| Ne Oldu Bize ? |
|
|
| Pazar, 05 Şubat 2006 | |
|
"Deli dana"ların, "kuş gribi" söylentilerinin, globalleşmelerin, globalleşemeyen beyinlerin, AB'lere girmelerin, "aslında asla AB'ye giremeyeceğiz de iş olsun işte" lerin, "enflasyonu düşürdük" lerin, "piyasadan parayı çekersen, alım gücü yok olur ve enflasyon istemese de düşer" lerin, cinayetlerin, cinnetlerin, ahlaksızlıkların, arsızlıkların, hırsızlıkların vesselam her şeyin birbirine girdiği bir dünyada buluverdik kendimizi. Birileri "Deli Dana" ile büyükbaş hayvancılığın, birileri "Kuş Gribi" ile bin yıldır kümesimizde yumurtlayan tavuğun bile soyunu kurutmaya çalışırken, onlarca çeşit sahte gıda ürünü (kırmızı biber, bal, vs.) haberleri her gün haber bültenlerini doldururken, sebze meyvelerin apayrı bir dert haline getirildiği 2006 Türkiye'sinde ekmek bulamazsak pasta bile yemeyi düşünür olduk. Globalleşen dünyada her gün yeni şeyler de öğreniyoruz. Mesela, sadece Türkiye'deki danaların delirebildiğini öğrendik. Bir kaç göstermelik haberi dikkate almazsak, Türkiye dışında bir ülkede, deliren dana olduğunu hatırlayamadım. Ve yine, göçmen kuşların dünyada sadece Türkiye'ye göç ettiğini öğrendik. Aksini iddia edeceklerden, bu göçmen kuşların taşıdığı "kuş gribi" nin başka hiç bir ülkede olmayışının izahını da yapmasını isteyeceğim. Düşünsenize bu kuşlar başka ülkelere de göç etselerdi hiç değilse, göç yolları üzerindeki bir kaç ülkeden daha kuş gribi vakası duymaz mıydık. Ha göçmen kuşların Türkiye'ye özel bir kinleri var da, bu mikrobu sadece Türkiye'ye bırakıyorlar derseniz, o zaman bir diyeceğim yoktur, çünkü Yer yüzünde Türkiye'ye dost olan bir canlı türü olmayacağı yönünde ciddi kuşkulara sahip olmaya başladım. Bir süre daha gördüğümüz tavuk ve horozu canlı canlı yakmaya devam edelim bakalım. Belki birisi çıkar da, ziyaretçilerin asla giremediği, çalışanların bile uzaylı vaziyetindeki elbiselerle zar zor girdikleri özel tavuk çiftliklerine, göçmen kuşların nasıl girip de mikrop bulaştırdığını sorar, ona cevap arayan kırk akıllı sonunda taşı kuyudan çıkarır. Çıkarır da, zavallı tavuklarımız soykırımdan kurtulur. Kurtulur da, sabahları yediği bir kaç taze yumurtadan da olan, zavallı dar gelirli Anadolu insanı temelli aç kalmaktan kurtulur. Aç kalmak dedim de, şimdilerde fakir Afrika ülkelerinde bile pek açlıktan ölme haberleri gelmez oldu. İnsanlığın asgari geçim kaynaklarına daha rahat sahip olduğu söylenemez belki ama, dediğim gibi açlıktan ölen, sadece kemik ve deri olarak gezen o zavallı Afrikalı resimleri, haberleri gündemden düşmüş durumda. Ülkemize gelince, hükümetimizin beyanları, çok bilgili devlet kurumlarımızın açıklamaları, milletvekillerimizin çoğunluğunun söylemleri, ve bir takım medyaya baktığımız zaman her şey güllük gülistanlık. Et Balık İşletmeleri, SEK İşletmeleri, Yem Sanayi Fabrikalarının özelleştirilmesi ile hayvancılık çökmedi, tarım çöküşe geçmedi. Özelleştirilmek için sıra bekleyen gübre fabrikaları ile de tarımın çöküşü tamamlanmayacak. Türk Telekom, Tüpraş, demir çelik fabrikaları, tekel, vs. vs. yıllık trilyonlarca lira KÂR'lılıkları ile devletin sırtına yük olmaktan çıkartılmış, İsrailli, İngiliz, Amerikan, Fransız, Alman ve daha pek çok dost canlısı, sevgi abidesi, gözümüzün bebeği ülkelere, değerinden azıcık daha aşağı da olsa satılmış ve Türkiye'miz ikinci bir kurtuluş savaşına gerek kalmadan kurtarılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'miz, güzel bir senaryo ile bağımsız devlet olarak dünyaya tanıtılmış, Kuzey Irak'taki milyonlarca Türkmenimiz, büyüklerimizin çizdiği kırmızı çizgiler sayesinde rahat nefes alarak soykırıma falan uğramamış, Kerkük, Musul zaten bizi ilgilendirmeyen şehirler olduğu için oradaki vahşice öldürülen çocuklardan, tecavüz edilen müslüman kadınlardan, Türk olma ihtimali olduğundan işkenceyle katledilen her türlü hareket eden canlıdan falan da, sadece hava sahamızı açtığımız için, topraklarımızdan asker ve silah sevkiyatına müsaade ettiğimiz için sorumlu tutulamayacağımız için, gayet mutlu ve vicdanen rahatız. Avrupa birliğine girdik, girmek üzereyiz, Bir kaç yıl içinde üyeliğimiz tamamlanacak. Üyeliğimizle birlikte de tüm Türk vatandaşlarımız AB ülkelerine seyahat özgürlüğüne kavuşacaklar. Daha çok anlatılıp övünülecek halimiz var ya, benim acilen Kurtlar Vadisi Irak filmi için gitmem gerekiyor. İzlemek için değil canım, şayet bulabilirsem, önümüzdeki hafta için bilet almaya... Sevgilerle... Yorumlar (0)
![]() Yorum Yaz
|





