Ankara'lı Sanatçılardan Türküler!

Salı, 02 Şubat 2010 14:34
Yazdır PDF

Son yıllarda birbiri ardına çıkan ve Ankara havalarının üzerine yazılan uyduruk sözlerle popüler olan/olmaya çalışan, şarkı-türkü demeye dilimizin varmadığı müzik parçalardan bir takım edebiyat ve müzik adamları gibi ben de çok rahatsızım. Ama bilhassa Ankara yöresinde düğünlerde türkücülerin ve bağlamacıların usulüyle ve son derece güzel bir biçimde seslendirdikleri Ankara'nın hareketli oyun havaları, Anadolu'nun kendine has ritmini yansıtan ve yaşatılması gereken değerlerimiz. Biliyoruz ki Ankara folkloru başlı başına bir efsane. Biraz müzikle uğraşanlar bilirler… Kalecik türkülerini, Çubuk türkülerini, Şereflikoçhisar ve Kızılcahamam türkülerini. Zekeriya Bozdağ'dan alınan Kayaların arını türküsünü, eski evin merteği türküsünü bilmeyen yoktur. Hele hele, Misket oyun havasını, Fidaydayı. Ritmi ve sözleri Ankara'ya özgü türküler.

Lakin son zamanlarda bir "Ankaralı türkücüler" salgını başgösterdi. Çoğunun Ankara'lı olmadığı da söyleniyor ama görünen o ki bu ünvanı seviyorlarmış.(!) 8-10 yıl önce ilk olarak Ankara'lı Turgut çıktı sahneye. Ve onu takip eten, Sincan'lı Filiz, Namık, Ankara'lı Oğuz Yılmaz ve isimlerini benim bilemediğim daha niceleri.

Bir kısım medyanın bu ucuz sanatçıları ekranlara taşımasından sonra Milletvekili Faruk Koca, 'Ankara kültürünü yozlaştırılıyor ' diyerek sorunu Meclis'e taşıdı ise de durum pek değişmedi. Yörede Ankara ve çevresinin geleneksel fidayda ritmini taşıyan türküler, aslında kostak oynamak için kullanılırmış, şimdi ucuz ve müstehcen sözlerle bozuldu. Her sanatçı fidayda türküsünü kendine göre yorumlar oldu. Sözleri argo, müstehcen, basit ve çirkinlik dolu. Rezalet dolu. Hoş olmayan kelimeler dolu. Hal bu safhaya vardırılmış, bu Ankaralılar arkası arkasına kaset yapmaktalar peş-peşe albüm çıkarmaktalar, bir de bunlar ucuz ya, bir takım televizyonlarda sık sık boy gösteriyorlar.

Uzmanlar argo, müstehcenlik ve cinsellik çağrıştıran albümlere olan ilginin artmasını Türkiye'de sağlıklı olmayan ve kişilik yapısı gelişmemiş olan insanların sayısının fazla olmasına bağlıyorlar. Bu türküleri veya bu sanatçıları da bu insanlar dinliyor diye düşünüyorum. İkibinlli yıllarda dünya almış başını gidiyorken bizim kaliteli sanata, kaliteli müziğe ihtiyacımız var. Ben bu durumu ikibin on Türkiye'sine yakıştıramıyorum açıkçası.

Ve siz Ankara'lı türkücüler: Bu tür içi dışı boş türkülerle kendinizi de, vatandaşı da kandırmayın. Adam gibi türkü yapın yapacaksanız, biz de alkışlayalım size. Haaa. Yaptığınız bu türküler kalıcıda değil bunu da unutmayın.

Durun, düşünün, etrafınıza bir bakın. Urfa yöresinin türkülerine bir bakın. Kazancı Bedih kimdir. Türkülerinin sözlerine, müziğine, içeriğine bir bakın. Konya türkülerine bir bakın. Bizim çocukluğumuzda Rıza Konyalı vardı. Şimdilerde Kör Ahmet diye bilinen Ahmet Özdemir. Onların türküleri nasıl, sizin türkü diye söylediğiniz saçma-sapan özleri olan türküleriniz nasıl. İlla yeni türkü yapacaksınız adam gibi yapın. Sonra Türk kültürü bu bozulmayı hak ediyor mu? Sizlere bu yozlaştırma hakkını kim verdi. Bu güzelim türkülerin ezgisini alıp saçma sapan sözlerle söylemeye hakkınız var mı acaba ? Sizin kadar sizleri öne süren medyada suçlu elbette.

Geçen bir yerde kulağıma gitti, kim söylüyor bilmiyorum ama, arabada beş evde onbeş, ağaya beleş diye. Türkü mü bu yani. Güzelim Şekeroğlan türküsünü bilmeyen yoktur. Tam bir sanat eseri. Allak bullak etmişler. Napcaz şimdi, yatcaz şimdi/ Bende bende isterim/ Denesinden suyundan bende isterim diyor.

Allah iyiliğinizi versin.(!)

Hikmet Elitaş
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum

Ad Soyad *
E-Posta (Yorum Onay İçin Gerekli)
Siteniz
Yorumların sorumluluğu yorumcularına aittir. Hukuki sorun yaşamamanız için, T.C. Kanunlarına ve genel ahlak kurallarına uygun yorum yapmalısınız.
Kaydet