|
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı: "Recep,
Allah'ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır".
Mübarek Recep ayının ardından gelen
Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ayıdır. Bu mübarek ayın
değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri
Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır. 
Ebu Hüreyre Radıyallahu And'dan rivayet
edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle
buyurmuştur:
Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi;
şöyle dedi:
Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk
koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü,
kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu
kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya
Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu
gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere
ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne
mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı
zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan
ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne
mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının
bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık
kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının
tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem
buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına
iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı
affeder."
Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o
program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır.
Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini
alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta
istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret
hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o
ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir
Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği
bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik.
Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik
olunur."
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre,
bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir
grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri
birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına
Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?
Yıllık kader programı
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd
edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı
melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik,
ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu
devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı
kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük
bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat
Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim
edilir.
Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer
mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde"
olması bu manalara dayanmaktadır.
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama
getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği
gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça
parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Berat Gecesinin özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi
ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir
belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat
yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk
Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)",
"Rahmet Gecesi."
"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir.
Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması
veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah
yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi
denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe
istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde
gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı
olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın
onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü
gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi
verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları
kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini
çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak
geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli
eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen
rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı
çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip
günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı
Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne
kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden
istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.
Bu gece af dışı kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle
yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve
kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey
düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret
buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün
olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi
olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban
ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete
ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri
de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında
bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi
Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini
şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle
tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları
mağfiret eder."
Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık
hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler
müstesna." "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin,
sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını
inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi
olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban
ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete
ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri
de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında
bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi
Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini
şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle
tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları
mağfiret eder."
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi
bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap
veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde
Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde
bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak
büyük bir kârdır."
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da
sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı
maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket;
bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir.
Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde
mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi
faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve
istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı
amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi
bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap
veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde
Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde
bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak
büyük bir kârdır."
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da
sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı
maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket;
bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir.
Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde
mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi
faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması
hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin
olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu
tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı
için bid'at bile olduğunu ifade eder.
Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber
kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu
vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.
Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica
ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi
yücesin."
Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet
ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah
dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara
vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.
Berat Gecesi Namazı -I
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın
her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi
bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde
cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanamayacak
kadar da çok sevabı vardır.
Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre:
"Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat
gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her
nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u
Teala'nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir.
Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli
bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta
olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün
yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir.
Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:
-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce
Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin
koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?
-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini
okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha
sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey
okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar
kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana
gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket
ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana
sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."
Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu
duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana
sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle
buyurdu:
"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."
|