| Hayır mı ? Şer Mi ? |
|
|
| Salı, 05 Ağustos 2008 | |
|
Malumunuz 14 Mart 2008 den itibaren Ak Parti aleyhine açılan kapatma davası epeyce bir süre gündemimizi meşgul etti ve daha da bir şekilde meşgul etmeye devam edecek gibi gözüküyor. Hem ülke içinde hem de ülke dışında birçok kesim bu davada, ama doğrudan ama dolaylı olarak taraf oldu. Çok şeyler yazıldı çizildi bu konuda. Alışılagelmiş sıkıntılı hayat düzeninde yaşamayı öğrenmiş Anadolu insanının belirli bir dönemden sonra bu kapatma davasına çok da bağlı kalmadığını düşünüyorum açıkçası. Ama son dönemlerde komplo teorilerinde sıkça konuşulduğu gibi öyle bir coğrafyadayız ki, bizi bize bırakmıyorlar. Küresel Sermaye için ülkemiz gerektiğinde bir Şah kadar değerli bir oyuncu dünya üzerinde. Dava öncesindeki durum analizinde şunu açıkça ifade edebiliriz sanırım: Ülkemiz iç dinamiklerinde adı konmamış ve örtü altında devam eden bir gizli savaş vardı. 2002 seçimlerinden sonra %33,5 oy ile ve ezici vekil sayısı ile iktidara gelmiş bulunan Ak Parti her ne kadar da mecliste vekil sayısı ve oy oranı ile iktidarda tek olsa da devlet kadrolarında bir türlü o iktidarı eline alamıyordu. Kısacası, iktidar olmuştu ama muktedir olamamıştı. Takip eden dönemlerde gelişen olaylar, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, 367 zorlamaları derken, biraz da ezilmişlik ve garibanlık politikası ile 2007 seçimlerinde Ak Partiyi önceki seçime göre vekil sayısı az ama daha fazla oy oranı ( %47 ) ile tekrar iktidara geldi. Bir önceki dönemin verdiği iktidar olup muktedir olamama ezikliği, parti tabanının verdiği etkili mesajlar yukarıda güç savaşını tekrar meydana çıkardı.Cumhuriyetin temel ilkelerini koruduğuna inanan bir takım üst mercilerin de artık aleni şekilde taraf olması ülkemizi hak etmediği şekilde gerdi ve birçok alanda ( özellikle ekonomik alanda ) hesap edilemez kayıplara sebep oldu. Bir konuda yiğidin hakkını yiğide vermek gerek. Başbakan Tayyip ERDOĞAN'ın dava sürecinde konuları iyi takip ettiğine, dersine iyi çalıştığına ve olayları kendi inisiyatifiyle çok iyi yönettiğine inanıyorum. Normal şartlarda Eylül, bilemediniz Ekim aylarında bitmesi gereken kapatma davasını özel bir çaba ile Ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura toplantıları öncesine çekebilmek büyük bir başarı. Böylece karar vericileri, ülke gündemine daha çok eğilmeye ve daha hassas düşünmeye zorladı, Görünürdeki etkili kapatma delillerinden daha ziyade ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumlar bu davanın sonucunu belirledi diyebiliriz. Eğer dava Ağustos ayı öncesinde değil de sonrasına kalsa ne olurdu diyeceksiniz. Malumunuz 2009 da yerel seçimler var. Eylül'de çıkacak karar büyük ihtimalle kapatma olur, bu vesile ile hem yerel seçimler hem genel seçimler bir arada yapılır, gündem bu şekilde kapatılırdı. Başbakan Tayyip ERDOĞAN'ın hak mahkumiyeti ile kazanılan 2002 seçimi, akabinde Abdullah GÜL'ün 367 zorlaması ile mağdur olmasından dolayı daha güçlü oy ile kazanılan 2007 seçimi baz alınırsa 2009'da olması muhtemel iki seçimde durum ne olurdu, birşey söylemek zor ancak, bilinen o ki, Türk milleti kendisini zorlayanlara hep sandıkta verdiği cevabı o zaman da tekrar verirdi gibi gözüküyor. ( Benim şahsi tahminim, bir arada yapılacak bu iki seçimde Ak Partinin oy oranının %50 den aşağı düşmeyeceği yönünde idi.) Temmuz sonu itibari ile dava Anayasa Mahkemesi tarafından Ak Parti lehine sonuçlandı ama bence, sadece uyarı mahiyetinde bir sonuçla sonuçlandı. ( 11 üyesi olan bir mahkemede 10 üyenin ceza verilmesi yönünde oy kullanıp da Ak Partinin kapatılmaması da ilginç değil mi?) Yani, yukarıda taraflar arasında olan sadece kısmi bir ateşkes. Ama bu ateşkes ne zamana kadar sürecek, onu bilen yok. Açıkçası, taraflar arasında yapılan bu ateşkesin zamanını, ülkemiz içinde bir gücün etkili bir şekilde tayin edebileceği kanısında değilim. 1940'lardan itibaren bir şekilde tarafında olduğumuz ya da tarafında olmaya zorlandığımız Amerika'nın dünya üzerindeki siyasi tercihlerinin bu konuda etkili olacağını düşünüyorum. Hatırlarsanız, dava ilk açıldığında sokaktaki simitçi dahil herkes 9'a 2 şeklinde kesin sonuç vererek kapatma olayının gerçekleşeceğini söylüyordu. Ama Temmuz ayı itibariyle ibreler 6'ya 5 ve hazine yardımının belirli oranda kesilmesi yönüne doğru gitmeye başladı. Peki ne oldu da oldu? Amerika'daki başta büyük Yahudi sermaye grupları da dahil olmak üzere 2-3 hafta öncesinden kati sonuç verebilmeye başladılar? Böyle umutsuz bir vakadan böyle bir sonuç çıktı? Yukarıda kısaca bahsettiğim iç dinamiklerin etkili olması ile beraber dış dinamiklerin bu davada daha da etkili olduğu biraz fazlaca aşikar. Amerika'daki Kasım Seçimleri ve muhtemel bir şekilde İsrail'in güvenliği için yapılması düşünülen İran seferi. Ben küresel gücüm diyen hiçbir ülke, muhtemel olarak cezasını kestiği düşmanının hemen yanı başındaki müttefikinin, düşmanına yapmayı planladığı operasyon öncesi karışıklıkta olmasını istemez. Hele hele o dünya gücü, içindeki siyasi dengede, iktidarı adı demokrat ama kendisi azınlık ( Afrika göçmeni ve Zenci ) ve bir rivayete göre Müslüman olan Barack OBAMA tehlikesini bir şekilde savmak isteyecektir. Ve gerekirse kendi içindeki neo-con'ların milliyetçilik duygularını kabartıp iktidarını Bushların ve dolayısı ile Yahudi tekelinin elinde tutmak için gereken şovenizmi Ortadoğu'da yeni bir savaşa rağmen yapacaktır. Öteden beri girmeyi hedeflediğimiz Avrupa Birliği'nin ve bu birliğe yön veren güçlü ülkelerin bu kapatma davasında, gazetelere de yansıdığı şekliyle, kim için taraf olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Geldik en önemli kısma. Bundan sonra ne olacak? Başbakan Tayyip ERDOĞAN'ın, kendisini siyasi arenadan silme amaçlı bu kapatma davasından fazlası ile ders çıkardığını ve zaman içinde daha da çıkaracağını düşünüyorum. İlk olarak orta seviyede bir kabine değişikliği ( Eylül başı gibi) bekliyorum. Bu arada Karaman olarak milletvekilimiz Lütfi ELVAN beyin şahsında bize de bir bakanlık geleceği kanaatindeyim. ( Anadolu insanının hükümet içindeki doğu ve Karadeniz tekelini andıran oluşumlarına olan tepkilerini, Tayyip ERDOĞAN'ın artık duymazlıktan gelebileceğini sanmıyorum) Amerika'nın dünya üzerinde yapmış olduğu kovboy politikalarına bağlı olmamak için, Avrupa Birliği sürecinin hükümet tarafından daha da hızlandırılacağı kanaatindeyim. Bu arada, 1990'lı yıllarda Sovyet lideri Gorbaçov'un izlediği Glasnost ve Perestroyka Politikaları sonucunda Komünizim'in çökmesinden ziyadesi ile memnun olanlardan olan ben, zaman içinde tek kutuplu ve kovboy politikalı dünyada Rusya'nın ( ya da bir başka güçlü ülkenin) tekrar bir kutup olmasını fazlası ile isteyenlerdenim. Eğer Rusya ya da bir başka güçlü ülke bir güç olarak bu dünya arenasında varlığına devam edebilseydi, kovboy Amerika 10.000 km'den adı demokrasi uğruna gelip, burnumuzun dibinde Müslüman Irak'ı işgal edemez, bize zaman içinde 35.000 şehit, 350 Milyar dolar ekonomik kayıp getiren PKK'yı da başımıza bela edemezdi. Dava kapatmasının sonuçlanması ile birlikte ülke genelinde esen olumlu hava devamında iyi şeyler getirir mi, meçhul. Ülkemiz ve bölgemiz insanının genel kanaati hep iyiye gideceğimiz yönünde.İnşallah yönümüz hayra olur ve inşallah AK Partinin kapatılmaması karşılığında daha büyük fedakarlıklara ülke olarak girmek zorunda kalmayız. Hoş 500 Milyar dolara yakın dış borç, 40 Milyar dolar civarı cari açık varken global siyasete ne kadar direnebiliriz, o da ayrı bir muamma.( Eylül'de İsrail'in güvenliğini sağlamak uğruna Tahran'a beraber 5 çayı içmeye gitmek gibi.) Demokrasi adına partilerin kapatılmaması mutlaka iyi bir olgu ama devam eden DTP davasının, AK Parti davası emsal alınıp, kapatılmaması kararı çıkarsa olaylar ülkemizde nerelere varır, toplum olarak bu sonucu hazmedebilir miyiz? Bunu da ayrıca bir düşünmek lazım. Yazımı, Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'den, Bakara Süresinden bir ayet ile bitirmek isterim. "Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. ( Bakara Suresi, 216 )" İnşallah Karaman'ınımız, insanımız, ülkemiz ve devletimiz için hayırlısı olur. Allah'a emanet olun. Mehmet YILDIZBAŞ Yorumlar (8)
![]() ilginç...
Yazan fuat, Eylül 07, 2008
mehmet bey yazılarınızı takıp ediyorum.karamaniçin güel temenniler. ama bazen abartılı buluyorum..buarada yorumlar szin yazılarınıza olacak değilmi bazılarımız şaşırmış gibide...laubali gibi olmayalım......
ciddi olanlara...
Yazan jasmen, Eylül 07, 2008
ben burada mehmet beye yorum yapılıyor zannetmıştım.yazılara yorum yapanları eleştirmek bizim işimiz olmamalı dostlar......mehmet bey ve yazısına hakaret sayarım...
Başarı kıskandırır
Yazan zorbeg, Ağustos 28, 2008
Mehmet Beg, Karaman'a ve Karamanlıya dair yazılarınızın hemen hemen hepsini takip ediyorum. Yazılarınızdaki tespitlerinizi yetkili ve etkililer de takip etse Karaman bir Karfaman daha olurdu kanaatimce. Yetkili ve etkililerinde sizin kadar Karaman'a hizmet etme şevki olması ve başarılarınızın daim olmasını dilerim.
gerçek gündem
Yazan osman, Ağustos 26, 2008
günümüzün konularına farklı bir açıdan baktığın için teşekkürler kardeşim işte gerçekler bunlar değil mi....
biraz ciddiyet
Yazan laubali, Ağustos 21, 2008
Mehmet kardeşim çok güzel bir yazı olmuş.Çıktığı gün yazılarını okuyorum fakat yorum yazmada zaman sıkıntım var.Tesbitlerine katılmamak elde değil.Başarılarının devamını dilerim.Söylemeden geçemem;ilginç bir yorumcu kitlen var bazılarını[istisnalardan bahsediyorum tabi..] çok laubali buluyorum.Hacılara gidesin inş...Selamlar.
sizdende bu beklenırdi elbette...
Yazan serzeniş, Ağustos 08, 2008
yazınız herzamanki gibi...
bütün düşünülmesi gereken artı ve eksileri birarada buldum..artı ve eksi bukadar bütünleşebilir......tebrikler hacım. Tebrikler
Yazan selma, Ağustos 07, 2008
Mehmet Bey tespit ve yorumlarınız oldukça isabetli. Türkiye ve Karaman vefadan, hizmetten ve sevgiden yana pek bi kısmetsiz. İnşallah dediğiniz gibi hayırlı ve uğurlu olur...
hoş, çok hoş.. Yazan behçet, Ağustos 05, 2008
Çok güzel dilekler temenniler var bu yazıda. İnş herşey güzel olur da.. Amerika'nın yada dış güçlerin parmağı varsa! bu işten hayır gelir mi?? Küçük tavizler verenler ileride daha büyük tavizler vermek zorunda kalmasın? Yer altı kaynaklarımızı sudan ucuz bi fiyata satmak gibi. Hoş bununla yetinenlere de aşkolsun.. Tebrikler bu kadar açık yürekle yazılan bi yazı için.
Yorum Yaz
|





