
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüştü.
Başbakanlık Resmi Konutu’nda gerçekleşen görüşmeyle ilgili bilgi veren Memur-Sen Karaman İl Başkanı Duran Kabaağaç, Memur-Sen’in krize yönelik istihdamla ilgili bir teklifte bulunduklarını ve Başbakan Erdoğan'ın da bunu önemseyerek, bu konuda çalışacaklarını ifade ettiğini kaydetti.
Görüşmeyi değerlendiren Kabaağaç, Memur-Sen olarak üyelerinin özlük haklarına yönelik taleplerini, hem Türkiye'nin demokratikleşmesi adına beklentilerini hem de insan hakları adına beklentilerini Genel Başkan Ahmet Gündoğdu ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Başbakan Erdoğan'a ilettiklerini söyledi. Görüşmede Türkiye'nin en önemli ihtiyacı olarak gördükleri sivil anayasa konusunda yaptıkları çalışmayı takdim ettiklerini belirten Kabaağaç, Başbakan Erdoğan’a sundukları raporun, çalışma hayatı ve anayasanın hukukun üstünlüğüne göre dizayn edilmesini, 'devlete göre insan değil, insana göre devleti' gözeten bir yapı olmasını istediklerini bildirdi. Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeler haricinde olan tüm maddelerinin tartışmaya açılması önerisinde bulunduklarını belirten Kabaağaç, "Anayasa eliyle darbelere hazırlanan zeminin nasıl oluştuğu ve bu oluşumun nasıl ortadan kalkacağına yönelik, demokratik iklime yönelik, temel hak ve özgürlükler adına bireyin merkeze alınması gerekliliğine bu raporumuzda yer verdik. Düşüncesini açıklamanın serbest olduğu ama yaşantıya dönüşen düşüncenin hala kabul görmemesi garabetini bu raporumuzda dile getirdik" dedi.
Hayat boyu eğitim ve eğitimde fırsat eşitliğine yönelik taleplerini ilettiklerini de belirten Kabaağaç, kamu çalışanlarının işçilerden farklı olarak grevsiz, toplu sözleşmesiz sendika yasasına mahkum edilmesini kabul etmediklerini ve anayasanın 52 ve 53'üncü maddelerinde yapılacak değişiklikle işçi-memur ayrımının kaldırılıp, sendikal hak yönüyle 'çalışanlar'a geçilmesi gerektiğine bu raporda yer verdiklerini söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramının getirilmesini önemsediklerini belirten Kabaağaç, kamu çalışanlarının siyaset yasağının kaldırılmasını istediklerini ve okumuş kesimin tüm yönetim birimlerinden dışlanıyor olmasının Türkiye'nin kaybı olduğuna bu raporda yer verdiklerini söyledi. Kabaağaç, " 'Siyasi partileri halk açsın, halk kapatsın. Halkın açması ve kapatması demokratik bir teamüldür' dedik. Yargı tarafsızlığına ait tereddütlerin giderilmesi için öneride bulunduk. Milletvekilliği dokunulmazlığı konusunda var olan Türkiye'de atanmışlar, seçilmişler ilişkisinde seçilmişlerin çok eleştirilebilir kolaycılığından kurtulması ve milletten aldıkları yetkiyi özgürce dile getirmelerinin önemini vurgulayarak, cumhurbaşkanının görev alanı, tanımı ile ilgili konulara yer verdik. Artık küçük bir ilin bir biriminin il müdürünü dahi atamada onaylayan bir makam olmaktan çıkarılmasının cumhurbaşkanlığı makamı ile daha örtüşük olacağına yönelik açıklamalar yaptık. Milli Güvenlik Kurulu'nun, kuvvetler ayrılığı ilkesinin dışında yetki ve sorumluluk paralelliğin dışında bir konum olması dolayısıyla anayasal kurum olmaktan çıkarılması teklifimiz var" diye konuştu.
Yargının sivil ve askeri yargı olarak çift başlı olmaktan çıkarılmasını da teklif ettiklerini belirten Kabaağaç, tüm iş ve işlemlere yargı yolunun açılmasını istediklerini bildirdi.
Kamu çalışanları ile ilgili 15 Ağustos'ta başlayan ve 29 Ağustos'ta sona eren mutabakat metninde hala yürürlüğe girmeyen maddelerin yerine getirilmesi için de ayrı bir rapor takdim ettiklerini bildiren Kabaağaç, "Krize yönelik istihdamla ilgili bir teklifte bulunduk. Bunu önemseyerek, çalışacaklarını ifade ettiklerine de tanık olduk. Bu günlerde istihdama yönelik bir çalışma yapılacağı haberini de Sayın Başbakanımızdan almış olduk" dedi. Kabaağaç, kriz ortamında sadece iş dünyasından istihdam beklenmesini istemediklerini, devletin buna öncülük ettiği bir oluşumu önemli bulduklarını da söyledi.
Tedavi yolluklarıyla ilgili sıkıntıları da Başbakan’a aktardıklarını dile getiren Kabaağaç, "Hasta ve hasta yakınlarına tedavi olduktan sonra ödenek yok gerekçesi ile aylarca tedavi yollukları ödenmemektedir. Bu durum mağduriyetlere sebep olmaktadır. Şu an eğitim çalışanlarının bütçelendirilmiş ve Maliye Bakanlığı’ndan istenen toplam alacağı 70 milyon TL’yi bulmuştur. Görev yollukları da aynı şekilde aylarca geciktirilerek, eğitim çalışanları mağdur edilmektedir. Bakanlığın, eğitim çalışanlarının tedavi giderleri ve geçici görev yolluklarını kolaylıkla ve zamanında almasını sağlayacak gerekli çalışmaları yapması ve bu konudaki mağduriyetleri gidermesi gerekmektedir." dedi.
Çalışanlardan alınan verginin 5 puan indirilmesini istediklerini ve krizde piyasayı da rahatlatacak kriz çeki uygulamasının da gündeme alınması gerektiğini ilettiklerini belirten Kabaağaç, "En azından asgari ücret tutarında senede iki kez ödeme yapılabilir" dedi. İLKSAN'ın feshedilmesine yönelik de destek istediklerini belirten Kabaağaç, Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarının teşkilat yasasının çıkartılmasını da talep ettiklerini ve Başbakan Erdoğan'ın bu konuda açık destek verdiğini söyledi.
Kabaağaç, Tam Gün Yasa Tasarısı'nda Sağlık Bakanlığınca hazırlanan taslakta yer alan tabip ve tabip dışı personelle ilgili hakların, TBMM'ye gönderilen tasarıdan çıkarıldığını, Tam Gün Yasası'nın bu haliyle sağlık çalışanları lehine hiçbir yenilik getirmediğini ve bu durumun sağlık çalışanlarında rahatsızlığa neden olduğunu belirterek, bu konudaki önerilerini Başbakan Erdoğan’a takdim ettiklerini kaydetti.
Kabaağaç, YPK Kararıyla KİT’lerde çalışan personelin mağduriyetini giderilmesi için 31.12.2008 tarihinde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararına parelellik kazandırılması için gerekli yeni YPK Kararı çıkartılması isteklerini de Başbakan Erdoğan’a ilettiklerini kaydetti. Kabaağaç, "KEY ödemelerini alamayan çalışanla için yeni bir süre uzatımına gidilmemesi ve en geç Temmuz ayında hak sahiplerine, hak edişlerinin ödenmesini istedik." dedi.
Sundukları tekliflere karşı Başbakan Erdoğan’ın yakın ilgi gösterdiğini de ifade eden Kabaağaç, "İstihdamın bugün acil olan konulardan olduğunu, diğer konuların da ilgili bakanlara aktarılarak çözümü yönünde sıcak desteğini aldık. Sivil anayasa konusunda, sivil topluma büyük iş düştüğünün, Başbakan tarafından da beklendiğini gördük. Sadece siyasi partilere havale edilmeyen, sivil toplumun, tüm kurumların Türkiye'nin geleceğine dair demokratikleşme yolculuğunda katkıda bulunması ve bu katkı adına sivil anayasa talebinin önemi üzerine yaptığı açıklamalara tanık olduk." şeklinde konuştu.
Kabaağaç, Başbakan Erdoğan'ın, 'çalışanlar' kavramının hayata geçirilmesi yönünde görüşmede hazır bulunan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'ya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte bu konuda çözüm üretilmesiyle ilgili talimat verdiğini söyledi.
Yorum