Nereye Gidiyor Bu Gençlik ? Yazdır E-posta
  • Currently 4.3/5 Yıldız.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Begenilme Orani: 4.3/5 (4 Begenilme Ortalamasi)

Pazartesi, 04 Ağustos 2008

"(Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz?" (Tekvir Suresi 26. Ayet)

       Dünya hayatının cazibesine kapılarak, geleceğimiz olan gençliğimizin nereye gittiğini, hangi yollara saptığını maalesef hiç hesaba katmıyoruz. Oysa geleceğimizi oluşturacak olan şimdiki çocuklarımız ve gençlerimiz.

       Gençlerimizi ve çocuklarımızı ebedi hayat olan ahiret yurduna hazırlayabildik, onlara bu dünyanın geçici bir yer olduğunu, asıl yurdun ahiret yurdu olduğunu öğretebildik mi?

       Buradan şu soru da akıllara gelebilir normal olarak. Kendimizi ne kadar hazırlayabildik ahiret yurduna ki çocuklarımızı hazırlayabilelim?

       İnsan öğrendiklerinin çoğunu gençliğinde ve çocukluğunda öğrenir. Çünkü gençlikte öğrenilenler taşa yazılmış misali kalıcı olur, yaşlılıkta öğrenilenler ise çabucak unutulabilir. Dolayısıyla insan ilk eğitimini ve terbiyesini çocuk ve gençlik döneminde alır. “Ağaç yaşken eğilir” atasözümüz bu olayı özetlemektedir.

       Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, peygamber olarak gelmeden önce Araplar putlara tapardı. Efendimiz onlara bu inancın yanlışlığını anlatınca cevapları: “Atalarımız putlara tapardı. Biz de onları gördük ve uyduk.Siz atamızdan iyi mi bileceksiniz?” oldu. İşte gençliğimizin hali de aynen bu olay misali, gördüklerini uygulama yönünde olmaktadır. Yetişkin nesil ve anne babalar, çocuk ve gençlerimiz için birer örnek teşkil etmektedirler. Yanlışlıkları da doğruları da hep doğru ve uyulması gereken şeyler gibi algılanmaktadır. Büyüklerin yanlış uygulamaları gençliği de yanlış yola saptırmaktadır.

Önce ahlak ve maneviyat

       İnsanoğluna ilk eğitimini veren anne babalar, çocuklarına milli ve manevi değerlerini çok iyi aşılamalı, hal ve hareketleriyle de onlara örnek olmalıdırlar. Ahlaki eğitimini çok iyi alan bir çocuk, ilerisinde vatanına, milletine, dinine faydalı bir insan olarak yetişecektir. Ancak sadece aile eğitimi de tek başına yeterli değildir, çok iyi bir çevre eğitimine de ihtiyaç vardır. Burada aileye düşen görev çocuğunu çok iyi takip etmek, onu farklı etkilerden korumak olmalıdır.

       Çocuklarımızın ve gençliğimizin ahlakını aşırı derecede bozan unsurlar, ahlaksız yayınlar yapmakta olan televizyonlar, gazeteler ve internet ortamlarıdır. Her insan bir nefis taşıdığı ve bu nefsin insanı sürekli kötülüğe sevk ettiği bilinmektedir. Dolayısıyla nefsin insanı kötü yöne sevk etmesinin önüne geçmek için alternatif yollar denenmeli, gençliğimizi sürekli ilgisini çekecek yönlere kanalize etmeliyiz.

Çözüm İslam Ahlakı

       Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: “Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu, Mümin de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.”

       Şimdi bu hadisi şerif ışığında gençliğimizi eğitip onları Müslüman ve Mümin sıfatlarıyla yetiştirirsek, ülkemizdeki en büyük sorunlar ortadan kalkacaktır. Televizyon kanallarının teröre, anarşiye, kargaşaya sevk ettiği gençliğimiz, ancak İslam ahlakına sahip olursa gerçek saadete, esenliğe ulaşabilir. Bunun da yegane çaresi, çocukluktan başlayarak İslami bir eğitim vermek, insanlarımızın hepsini dinini bilen ve yaşayan bireyler haline getirmektir.

Bu afete nereden sürüklendik?

       Toplumlar, milletler, devletler ve bireyler bozulmaya yavaş yavaş başlarlar. Önce bazı duyguları körelir sonra diğer olumsuzluklar birbirini takip eder. Dünyevi zevkler, uhrevi saadet isteğinin önüne geçer. Neden?

       Dinimiz İslam, bireyin yetişmesinde daha doğmadan çareler üretip, onun iyi bir insan olmasını hedeflemektedir. En başta kişi evleneceği kişiden başlayarak yola çıkıyor. Efendimiz (S.A.V.)’e nasıl bir kadınla evlenileceği sorulduğunda: “Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir: Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, mesut olursun" buyurmuş ve aile hayatının kurulmasında dinin ön planda olduğunu ortaya koymuştur.

       Oysa günümüzde evlenilecek kişi seçilirken, ön planda tutulan şeyler neler bunu hepimiz biliyoruz. Zengin mi, güzel mi, iş güç sahibimi, kariyerli mi vs. vs. Hal böyle olunca da toplumun sürüklendiği felaket gözler önünde.

       Evlilikten sonra yetişen neslin, temiz, ahlaklı olması için en önemli şartlardan birisi de helal şeylerle beslenmedir. Kişi mutlak suretle kazancını helal yönden elde etmeli, haram ve şüpheli olan şeylerden kendisini ve ailesini korumalıdır.

       Resulullah Efendimiz (S.A.V.) bir Hadisi Şerifinde şöyle duada bulunmaktadır. “ALLAH’ım, bana helal rızk nasip eyle ve beni haramlardan koru. Lütfünle beni Senden başkasına muhtaç etme.” Aynı duaya bizler de iştirak ediyor ve Rabbimizin bizleri her türlü haramdan korumasını niyaz ediyoruz.

       İnsanları kötülüğe sevk eden haram rızktır. Karnını haram ile dolduran yaşlı-genç herkes ALLAH yolundan uzaklaşır, helal rızk ise ALLAH yoluna sevk eder.

Eğitim Öğretim Hayatı

       Yine günümüzde insanlarımızın, çocuk ve gençlerimizi eğitim yuvalarına gönderirken ilk düşünceleri, maalesef dünya hayatını kazanabilme düşüncesi olmaktadır. Benim çocuğum iyi bir eğitim alsın, dünyasını kazansın da ne olur olsun mantığıyla hareket eden toplumların sonu maalesef pek de iyiye gitmemektedir. Evet dünya hayatının faniliğini hepimiz biliyoruz. Ancak gençliğimizin yetişmesi hususunda buna ne kadar ehemmiyet veriyoruz?

       Bugün Kuran Kursları, İmam Hatip Liseleri halkımızdan çok fazla rağbet görmemektedir. Neden? Çünkü dünya menfaati vaat etmemektedir. Oysa herkesin rızkına ALLAH kefil. “Rızk ALLAH’tandır” kaidesine hepimiz iman etmişiz ancak yine de dünya telaşesine düşmekteyiz.

       “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı ALLAH'a âit olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levhi Mahfuz'da yazılı) dır.” (Hud Suresi 6. Ayet)

       ALLAH rızkımıza da, yaşamımıza da kefil. Öyleyse bu ne telaş? Onun için gençliğimizi dini eğitimi ağırlıklı olan okullarda okutmalıyız, dinini diyanetini öğretmeliyiz ki faydalı birey olarak yetişsin. Bugün ülkemizin ileri ve müreffeh bir seviyeye ulaşmasını istiyorsak, gençliğimizi dinini bilen ve yaşayan bir hale getirmenin çarelerine bakmalıyız. Rabbim cümlemizi Kendi rızasına uyan, Habibine layık ümmet olan ve Mürşidine yoldaş olan kullarından eylesin. Amin.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
busy
 

 

Yidoy

© 2000-2008 Karamanhaber.Com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.Sitede yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.
Tel: (0338) 213 60 50 | Faks: (0338) 213 60 50 Şah Reklam ve İnternet Ajansı