| 5. Büyük Melek |
|
|
| Salı, 28 Ekim 2008 | |
|
5. Büyük Melek 'E-Posta Melekleri' Bilgisayarın hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte, sabahları yaptığımız başlıca işler arasında ilk sıralara yerleşen e-posta kutusu kontrolünün bu sabahki tekrarında, gelen bütün iletileri incelemiş, çok önemli bu görevi yerine getirmenin verdiği rahatlıkla günlük işlere başlamayı düşündüğüm sırada, gelen kutusunda bir tane koyu renkli iletinin olduğunu farkettim. Bu okunmamış iletinin muhasebecimden geldiğini görünce okuma isteğim azalmışsa da orada öylece koyu renkli bir ileti başlığı görünmesi rahatsız edeceğinden en azından okunanlara geçmesi için tıklamak ihtiyacı duydum. Bilgisayar ve internetin inanılmaz bir hızla yaşantımızın ta dibine kadar ulaşmasının getirileri ve götürüleri bir yana, uhrevi yanımızın da bu teknolojiye ayak uydurma çabaları beni gerçekten şaşırtmaya devam ediyor. Böbrek, ilik, kan nakli bekleyen hastalar, tekerlekli sandalye dağıtan üniversite öğretim görevlileri, gelen iletiyi bilmem kaç kişiye aynen göndermen durumunda size çuval dolusu parayı babasının hayrına verecek olan Microsoft!!!, falanca ülkenin Türkiye aleyhinde yaptığı envai çeşit anketlere oy verince dikkate alınacağını zanneden ezikler, yine bilmem kaç kişiye gelen iletiyi göndermeniz halinde msn programındaki adam siluetinin mavi renge dönüşeceği, mail iletisini kayıtlı tüm adreslerine gönderecek olan bizlerin, eğer erkeksek msn'i ifade eden yeşil insan resminin dansöze, bayan ise yakışıklı bir jöne dönüşeceği hayaliyle yanıp tutuşan biçareler, hemen her gün gelen kutusunu rahatsız eden davetsiz göndericiler olmaya devam ederken, bunlara ilaveten, 7, 9, 19 kişiye gönderilmeyen elektronik postaların, depreme, yangına ve türlü doğa afetine yol açacağını kan ter içinde haber eden dostlarımız!!! var. Mutlaka gelmiştir size de. Mekke'de ikamet eden, nur yüzlü, pak alınlı, ak sakallı ermişlerimiz, bizler için pek değişik ve hayırlı görüntüler izledikleri rüyalar alemine hemen her gün ziyarette bulunurlar. Gördükleri manzaraları ve Peygamber Efendimizden!!! bizatihi aldıkları mesajları, malum telefon ücretleri pahalı olacağından E-posta Melekleri ile gönderirler. Bu ak sakallı, nur yüzlü evliyalarımız, rüyalarının tamamlanmasına müteakip, Türk Milletinin bekası ve hayrı için hiç vakit kaybetmeksizin laptoplarının başına oturur, AhiretCell üzerinden internet bağlantısı kurup, Türkiye'deki Evliyalık Bayilerine İvedi etiketli elektronik postalar gönderirler. Derler ki; "Aman ha bu mesajı şu kadar kişiye gönderin. Peygamberimiz!! söyledi, eğer göndermezseniz başınıza taş yağar, evinize gemi düşer, iş yerinize tren çarpar, fay hatlarınız 8.9 şiddetinde kırılır. Ayağınız kayar üzerinizden tank geçer, yanarsınız, yıkılırsınız, kahr ile gazaba uğrarsınız. Ama gönderirseniz; kimbilir belki yarından da yakın üstünüze banknot yağar, banka hesaplarınız dolar patlaması yaşar, yastığınızın altından altın külçeleri çıkar, yüzünüze nur gelir, kapınızın önünde müşteriler izdiham yaşar vs. vs. İşte gelen mesaja tıklama süresince aklımdan geçiveren bu düşüncelerle iyice karamsarlığa kapılmışken, sevgili muhasibimin iletisini okumaya başladım. Ancak gelen e-postanın bahsettiklerimin dışında kalan bir başka kategoride olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hani bu türleri de gelmiştir bilirsiniz, işte bu mesajı sevdiklerine yolla bak bakalım sana kaç tanesi geri dönecek. Geri dönenler seni gerçekten seviyor, göndermeyenler de playback yapıyor diye biten sevgi ve muhabbet nameleri dolu iletiler... Tam muhasibime "Sana olan sevgim, çıkaracağın vergi matrahı ile ters orantılıdır. E-postalardan medet umma!" demeye hazırlanırken, birden fikir değiştirdim. Çünki gerçekten bir şey yapmamı istemiyordu gelen ileti. Hatta şu kadar kişiye, bu kadar kişiye, listen yetersiz ise konu komşudan alacağın bir fincan e-posta adresine gönderilmesi istenen postalardan da, sevgi ve muhabbeti ölçen özelliklerle bezenmiş elektronik kodlar topluluğu da değildi. Hatta iletiyi okudukça, belki de günümüz insanının nadiren kullandığı da olsa iyi dilek ve temennilerini ifade etme özelliğinin aksettiği bir ileti olduğunu gördüm. Hatta güzel bir de hikaye eklenmişti iletiye. Yer yer kullandığımız "Halil İbrahim Bereketi" ifadesinin nerden çıktığını da bilmediğimi farkedince, gelen iletiyi sizinle de paylaşmak istedim. Buyurun bakalım birlikte okuyalım... "Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. KAİNATIN SAHİBİNİN EVİNİZE VE HAYATINIZA HALİL İBRAHİM BEREKETİ GETİRMESİNİ DİLERİM." İletinin açılmasına değin aldığım günahlarını sevgili muhasibime iade ederken, muhasibim de dahil olmak üzere tüm okurlarımıza Halil İbrahim Bereketi diliyorum... Bereketle kalın... Yorumlar (6)
![]() teşekkürler arkadaşım
Yazan ibrahim parladı, Ekim 31, 2008
bana bu mesajın ulaşmasında emeği geçen ali güley beye çok çok teşekkür ederim.
Tebrikler
Yazan yeliz, Ekim 30, 2008
Yazınızı başlığı ilgimi çektiği için okudum. Ancak çağımızın rahatsızlığına kara mizahı o kadar güzel kullanarak değinmişsiniz ki tebrik etmeden geçemedim. Başarılar...
yürekten teşekkür...
Yazan kanka, Ekim 30, 2008
Maili ilk aldığımda 5.melek mi geldi dedim:) yazılarını her zaman takip ettiğim arkadaşım, gerçekten güzel bir noktaya değinmiş. İnsanları bilinçlendirmek adına yazdığın bu makaleyi bizlerle paylaştığın için gerçekten minnettarım. Günlük yaşamda posta iletime gelen "Mutlaka Okuyun"diye başlayıp " şu kadar kişiye gönderin " ile biten mailleri artık okumadan silmek zorunda kaldığım için kimi zaman üzülüyorum ki gerçeklikten uzakta yazılan bu mailler artık yinemi dedirtmeye başladı. Umarım bir çok kişininde okuyunca fikri değişecek. Emeğin için teşekkürler...
...
Yazan erkan kavas, Ekim 29, 2008
Bu mail ilk aldığımında içimi bir sıcaklık kaplamıştı belki de günlük telaşlardan sıyrılıp ve bu telaşların bizi insanlığımızdan çıkardığı bütün kötü düşüncelerden arındım. Gerçekten yukarıdaki yazıyı okuyucunca, adını koymakta zorlanmadığım veya o anda hatırlayamadığımın "MELEKSİ DÜŞÜNCELERİ" senin bu güzel yazınla tekrar hatırladım. Belki de bu hafta yaptığım en güzel şeydi BU MAİLİ SANA GÖNDERMEK
Saygılarımla... Mali Müşavir Erkan KAVAS Sanal mı Yalan mı?
Yazan Makine Mühendisi, Ekim 28, 2008
Ey Allahım Herkes Yolunu Bulduğunu Sanmış iken Gerçek Yola Ne Zaman Yöneleceğiz? İnsanların Hayatı İyice Sanal ve Yalan oldu hakikaten. Umarım Uhrevi Hayata Ulaştığımızda Gerçeği Görmemiz İçin Çok geç Kalmış Olmayız. Rabbim Hepimize Selamet Versin... Teşekkürler Bu Güzel Yazı İçin...
... Yazan Ufuk İŞLEKER, Ekim 28, 2008
Bu akıcı ve bir o kadarda içeriği anlam yüklü yazıyı bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim. Umarım sadece okumakla kalmayıp, toplum-birey olarak almamız gereken dersi ve üzerimize düşeni layık-i ile yerine getirebiliriz. Berketli-Kazancı bol günler dilerim.
Yorumların sorumluluğu yorumcuya aittir. Yorum esnasında veri tabanımıza
kaydolan kişisel bilgileriniz gerektiğinde delil olarak kullanılır. Yorum yapan herkes bu kuralı okumuş ve kabul etmiş sayılır. |





