şiirine vermiş şairlerimizi bir kenara attınız. Yoksa siz kitap okumayı, dergi karıştırmayı bıraktınız da çocuklarımızı televizyonlardaki şov programı bilgilerinizle mi eğitiyorsunuz.

Şimdi yukarıda bahsettiğim takılıp kaldığım söz vardı ya.

Yine oraya döndüm işte.

Ve Ulu Önder bu sözün devamında şöyle der.

"Muallimler,

Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr muallim ve mürebbileri, sizler yetiştireceksiniz. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip (orantılı) bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu evsâf ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. Mümtaz vazifenizin ifasına âli himmetlerle hasr-ı mevcudiyet edeceğinize asla şüphe etmem."

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Bu sayfayı Ekle
| Başka...