Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre en güvenilir kan; kendi özgür iradesiyle, hiçbir karşılık beklemeksizin, gönüllü, düzenli ve bilinçli kan bağışçılarından sağlanan kandır. Bağışlanan bir ünite tam kan eritrosit, trombosit ve plazmaya ayrılarak, 3 farklı hastanın ihtiyacını karşılayabilmektedir.

KAN BAĞIŞI KAN HÜCRELERİNİ YENİLİYOR!

Kan bağışının günlük yaşantımıza bir zararı olmadığı gibi çok önemli yararları bulunmaktadır. Kan vermeden önce, sağlığımızla ilgili sorgulama formu yanında, boy, kilo, tansiyon, nabız, vücut sıcaklığı bilgileriyle birlikte, kan grubu,  kan sayımı(hemoglobin) ve serolojik testler ölçülerek mini bir check- up yapılmış olur. Yapılan laboratuvar testleri, kan yoluyla bulaşan hastalıkların erken teşhis edilmesini de sağlayarak, gerekli önlemlerin alınması açısından da önemlidir. Kan veren kişide, kan yapan doku ve organlar uyarılarak, yeni kan yapmaya sevk edilerek kan hücreleri yenilenmiş olur. 

Düzenli kan veren kişide, hücreler için zararlı okside edici ajanlara karşı vücut direncinin arttığı ve böylece bazı hastalıkları önlediği düşünülmektedir.  Kolesterol, trigliserid, şeker gibi kan testlerine ve üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolit düzeylerine de olumlu etkisi olmaktadır. Ayrıca kalp ve damar sistemine etkileriyle, damar tıkanıklıkları, kalp krizi geçirme riskini azalttığı ve felç (inme) gibi bazı hastalıkları önlediği düşünülmektedir.

Kan bağışından sonra bazı hususlara dikkat edilmelidir;

● Kan verme işleminden sonra hemen ayağa kalkmayıp, 5-10 dakika istirahat edin.
● İstirahat sonrası yapılacak ikramları almalı ve görevlinin önerilerine dikkat edin.
● Sigara içiyorsanız, kan bağışından sonra 1 saate kadar içmeyin.
● Bağıştan sonra ilk yemekte alkollü içecekler almamaya özen gösterin.
● Kan verilen kol ile birkaç saat ağır şeyler taşımayın.
● Bağıştan sonraki 5-6 saat hamam, sauna gibi aşırı sıcak ortamlarda bulmaktan kaçının.