Karaman Valiliği, Türk Dil Kurumu ve Karaman Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği programa Karaman Valisi Süleyman Tapsız, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sinan Kaçalin, Karaman Milletvekili Dr. Recep Şeker, Garnizon Komutanı J. Alb. İlhan Şen, Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahim Alan, Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Gökşen, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabri Gökmen, il ve üniversite protokolü ile çok sayıda öğrenci katıldı.

 

KMÜ 15 Temmuz Konferans Salonunda düzenlenen program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayarak açılış konuşmaları ile devam etti.

 

“Karaman, ülkemizde ve dünyamızda hak ettiği yeri alacak bir şehirdir”

 

Programın açılış konuşmasını yapan Karaman Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, Karaman’ın 739 yıldır Türk Dil Bayramını kutlayan bir şehir olduğunu hatırlatarak, “Karaman, kimliğiyle ve kişiliğiyle ülkemizde ve dünyamızda hak ettiği yeri alacak bir şehirdir. Türk Dil Bayramlarını anlık ve günlük olarak değil, Karaman’ın Türk dilinin başkenti olmuş bir şekilde bütün bir yıla yayarak kutlanmasını arzu ediyorum. Karaman’ın Türk dilinin yüzyıllara taşınması için bir merkez olmasını istiyoruz.” dedi.

 

“Kendimizi tanımak, tanıtmak ve ayakta tutmak durumundayız”

 

Karaman Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan’ın ardından söz alan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sinan Kaçalin ise Türkçe’nin konuşulduğu her yerde bu tip etkinlikler düzenlemeye gayret gösterdiklerini belirterek, “Önümüzdeki dönemde kutlamalarımızı uzun yıllara yayarak daha kapsamlı etkinlikler gerçekleştirmek istiyoruz. Bu kutlamaları unutulmanın önüne geçmek adına bir acziyetin değil, dünyanın bir gerçeği ve geçerliliği olarak yapıyoruz. Kendimizi tanımak, tanıtmak ve ayakta tutmak durumundayız.” şeklinde konuştu.

 

“Karaman, Türk dilinin temsil gücünü taşıyabilecek bir şehir”

 

AK Parti Karaman Milletvekili Dr. Recep Şeker ise Türk dilinin varoluşu ve gelişimi ile ilgili bilgiler paylaşarak, “Karaman, Türk dilinin başkentidir. Karaman’ın bu özelliğiyle, Türkçe'nin dünyada en çok kullanılan beşinci dil olmasının ve 250 milyon nüfusun konuştuğu bir dilin temsil gücünü taşıdığını biliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu temsilin Karaman öncelikli olarak çeşitli zamanlarda farklı yerlerde de kutlanması için çalışmalar yapacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

 

“Türkçemize sahip çıkmak bu milletin her ferdinin görevidir”

Karaman Valisi Süleyman Tapsız ise konuşmasının ilk bölümünde Yusuf Yanç’ın kaleme aldığı ‘Karamanoğlu Mehmet Bey’i Arıyorum’ isimli şiiri seslendirdi. Vali Tapsız, bir dilin sahiplerinin o dili konuşanlar olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkçe konuşan ve yazan herkes bu dil karşısında sorumluluk duymalıdır. Vatan çocuklarına bir milletin yarattığı ve yaşattığı bir dili en ince ayrıntıları ile öğretmek şüphesiz bu dünyanın en güzel işidir. Diller, milletlerin en kıymetli servetleridir. Yeryüzünde milletleri birbirine bağlayan, birbirlerini anlamalarını sağlayan daha kuvvetli bir bağ yoktur.”

 

Vali Tapsız, bazı Türkçe kelimelerin varoluşu ve günümüzdeki kullanışı ile ilgili bilgiler paylaşarak, “Türkçe sadece mazi ile günümüz arasında bir köprü kurmakla kalmayıp toplumları da birbirine bağlamaktadır. Dilimizi geliştirerek muhafaza etmek millet olarak geleceğimizi de güvence altına almak demektir. Dilimiz, bizi bir arada tutarak ortak değerler etrafında birleştiren başlıca unsurdur. Millet olarak hissiyatımızı, kültürümüzü dilimiz sayesinde kuşaktan kuşağa aktarıyoruz. Bu bağlamda dilimizi geliştirmek adına hepimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkçemize sahip çıkmak bu milletin her ferdinin görevidir.” dedi.

 

Türkçe’nin Haklı Gücü

 

Açılış konuşmalarının ardından Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Yavuz, Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Galip Güner, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yasin Kaya ve Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Özşahin’in konuşmacı olarak yer aldığı panele geçildi.

 

Prof. Dr. Orhan Yavuz, dilimizin ilk örneklerini Orhun abideleri ile birlikte verdiğini söyleyerek zaman içerisinde bozulmalara uğrayan Türkçe’nin çeşitli uluslarla etkileşim halinde bulundukça kazanımlar da elde ettiğini belirtti. Türkçe’nin gelişimini anlatan Prof. Dr. Orhan Yavuz dilimizin mihenk taşlarını oluşturan şiirleri dinleyenlerle paylaştı.

 

Doç. Dr. Galip Güner ise Türkçe’nin Anadolu’da yaşamış olduğu süreç ve Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu süreçteki yeri ile ilgili bilgiler aktardı. Milletlerin varlıklarını sonsuza dek sürdürebilmelerinde dilin büyük önem taşıdığını söyleyen Doç. Dr. Güner, “Dil demek, insan ve millet demektir. Türkçe bizim ses bayrağımızdır. Bu bayrağı hakkıyla dalgalandıramazsak vatanımıza da layıkıyla sahip çıkamayız.” dedi.

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yasin Kaya da ‘Türkçe’nin Haklı Gücü’ başlıklı sunumunda bir dilin güçlü olup olmaması konusunda çeşitli kıstaslar belirlendiğini ifade ederek, “Bir dilin güçlü olması için köklü bir tarihe sahip olması, geniş bir coğrafyada kullanılıyor olması, söz dağarcığının geniş olması, başka dilleri etkilemesi, matematiksel yapı, mükemmel bir söz dizimi, mükemmel bir alfabe, dil akademisi gibi unsurlar etkilidir. Türkçemiz bütün bu unsurlara sahip bir dildir. Fakat biz bu gücü bilmiyorsak bir kimlik bunalımı yaşıyoruz demektir. Kültür değerlerimize ve kimliğimize sahip çıkmalıyız. Türkçe okumalı, Türkçe yazmalı ve Türkçe düşünmeliyiz.” şeklinde konuştu.

 

Yrd. Doç. Dr. Murat Özşahin ise Karaman ağzında yer alan sözcüklerin ve ses özelliklerinin diğer lehçelerle olan bağlantıları ile ilgili sunum yaptı. Yrd. Doç. Dr. Murat Özşahin konuşmasında “Türkiye Türkçesi’nin yazı dili İstanbul ağzıdır ve bu bizim standart yazı dilimizdir. Karaman bölgesinde konuşulan ve çeşitli özellikleri ile ayrılan konuşma dili ise Karaman ağzı olarak adlandırılmaktadır ve Karaman ağzı da birçok ses ve söz özelliği ile kültür tarihimizi yansıtmaktadır. Karaman ağzının Türkçe’nin bin yıllık sözlüğü olan Dîvânü Lugati't-Türk’te işaret edilen kimi şekilleri hala taşıdığı görülmektedir.” dedi.

 

Program, plaket töreninin ardından sona erdi.