KMÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ercan Aşkın öncülüğünde Doç. Dr. Mehmet Kurt, Yrd. Doç. Dr. Erkan Alkaç, Yrd. Doç. Dr. H. Ertuğ Ergürer, Arş. Gör. Murat Karakoç ve Arş. Gör. Hakan Göncü'den oluşan ekip tarafından yürütülen çalışmayla Ermenek kenti ve çevresinde yetiştirilen ürünlerin işlenmesinde kullanılan antik dönem yapılanmaları tespit edildi. KMÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonunca desteklenen araştırmayla aynı zamanda bölgede kullanılan tarımsal teknolojinin niteliği açığa çıkarılırken tarımsal üretimde öne çıkan ürünler de belirlendi.

Antik Dönemde Ermenek'te Neler Üretiliyordu?

Proje yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Ercan Aşkın, "Arkeolojik yüzey araştırmalarıyla tespit ettiğimiz kırsal yerleşimler, çiftlikler, atölyeler, presler ve harman yerleri burada üzüm, tahıl ve zeytin yetiştirildiğini ve işlendiğini gösteriyor." açıklamasında bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Aşkın, antik dönemde bölgede yetiştirilen ürünler arasında özellikle üzümün ön plana çıktığını, arazi çalışmaları sırasında tespit ettikleri çok sayıdaki üzüm presinin buradaki üretimi gösterdiğini belirtti.

Antik Dönemden Kalma 106 Farklı Üzüm Presi

Aşkın, araştırmaları sonucunda Ermenek ve çevresinde antik döneme ait 106 farklı üzüm presi kayda geçtiklerini ifade ederek gerek sayısal çokluğu gerekse eski metinler dikkate alındığında bölgede önemli oranda şarap ve diğer üzüm ürünlerinin üretiminden söz edilebileceğini dile getirdi.

Bölgede tespit edilen üzüm preslerinin, ürünlerin işlenmesinde kullanılan teknolojiler konusunda da bilgi verdiğini dile getiren Aşkın, antik dönem üzüm preslerini genel olarak iki grupta toplamanın mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi: "Birinci grupta ayakla çiğnenerek üzümün suyunun çıkarıldığı basit pres örneklerinden söz etmek mümkündür. Bunlar basit bir ezme teknesi ile bir toplama fıçısından meydana gelmektedir. İkinci grup presler ise mekanik yöntemlerin kullanıldığı daha gelişmiş teknolojiye sahip, ezme teknesinin kenarında baskı kolu olan örneklerdir. Ayrıca presler mekana göre sınıflandırıldığında yine iki grup pres yapısı ortaya çıkmaktadır. Bunlar açık alanda anakayaya oyulmuş presler ile kaya mezarlarından dönüştürülmüş presler şeklinde görülmektedir. Bölgede tespit ettiğimiz preslerin büyük çoğunluğu açık alanda anakaya üzerine oyulmuşlardır. Çok çeşitlilik gösteren üzüm preslerini 'ezme teknesi ve toplama fıçısı taşınabilir olan ve olmayan, tek ezme tekneli ve tek toplama fıçılı, tek ezme tekneli ve çift toplama fıçılı presler' gibi sınıflandırmak da mümkündür."

 

 

Tahıl ve Zeytin Yetiştiriciliği

Yrd. Doç. Dr. Ercan Aşkın, Ermenek ve çevresinde üzüm yetiştiriciliğinin yanı sıra tahıl üretimine de rastladıklarını ve tespit ettikleri yuvarlak formlu harman yerlerinin bunun kanıtı olduğunu ifade ederek "Antik dönemde önemli oranda tahıl üretimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar arazi şartları tahıl üretiminde zorluklar yaşanmasını beraberinde getirse de tarım alanlarında karşılaşılan harman yerleri bu zorlu coğrafyada mümkün olduğunca tahıl üretme çabasının söz konusu olduğunun göstergesidir." şeklinde konuştu.

Aşkın, üzüm ve tahılın yanı sıra bölgede sınırlı miktarda da olsa zeytin yetiştirildiğine dair arkeolojik veriler bulunduğunu söyleyerek "Antik dönemde zeytin üretimi kapsamında kanıt olarak gösterilebilecek sadece bir kalıntıyla karşılaştık. Diğer tarafı görülemeyen bu kalıntının tekerlek formlu kırma taşı ya da mortar formlu kırma teknesi olabileceğini düşünüyoruz. Bu kalıntıdan hareketle Ermenek’te üretilen zeytinlerin işlenmesi için atölyelerin olabileceği sonucuna ulaştık." dedi.

Araştırma sonucunda Germanikopolis (Ermenek) ve hinterlandında gerçekleştirilen tarımsal üretim faaliyetlerini açığa çıkararak tarımsal teknolojinin niteliğini tespit ettiklerini belirten Yrd. Doç. Dr. Ercan Aşkın, "Araştırma ile kent ve çevresinde yetiştirilen ürünlerin işlenmesine yönelik yapılanmalar ile bunlara ait donanımların belirlenerek kayıt altına alınması sağlanmış, ekonomik anlamda kenti besleyen dinamikler konusunda da önemli bilgilere ulaşılmıştır. Proje sonuçlarının bilim dünyasına sunulması, farklı coğrafyalarda gerçekleştirilecek arkeolojik çalışmalara da katkı sağlayacaktır." diyerek sözlerine son