|
Bakma, neşeli ve dinç göründüğüme; İflâsın eşiğinde bütün bedenim. İflâsın eşiğinde şimdi ve yorgun bu yüreğim. Öyle bir sevda ki bende.. her tastan içilmez. Uğrunda ne sevdalar gömdüm; Şehrin mezarlığına… Hepsi bir başkaydı, hepsi vazgeçilmez…
Beden ben değil, can ben değil. Benden ötede yarınlar, Benden ötede umutlar. Umutlar ki yarınsız, yarınlar umutsuz. Adım adım peşimde karanlık; El uzatıp sabaha erilmez…
Olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda. Ne zehirler yuttum bilir misin? Bal kıvamında, bal tadında. Renk aynı, rayiha aynı, Karmakarışık olmuş tüm tatlar Biri diğerinden seçilmez…
İçimde kasvet var; Başım dumanlı her zaman, gözlerim de sisli. O sislerin ardında, bilsen ne sırlar gizli? Çileyi sırtladım yıllar yılı, Derdimi sevdim. Gam ve kederle iç içeyim; senli benli, sizli bizli…
Hoyrat rüzgârlar savurmuş, Elden ele atılmışım. Kaç kere kiralanmış bu canım, Kaç katile Satılmış’ım. ‘‘Ruhumda darp izi var’’ Heyhat!.. Korkuya pabuç mu bırakır? Ölüme alışan biri…
Bazen soğuk esti rüzgârım, buz kesildi her yer. Bazen eksi kırkta kaynadım fokur fokur. Ömrümce tadımlık yaşadım bütün uykuları. Tadımlık yaşadım, En güzel duyguları…
Uğrunda ne sevdalar gömdüm; Şehrin mezarlığına… Ocakta görüp de şimdi, sönmüş külleri; Ne bilsin bizdeki ateşi, Ne bilsin sırça köşk bülbülleri…
|