Reklam

Patrikten Mektup Var

Bu yazı 4598.  defa sizin tarafınızdan okunuyor.

Osmanlı Devletinde Rus sefiri olarak çalışan İgnatiyef, hatıralarında Sultan II. Mahmut Han zamanında Fener Patrikanesinin kapısında (Yani kin kapısında) 1821'de asılan Rum isyanının başlatıcı ve planlayıcısı Patrik Gregeryos’un Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektubu açıklamakta.

Mektubunda: Türkleri maddeden ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Türkler Müslüman oldukları için çok sabırlıdırlar, gayet mağrur ve izzeti iman sahibidirler. Bu hasletleri dinlerine, Kur-an’a bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, anane, örf ve adetlerine bağlılıklarından ve bu ananelerinin kuvvetli oluşundan devlet adamlarına itead duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler. Onların bütün meziyetleri kahramanlık ve ananelerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının sağlamlığından gelmektedir” Mektup daha sonra şöyle devam eder. Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını parçalamak, dini metanetlerinin sağlamlığını zayıflatmak icap eder. Bunun en kısa yolu milli geleneklerini ve manevi değerlerine uymayan dış fikir ve hareketlere alıştırmaktır. Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni tasfiye için harp meydanlarındaki zaferler yeterli değildir. Yapılacak olan Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki tahribatı gerçekleştirmektir.

Böyle der işte patrik mektubunda… Bu gün durup düşünmek lazım. Hem de iyi düşünmek lazım. Türk milletinin milli geleneklerimizin yok oluşunu. Örf, adetlerimizin bir bir yok oluşunu. Düğünlerimizin, bayramlarımızın bizi yansıtmayışını görmekteyiz. Bizi biz yapan değerlerimizin çağdaşlaşma, batılılaşma adı altında bir bir ortadan kalktığını görmekteyiz. En ücra yarlerdeki evlere giren televizyon kanallarının zehir yaydığını görmekteyiz.

Haa daha AB yaptırımlarına, din eğitimine filan girmedim. Dünümüzdeki tahribata, dinimizdeki tahribata hiç girmedim. Misyonerlik faaliyetlerine girmedim. Bir dergide okumuştum. Seksenli yıllarda televizyonların siyah beyaz döneminde yayınlanan Cosby ailesi isimli yabancı dizi Türk aile yapısında ve toplumunda büyük değişiklik hatta tahribat yapmış. Aile bireyleri arasındaki iletişimi, etkileşimi değiştirmiş. Bunun öncesi de var, sonrası da var elbette. Dün 1929 yılında Türkiye'de güzellik yarışması düzenleyip 14 yaşındaki çocuğumuzun birinci yapılması, sonrasında Kerimen Halis'in Belçika'da dünya güzeli seçtirilmesinden bu gün öz annesinin boğazını kesen genç kızlarımıza kadar….

İşte bu toplumuzu yozlaştırmak, Türk aile yapısını bozmak dolayısıyla Türk milletini yok etmek için yapılanlara bir örnek. Düşünecek olursak bu örnekleri kendimiz bulacağız. Yani milletimizin üzerindeki sinsi plan bu gün açık bir şekilde yapılmakta. Kendini bilen her insan Rus çarına gönderilen bu mektubu iyi düşünmeli. Her Türk kendini sorgulamalı.

Saygılar sunuyorum.



Bu sayfayı Ekle
| Başka...