PAZAR, TEMMUZ 05, 2009

Karaman'lı Şu Bizim 'Mustafa'

Can DÜNDAR imzası ile yakın zamanda gösterime  giren ve halen gösterimde olan ''Mustafa'' filmi, toplulumuzda derin ve devamlı tartışmaları da gündeme taşıdı. Adı geçen filmin mutlaka eksik ve fazlalıkları vardır, o da film eleştirmenlerinin işidir. Bana göre esas olan, toplumun belli kesimlerinde halen bir tabu olarak gösterilen Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bizatihi kendisi ve tabu pozisyonunda anlatılmayan hayatı, edep sınırları içerisinde konuşulmalı ve her Türk evladı atasını tüm gerçekliği ile yakinen tanımalı.

 

            Rahmetli Cemal KUTAY beyefendinin olgunlaştırdığı ve çok emek vererek biz Karamanlılara devrettiği bir projesi vardı. 'Atatürk'ün Atayurdu : Karaman ''. ''Mustafa'' filmi gündeme düşünce sizlere, elimizde Karaman ve tanıtımı adına iyi bir marka  olan ve ama bir türlü tüm ülke gündemine taşıyamadığımız bu projeden bahsetmek istedim.

 

           Osmanlı – Karamanlı mücadelesinin bitmek bilmez mücadelesinin sonucunda - resmi tarih belgeleri ile de ispatlı -  ''Evlad-ı Fatihan'' olarak Osmanlının fethettiği yeni topraklara, o toprakları Türkleştirmek amacıyla, yurtlarından sökülüp gönderilen Karamanlıların hikayesidir bu hikaye. 1878 yılındaki Berlin Anlaşmasına kadar, 1466 yılından itibaren 422 yıl boyunca Karaman merkez olmak üzere düzenli olarak, eski Karamanoğlu topraklarında bulunan Anadolu insanı ( Yörük – Türkmen ) başta Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelere gönderilmişler. Gönderilen bu bölgeleri Anadoluda, Doğu Anadolu bölgesi ( Bitlis ve Van civarı ), Karadeniz Bölgesi ( Trabzon, Rize, Samsun ve Ordu civarı ) dünyada da başta Balkanlar olmak üzere, Kıbrıs, Girit, Rodos, Kuzey Afrika, Ürdün ve civarı olarak tanımlamak mümkün. Bu arada, Fatih Sultan Mehmet'in bugün elit diye tabir ettiğimiz Karamanlı ulema kısmını bizzat yanına alıp, İstanbul'daki Fatih semtine taşıdığını ve bugünkü Fatih ilçesi nüfusunun çoğunlukla Karamanlılara dayandığını söylemeye gerek yok sanırım.

 

            Yani, Osmanlının zorunlu göçe tabi tuttuğu Karamanlılar hem dünyanın her yerinde hem de ülkemizde etkin bir şekilde halen hayatlarına devam ediyor. Peki, biz geride kalanlar olarak bu güçten ne kadar yararlanabiliyoruz? Malum, gidenler gitti ve kendilerini bir şekilde kurtardı. Biz neler yapabiliriz ?

 

           Tüm Türk Milletine mal olmuş, hemşehrimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ü her türlü zorluğa rağmen, elimizdeki sağlam belgeler ile Karaman ile özdeşleştirebilmek için elimizden geldiğince mücadele ettik, ediyoruz ve edeceğiz. Zaman içinde, her zorluğa rağmen, belirli aşamaları geçtiğimizi ve artık devletin üst kademelerinde ATATÜRK'ün Karamanlı olduğunun yüksek sesle dillendirildiğini sizlere büyük gururla ifade etmek isterim. Eğer bu gün Genel Kurmay Başkanımız Org. İlker BAŞBUĞ kamuoyuna ''Ben Karaman kökenliyim, muhacirim.'' diyorsa, bu vakti zamanında yapılan lobi çalışmalarının ürünüdür. Peki bu kadar çalışma ve sonuçları bu gün için yeterli midir? Tabii ki yeterli değildir.

 

           Değerli okurlar,

 

           Zaman içinde bize beklediğimizden çok destek veren hemşehrilerimiz de oldu, bizi hayalcilik ile suçlayanlar da. Herkes yerinde sağ olsun. Üzüldüğüm nokta, ülkemizin herhangi bir başka ilinde ( mesela Siirt), belgeler ile sabit ve devlet tarafından kabul edilen, ''Atatürk'ün Atayurdu'' markası olsa, bu marka ile devletten ne yatırımlar alabilirlerdi, ülke içinde tanınırlık oranları ne kadar artardı? Malum, bizim çokça şikayet ettiğimiz konudur, bize il olduğumuz 1989'dan beri halen ve defaatle KONYA- KARAMAN denmesi. Ama, biz bu elimizdeki marka değerlerini ileriye taşıyamazsak, Karaman'ı tüm dünyanın hala liderliğini aradığı ve emsal kabul ettiği Atatürk ile özdeşleştiremezsek daha yapacak çok işimiz var. Ve açıkçası bu yapacak işler de bitecek gibi gözükmüyor.

 

           Her şeye rağmen mücadeleye devam. Karaman için varız ve olmaya devam edeceğiz.

 

           Atatürk ve Atatürk'çülük hiç kimsenin tekelinde değildir. Hoş, Atatürk de bunlara ihtiyaçlı değildir. Anadolunun orta yerinde, her türlü ekonomik ve siyasi krizlere rağmen, devlete bağlılığından ödün vermeyen, yediği kuru ekmeğe suyu katık edip, Allah'a şükreden garip Anadolu insanının sevgisi, ömrü yedi düvel ile yedi ayrı cephede Türk Milletinin bağımsızlığı için harcanmış insanı elbette ilelebet yaşatacaktır.

 

           İnşallah hayırlısı olur.

 

          Allah'a emanet olun.

 

 Mehmet YILDIZBAŞ

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum

Ad Soyad *
E-Posta (Yorum Onay İçin Gerekli)
Siteniz
Yorumların sorumluluğu yorumcularına aittir. Hukuki sorun yaşamamanız için, T.C. Kanunlarına ve genel ahlak kurallarına uygun yorum yapmalısınız.
Kaydet