Bir münakaşadaki iki tarafa da kulak verenler, sadece komşulardır.
Anlaşmazlıklarda taraflar sadece kendini haklı görür, "öteki"nin anlatmak istediği 5 cümleden sadece 1 cümlesini dinledikten sonra durumu anladığını zannederek, geri kalan 4 cümleyi dinlemeden durumu yargılar, karar verir. Ve çoğu zaman insanlar kendinin haklı olduğuna odaklandığı için, yanlış düşünmüş olabileceğini aklına bile getirmez.
Yanlış anlamalar, duyguların çiğnenmesi, çatışmalar ve anlaşmazlıklar çoğu zaman dinleme eksikliğinin bir sonucudur.
Size bölünmeyen dikkatini armağan eden biri olduğunda, sizi dikkatle dinlediğinde kendinizi nasıl hissedersiniz?
Tanıdığınız yüzlerce insan arasında en çok birkaç kişi size gerçekten kulak veriyor olabilir.
Maalesef çoğumuz, dikkatimizi kendimize ve kendimizi haklı gördüğümüz düşüncelerimize odaklıyoruz. Dikkat edin, ilişkilerde ahenksizlik olduğunda insanlar birbirini dinlemez, sadece kendi konuşma sırasının gelmesini bekler.
Dinlemediğiniz insanlar da incinir. İncinme, yaşlandıkça öfkeye dönüşür. Bu dertler birikir, söz konusu kişiye karşı normalde beslediğiniz saygı ve ilginin yerini alır ve benzersiz üzüntülere yol açar.
Dürüst olun. İleride bir gün bu durumu düzeltirim diye mi düşünüyorsunuz? Ya bu fırsat elinize geçmezse? Ya arada geçecek sürede sizin ya da o kişinin başına bir şey gelir ve hatayı tamir etme şansınız kalmazsa?
Yakınımızdaki kişileri "bakım altında tutmak" gerek.
Bu dünyadan hiç pişmanlık duymadan ayrılabilmek için, "öteki"lere kulak vermek, yanlış anlamalar sonucunda soğukluk oluşmuşsa haklı olma isteğimizi aşmak ve geçmişi geçmişte bırakmak gerek.
Hani "telsiz kilitlenmesi" diye bir şey vardır. Telsiz mesajlarını aynı anda hem vermek hem de almak mekanik olarak imkânsızdır. Önce konuşmak, sonra dinlemek zorundasınız.
Birisiyle konuşurken sözümüzü bitirdiğimizde, telsizin düğmesini kapattığımızı düşünsek… Sonra dikkatimizi diğerinin söylediğine yoğunlaştırsak… Her sözü özümsesek... Diğer kişi sözünü bitirip tamam mesajı verdikten sonra, telsizimizin düğmesini açıp söylenenlere cevap versek...
Gerçek anlamda kulak verdiğimizde ahenksizlikler çözülebilir.
Birinin kendisini önemli hissetmesi için yapabileceğiniz en iyi şeyin bir işe değil, o işi birlikte yapacağınız kişiye odaklanmanın, "sen çok önemlisin" demenin başka biçimi olduğunu hiç düşündünüz mü? Önemlisin mesajı verdiğiniz kişi, zaten o işi çözümleyiverecektir, sizin işi düşünmenize gerek bile kalmayacaktır.
Eşinizle, işyerinizdekilerle çatışma yaşıyorsanız, bir de onlara kulak vermeyi denemekte yarar var. Telsizdeki gibi onun konuşmasını bekleyin, sonra konuşun, sonra susup yine kendini ifade etmesini bekleyin.
Deneyin, yararlı olduğunu göreceksiniz…!
Yorum